Tasavvuf

Kurtuluş’a Çırpınan Fakir Bunu Bil!

Kurtuluş’a çırpınan fakir bunu bil! Ömür boyu acılar içinde şu yutkunup duran Huzur verici sahile ulaşmak için çırpınan fakir Dalgalar gece karanlık girdaplar içindesin Sahildeki mutluluktan bihabersin Sonunda meltemle misk kokusu gelir Yaban mersinleri örülü o yerden Saçlarına takılı taçlardan defne yayılır her yana İlk adım ben kimim diye merak etmekle başlar Görürsün duyarsın düşünürsün […]

Dokuz Boğumlu Yaraya Gazel – Mehmet Özgür Ersan

Acı maddeyi parçalarken Keder ruhumu Şiirde yetmeyecek artık Bu anlatılan senin hikayendir Kendini tanı Beni her şeyden uzak tutan O ışık parçasına ulaşmamı Tüm kötülüklerin içine batmış Buruk itlere duyduğum kine borçluyum Hala Truva kıskanılıyor Bugün tüm yazdıklarımızda Taklitten başka ne sözü var insanlığın Ezbere ürpertiler Yağmalanmış vecdlere Hazırlanan safdilleriyle Gelecek nesillere ağlaşmaktan başka Dinle […]

Babailer – mehmet özgür ersan

Kut* Dervişi Baba İlyas İnce yün yeleğinin cebinden Hoca Ahmet Yesevi’nin El yazması kelamı çıkardı Üç kere öpüp başına değdirip Dalıp çıkıp başka âlemlere Okudu Her bir mülhid** karındaşının Gözlerine uzun uzun bakıp Sözlerinin etkisini ölçtü “ Ahdinize sadık kalın” dedi Tekrar üç kere öpüp başına değdirip İnce yün yeleğinin cebine koydu Halifesi Baba İshak […]

doğuşum bir vav’dı /bir elif olurum ölünce

    doğuşum bir vav’dı /bir elif olurum ölüncekapıyı çalan kimdi kimdi kurtulda gel yüklerinden Üryan gel diyen başlangıçta kelam vardı eğer tin beni doğru aydınlatıyorsa başlangıçta anlam vardı her şeyi devindiren ve yaratan anlam başlangıçta eylem vardı çünkü oluşan her şey yok olmayı hak eder ben o kül’ün cüz’üyüm ki o karanlığın bir cüz’üyken […]

Akış

Zamanın kıyısında oturup izlediğimiz de akışınıBir ırmak olsaydık dünle bugünün arasındaYarın bugünün düşü bunu bilirseydik ne mutlu olurdukİçimizde şarkı söyleyen ışıklar saçan Kaç evren tozu yaşarken anın içinde Mevsimlerden hangi mevsim Aylardan hangi ay Saatlerden hangi saat bilmeden Sarsada yalnızlık kötü değil Kendi açlığımızdan ve susuzluğumuzdan En karanlık mağralar en dip ormanlarda Izdırapla kıvranan atalarımızı […]

Dua

Aç ellerini içindeki karanlık dökülsün kaybolsunDua yükseltir bu canını Ister Tanrı dinlesin sözcükleriniIster börtü böcek Dudaklarında rahvan bir huzur Kendi söylemiyorsun kanatlanmış huzur söyletiyor seni Ben diye düşünme içinde daha derin senden öte Ihtiyacın yalnız odur Akıl ile vicdan rehberin olsun Arzuların çiçeklense de sen ‘nefsini bil’ Doruklar kadar yüce okyanuslar kadar derin Çağrısıyla göğüs kafesinden […]

Çelişki

Güzellik uzun uzun aynada seyrettiğinIster bir sonsuzluk Ister bir anTanrı’yı bilmek ne bilmece ne ispat ister Çevrene bak yeter Yapraklar dallar ‘yeşillenen allar’ Evrenin derinlikleri yağmur yüklü bulutta gizli Hayat ve ölüm Toprak ve tohum Her tohum ölünce ağaç olur Her yaşam içinde ölümü Her ölüm içinde yaşamı saklar Bir ırmağın akışıdır yaşam Yeryüzünde herkes o […]

Hamuş

Sessizlik ırmağından içtin mi hiçBak nasıl içindeki çocuk şarkı söylerTohumdasın işte yine de çiçekteHenüz olgunlaşma çağında Bütünlük sardığında seni Içinde fırtınalar estiğinde Özlemler seni sardığında Şafakta çiğ taneleri süzülüp Sise karışıp yükseldiğinde Bulut olup ağdığında Tanecikleriyle iyinin güzelin üzerine Derinde daha derin de gerçeğin ruhuna erdiğinde Sadece yaratıcı gerçeğin sesi gelir Hamuş Hamuş Duymuyor musun […]

Değil

‘Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil’ ‘Onlara sevginizi verebilirsiniz’ ‘düşüncelerinizi değil’‘Kendi düşünceleri var onlarınSizinkiler değil’* Onlarla aynı çatı altında yaşayabilirsiniz Ruhlarıyla değil Onlar sizin gibi olsun diye çabalayabilirsiniz Onları kendinize benzetemezsiniz Yaşam ne dün de ne sonraki günle oyalanmaz yaşam akar geriye değil ileriye doğru Şu an yaşamda ne akıyorsa onu yaşarsınız Malınız mülkünüzden verirken pek fazla bir […]

Elma

Içinde ne varsa dışına o sızar Içini temizle Herkes kendi yolunu kendi bulur Yüreğinle temizle kapının önünü Derdin nedir anlat ona çekinme O sunakta sana emanet edilmiş bir kuzu Saf masum insanlara kurban edilmiş Ovalar ormanlar onun kanıyla sulandı Cennet ağacı böyle öz suyunu verdi Ve dişleriyle o elmayı yalnız kadın yemedi Parçalanan gönlüyle yüz […]