Şiir

erik ağacı

yel kırık yelken kırık mavi yabanda karartmışlar sabahları geceler batak ben sövmenin ustasıyım bir eskici dükkanı var gözlerimin içinde çökerse bu yıkıntı gelip kimler kaldıracak sözleştiler buluştalar söyleştiler birleştiler ne bitmez tükenmez laf ambarı imiş masal bitmedi gitti aşk değil mi ki oyuncularından birinin özgüvenin sarsıldığı ve yitirdiği korkunç oyun sanırım kimse kendinden nefret eden […]

Kurtuluş

tanrının sureti olsanda zor anlar yaşayacaksın ey insanoğlu duvar örüldü sana demirden perslere gereken kudret verildi zülkarneyn’e doğu’nun batı’nın anahtarı tanrı neyi yüceltir biliriz erittik demirden duvarı açıldı kapı sessiz gecede sevgili burada hür yaşama hasreti doğaya derin bakış inanırsan insanoğlu insan emeğiyle iveşir tanrıyla /yanılmasın insan bu yalancı sözlere bunlar tanrı kelamı değil tanrı […]

Erguvanlı hare

Her bahar namlusuna Kiraz çekirdekleri sürülmüş Aklını oynatan Zurnasını kaybetmiş bir Abdalan’ım Salacak’ta yosunların üzerine Denizin sokak çocukları konar Bahar çarpmış Yeşil yosun kokuyor Sarı saçların Deli ediyor maviyi Dalların uçlarında tomurcuklar Düşmüş sanki erguvanların içine Çobansız kalmış tekneleri güdüyor ay Şakaklarımda ötmeye başlıyor Nabzımın kızıl serçesi Yaprakları akan bir ırmağa dönmüş yatağımız Boğazda erguvan […]

durgun deniz -Mehmet Özgür Ersan

bir güzel orda­ bir gül yüzlü hep orada­ değiniyor ruhuma­ o kadar yakın ki bazen­ bazen o kadar uzak­ bir gül yüzlü­ erguvanların yapraklarında­ gezinen karıncalar­ yusufçuklar­ demire tutunmuş sakız sardunyalar­ yitirdiklerimiz yavaştan yağan yağmur­ yaslanılan yaslı yürekler­ yavaşlayan yoğun yeis­ benim umutsuz yolum­ bittiği yerde başlar­ korumaya çalış onları­ şairleri, delileri bir de meczupları­ […]

Ispinoz

Ölmek Susuz tarla kuşları gibi Ilgında Konduğu ilk dalda Denizleri aşan kırlangıçlar Artık uçmayı özlemediğinden Yaşamamak Kör bir ispinoz gibi Acılar içinde O geldi denize karşı durduk el ele Yosun kokularına karışan Deniz tuzu kokan saçlarıyla Mehmet Özgür Ersan

Kır Çiçeği

Ah bu yaz günleri Adsız önemsiz dağları Bürünmüşken sabah sisine Nasılsa deliyor yüreği Orda menekşeler, kır çiçekleri arasında O geldi o Eteğini binlerce çiçekle savurarak Mehmet Özgür Ersan

Liman

Şehir terk edilmiş kadınlar mezarlığıydı Ne kadar çok örselenirse o kadar çok seven En çok geceleri kabuk bağlamış yaraları sızlardı Kaşımaktan kanatırlardı durmadan Gecenin karanlığında başka bir kalp ararlardı sığınacak Mehmet Özgür Ersan

Hiç

ey insan bir yüzün var­ taştan oyulmuş­ kanın sudan ve topraktan­ ırmaklardan gelmişsin­ çağlayıp duran­ ne varsa oyup topladığın­ sana dair seni anlatan­ savurur atarsın­ denizlere­ yüreğinde karanlık­ derin bir sessizlik­ içine düşmüş sözcüklerden­ hiçlik deryasından atılmış bir oksun­ birlikten çokluğa bölünen­ birliği arayan­ karanlıksın­ sessizlik içinde gürleyen­ sesi dinleyip aydınlanan­ ve sesi gibisin­ aydınlığın […]

İnanmanın Gazeli

İçimdesin Sıkı sıkıya taşıyorum seni Bunun böyle olduğuna inanıyorum Nasıl inanıyorsam buna Öyle inanıyorum dediklerine Okumadan hepsine boğun eğiyorum bana karşı da olsa sözlerin Ne çıkar bundan bilmiyorum Kötüyüm Bilemiyeceğin kadar çok kötü… Onun için de durup dururken Bağırıyorum ya! Meleklerin sesi sandığımız Cehennemde kalmışların türküsü Ateşin yakışının sesi yok yok Buradan götürdüklerinin sesi Biliyorsun […]

Gitmenin Gazeli

Geçen günleri düşürnürsek Bu bir çeşit “bırakılma” Bir terk ediş anı Oysa içim senle dolu Tam da bu sıralarda Sana hiç söylenmemiş Hiç yazılmamış şeyler Söyleyesim var Ya da hiç yazamadıklarımı Yazasım Korkarsın, Kaçabilirsin benden Biliyorum Olmayacak şey değil ha Nicelerinin başına gelmiş Çok görülmüş Bir hadise bu Ayağıma sanki Ağır zincirler bağlanmış Sanki şu […]