Edebiyat

Çocuk Hayırlama Gülbankı

Tende ve Canda kendini vareden Hakkın adıyla B’ismişah Allah Allah!” Ateşten, havadan, sudan ve topraktan var oldum. Doğdum 7 âlem, 3 atadan. Hu dedim gerçekler aşkına! Anam yer, babam yağmurdur kal-u beliden beridir. Ateşten Ateşe, Havadan Havaya, Sudan suya Topraktan toprağa! Can cana doğru, nur ile geldim Durdum divana, uydum meydana. Can cana. Can didara. […]

On İki Post

1- Horasan Postu: Hacı Bektaş Veli:Baba 2-Seyyid Ali Sultan Postu: Aşçı 3-Balım Sultan Postu: Ekmekçi 4-Kaygusuz Abdal Sultan Postu: Nakib(Vekil) 5-Kamber Ali Sultan Postu: Atacı(Cömert) 6-Sarı İsmail Sultan Postu: Meydancı 7-Karadonlu Can Baba(Avuçan): Türbedar 8-Şahkulu Hacım Sultan Postu: Kilerci 9-Şeyh Şazeli Sultan Postu: Kahveci 10-Hz. İbrahim Sultan Postu: Kurbancı 11-Abdal Musa Sultan Postu: Ayakçı 12-Hızır […]

kimin için sanat

Sanat üzerine genel tartışma konusu, tarihin her döneminde aynıdır. Yani ‘Kimin için sanat’ ya da ‘sanat sanat için mi ?’ Sanat toplum için midir? Bu eski tartışmanın tek başına düşündüğümüzde birçok eksikleri vardır. Farz edelim ünlü bir ‘üstat’ çıkıp yüksek perdeden çevresine buyruklar vererek: Sanat, sanat içindir! diye bağırıp çağırsın ve sanatın tek amacı vardır […]

gül yaprağı gibi akardınız /bir nehrin derininden

ülkem susmuş gibisin yeniden çocukların senin işkence/hanelerinde çığlıkların ortasında yüreklerinin yenilmez olduğunu öğrendiler sancı sızıyor solduruyor yüzünü yağmurlu bir gecede susuyorsun suçsuz sabırlı ve yorgun asla yakınmadan kirlenmeyen direnen günlerine oysa iliklerinde çoğalan soluyu-şunda yaşamın gül yaprağı gibi akardı/nız bir nehrin derininden yürek çizgilere sığmayan bir umut olup Mehmet Özgür Ersan

Vladimir Mayakovski: EKİM’İN ÜÇ ŞAİRİ (III):

Yıldız, Nedir bu üşenme parıldamaktan? kutlamayacaksan eğer doğuşunu bir İnsanın yalnız şeytan olmaz mı yıldız övüp ululadığın? (1) Vladimir Mayakovski 7 Temmuz 1893 veya 1894 (tarihten ne kendisi ne annesi ne de babası emin değil) Bağdadi Köyü, Kutays İli, Gürcistan’da bir orman bekçisinin oğlu olarak dünyaya geldi. Asıl adı Vladimir Konstantinoviç’dir. Çocukluğunun bir kısmının geçireceği […]

Su Perisine Mektup

Bir gülün düşerken ki sessizliğini duymuyorsa hayat. Bırak orda kalsın tüm yaşanılanlar.Usul usul ölen biri varmış gibi olmasın sevgiler. Kırk kapı kırk kez üzerime kapandı. Yorgun ve kederliyim. Konuşmaktan korkar oldum. En çokta incitmekten, incitilmekten. Hatalar sarmalında geçmişle yüzleşmekten. Tek istediğim sevdiğim kadınla mutlu olmaktı.Oysa kaderime öfke seli, gözyaşları düştü. Kaç tutsaklık, kaç darbe, kaç […]

Sergey Yesenin – EKİM’İN ÜÇ ŞAİRİ (II)

“Ben kendimi ekime feda ederirn ama, şu bilinsin ki elimdeki altın sazımı asla.” Sergey Yesenin Tolstoy ‘Acının Yolu’ romanında devrim döneminin tipik bir kahvesinden söz etmektedir. Dönemin şairleri, gazetecileri, edebiyatçıları, macera düşkünü anarşistleri kısacası dönemin tüm aydın profilinin bulunduğu kesif dumana batmış yarı bohem ortamından bahseder. Bu hava içinde Sergey Yesenin (1895-1925) oraya buraya koşuşturan […]

Ülkemizde Edebiyatın İdeolojideki Yeri

Edebiyat sınıflı toplumlarda sınıflı toplumun bir yansımasıdır.Sanatçı yaşadığı toplumun aynası olarak , kendi duyuş, düşünüş ve kavrayışını kendi estetik bakış açısıyla eserlerine yansıtır. Hangi sınıftan ya da hangi sınıfın yanında ise bu duyuş, düşünüş ve kavrayış o sınıfın ideolojisinin edebiyata yansımasıdır. Sınıflar üstü bir edebiyat olamaz çünkü sanatçı o toplumda yaşıyor insani ilişkilerini o toplumdan […]

Cahit Sıtkı Tarancı

Yaşamı: 4 Ekim 1910’da Diyarbakır’da doğdu.İlk ve ortaöğretimi İstanbul’da Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten (1931) sonra İstanbul’da Mülkiye (1931-1935) ve Yüksek Ticaret Okullarında (1935-1938) okudu;yarıda kalan öğretimini Paris’te Sciences Politigues’te sürdürdü (1938-1940) ancak savaş sırasında kentin işgali üzerine yurda dönmek zorunda kaldı.Öğrencilik yıllarında Sümerbank’ta memur olarak çalışmıştı.Bir süre de ticaretle uğraşan babasının yanında çalıştı.1944’ten başlayarak Ankara’da Anadolu […]

Eleştiri ve eleştiri türleri

Eleştiri Yunanca “kritike” sözcüğünden türemiştir [Almanca Kritik], [Fransa Critique], [İngilizce Critical] Ayırt etme, yargılama, eleştirme (sanatı). Eski dilde karşılığı tenkittir.1- Genel anlamda, bir insanı,bir yapıtı, bir konuyu, doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek ereğiyle inceleme işi. 2) , Felsefede, özellikle bilginin temellerini ve doğruluk durumunu inceleme,sınama,yargılama. Örneğin elde edilen bir bilginin eleştirisi. Kısaca eleştiri bir […]