Hayat

Ispinoz

Ölmek Susuz tarla kuşları gibi Ilgında Konduğu ilk dalda Denizleri aşan kırlangıçlar Artık uçmayı özlemediğinden Yaşamamak Kör bir ispinoz gibi Acılar içinde O geldi denize karşı durduk el ele Yosun kokularına karışan Deniz tuzu kokan saçlarıyla Mehmet Özgür Ersan

Yusufçuk

Burada bu dağ tapınağının Saçaklı avlularında Esiyor ceylan sesleri Sıcaktan yanıyor Dağlar bile Aniden yağmur boşanıyor Binmişim çırılçıplak Çıplak atımın üstüne Gözlerinde Uzak dağlar yansıyor Yusufçuk böceğinin Mehmet Özgür Ersan

Bahçe

Eski acıların Özünden içine süzen İçe işleyen Düşen yemişleri Ezercesine Bir sessizlik var Yüzünün boğuk Durgun yanında Gizliyor oysa Denizin vuran ışıltısını Bir düşünce ki parlıyor Durgun yüzünde Sana duyduklarımı Dinliyor ama anlıyor musun Bilmiyorum Gözlerinde aynı tat Masum ışıltılı Çevrende pırıltılı bir bahar Tanıdık bir hava yaratıyormuşcasına O kadar saf değilim diyorsun O kadar […]

‘Ölmeden özgürlük istiyorum’

Mert Değirmenci’ye Derler ki; Müzik cennetle dünya arasında bir köprüdür. İçimdeki şarkı sustu Yalnız kurşun sesi Bunaltıcı Bir dağda iki kaplan yaşamaz derler Bir ormanda binlerce ağaç yaşıyor oysa Artık bilmecelere yer yok Hayat yatağında akıyor Ölmeden önce özgürlük istiyoruz Ortadoğu’nun karanlığında vahşi köpek sürüsü Gecenin sessiz bir saatinde Kobaninin sokaklarına aktı Masumların çığlıkları gecede […]

Ortadoğu sokaklarında

Unuttuğun her yangın boy veriyor kapında Katledilen her canlının son sözü Ölürken bile yürekleri harlayan sevgi Onlar da açık mavi bir gökyüzü istediler Saçlarına toz konmayan güzel bir hayat Sesini gizle ey çocuk Bir yaz daha hep öyle kalsın ince rüzgarıyla Dönmesin dağlardan akan magması lav olup Gökden yağan misket bombalarına Yüreğim senindir O bütün […]

Yarpuz

Gün kavuşurken bir ekin sapına Bir mutluluğa Güneşli bir bahçede umuda Kim seçiyor yaşamın seyrini Dağların ağında kuşlar uçuşuyor Yalnız çok uzakta çekiç sesleri Kapalı kapılar ardında dağlanmış umutlar Durmadan bir savaş her renge her umuda Bakışın duruyor orada En son seni gördüğüm yerde Bu dünya bir yangın yeri Belki de Boyna yanıp duran En […]

oğul

deniz gülümsüyor uzaklarda gökyüzünde bulutlar göğsünü rüzgara verip denizlerin kanına senin kanını taşıyor efendim bu tuzlu gözyaşları benim toprağımın analarının bu ölü suyu benim evlatlarımın efendim gökyüzü ağlıyor yürek ağır bir acılık oluyor dudaklarımda tuzlu öyle acı ki suyu yürekten kopup gelen ağıdın tadı ne bir aşığın sazına dönmüş ağıtlar ne de ıslak yasemin kokusuna […]

Ufuk

Düşer karlardan vadilere En kuytuda kalana Ah bu sevda gelmez bir daha Nar çiçekleri yanar da tutuşur Kanlı gözyaşlarıyla Ah bu sevda rüzgarlara karışır Ülkemin tüm nehirlerinden Iniltilerle yüzerek denizlere ulaşır Geri gelmez bir daha Ve rüzgarlarla limon bahçelerinin arasından Nehirlerin denize kavuştuğu yerde Ah bu sevdam rüzgarlara karışır Rüzgarlarla sulara sularla taşınıp Götürürsün gözyaşlarına […]

Bu Sağanaktan Boşalan

Yolculuklar tüner Her yalnızlıktan sonra Günler mora boyanır Ve tekrar ineriz dönmekte olana Ne demeli şimdi Hangi gerçeğe tutunmalı Hangi yalan kutsar bu doğruyu Tanıdık yüzler kaçış olur bazen İçinde derin yaralar vardır Oysa büyük yolculuklar Zaman neyi değiştirmez ki Geceyi, günü yarayı sözü Bugün gördüm Çocuk yüzün bile büyümüş Bu sebeptendir ki Geceleri kuşanmak […]

Yaşamak

Yalnızca yaşamak bile Başlı başına bir çılgınlık değil mi? Ne ünlüyüm Ne efsaneyim Ne korkak Ne cesur Yalnız liseli çocukların Abarttığı Erişilmeyeceğini bile bile Yıldızları özleyen Yıldızları göremeyeceğimi bile bile Karanlık gökyüzüne bakan Çılgın liseli bir çocuğum Mehmet Özgür Ersan 2006