Şiir

Aldanmanın Gazeli

Hiçbir zaman olmayacak diyorsun Biliyorum Öyleyse, yalnız bugünü yaşayalım Gelecekten hiç söz açmayalım Bugün gerçek Elle tutulacak kadar canlı Şimdi yalnız bu dimdik ayakta Tutuyor beni Dünyam bunun üstüne kurulmuş Duygularımız öyle değil elbet Ama gerçeği sarsamazsın Yok edemezsin Gideceksin biliyorum Bunu açıklamaya yeltenince Keskin kırık cam parçaları Oturuyor kalbimin ortasına Kala kalmış görüyorum kendimi […]

Kristal Kaplanlar Ülkesi

Hiç kimse bilmiyor Onun Esirgenip bağışladığını Suda koruyucu çarpışlarıyla Şimşeklerin O yaşam çorbasından içinde Doğanın ruhunun derinlerinden Doğduğunu Gemisiz Karasız Ulussuz Karşı çıkışlarla Sonsuzluğa Öfkenin ve deniz köpüğünün Baş kaldırsına emanet Yaşadığını Bir kaplanın izinden İrkilmiş turkuaz surlarının üzerinde Kristal kaplanlara karıştığını Ve tam burada tölün ülkesinde Dünyanın bittiğini yerde Hiç kimse sormadı İzlerini Geçmiş […]

Hüccet’ül Burhan

Gücün bitene kadar tüket bizi Ey kocamış zaman Ölümlü tortular bırak bize Kaybımız çok az bizim Yaşadık yeterince Gördük her bir şeyi Açgözlü dünyalıların Tükenince açgözlü yanları Belki birşey kalır geleceğe Sonsuzluk mutlu etmez bizi Sadece içten bir yaşam isteriz Gerçekten tanrısal olan Gerçekle, huzurla ve aşkla parlayan zaman Kimsenin ne tahtını ne cenneti Yıldızlarla […]

El Hallac

Hüzünler mıhlanır gözlerime Sevinçlerim gücenik kalır Yel kayadan ne alır Gelir geçer Yenilgiler bizi yıldırır mı sanır felek Gönül kafesinde Daha kaç gün kalır Çarpsam viran etsem cihanı Yeniden kurmak için İnsan gönlünce yaşasın diye El Hallac çarmıhta Lav yataklarında saklanır budunlar Kızıl börklü kızlar Kımız sağarlar kısraklardan Zıbınlarında uyur bebekler Alpler kınlarında çürütür hançerlerini […]

Kendine Dönme Vakti

I Vitrinlerin önünde durmaktan eskidiği Fiyatların sormaktan tükendiği Sinemalarında saklanılan Bu şehirde yaşanmaz artık Gazetelerinde yazılmış yazıların utandığı Silahların namlularının akla çevrildiği Bu şehirde … II Şimdi yollara düşme bozkırı geçme çöle ulaşma kendine dönme vakti… Çölde huzur çölde sessizlik çölde sen varsın Çöl yeni başlangıçtır sığınaktır insanlar -dan kaçanlar -a III Sonra usul usul […]

Hakidir Ayrılıklar

Issız ve karanlık Hücremde Geceye uzarken Sakallarım Kalbimde ve bahçemde Bir gül daha tomurcuklandı Dudakların Güzel bir nar lekesiydi Öpemeden Kopardılar dalından Sanmayın siyahtır Ayrılığın rengi Biz hep haki ayrılıklar Yaşadık Talan edildi Her dikenli telden sonra Beraber koştuğumuz yollar Dağıldı aşklar Dağıldı hayat Hakidir Ayrılıklar Mehmet Özgür Ersan 14th November 2013

Hayat Materyalist ve Gerçek

Çoban ateşleriydi Serçe cesetlerine karışan Rüzgarda ürkek konuşmalar Bilirsin mayın tarlasına iki kez girilmez Bütün renkleri kirli bir beyaz gammazladı Gamzelerinde bir elif kederlenir Asi bir Türkmen kızı Karındaşlarının cesetlerini Tütün ve efkarla çitilerken Tüm kızıl sakallardan kara gemiler geçti Alnımızda simurg gölgesi Ciğerlerimizde ejder soluğu Ergekon dediğin Bir yanardağ sönüğü Hangi ütopya doğru çıktı […]

Logos/ Mythos (Us / Hayal)

“Mitler, canlı tutsun diye vardır. “ Albert Camus -I- Antik Yunan Ozanların diliyim Mucizeler denizinde Trajik efsaneler ülkesinde Agora’da(1) bağırırım Artık hiçbir kanıta gerek yok Kaç beden gezdim Kaç hayat yaşadım Kaç tona kondu ruhum Yorulmadım Bir Anka’yım her bahar Yeniden doğan Likya’da Apollon Efes’de Artemis Evrenin merkezi Delphoi Tapınağında Afradot’im Lidya Frigya’da Dionysos Küçük […]

Kiraz Ağacı

I doğardı/ her kavgadan sonra iki başlı sessizlik bir keten buruşluğuydu zaman/ toplasan dağılacak gülsen yüzünün aynasında gülücükler yeşertecek bin kez yondum/ bin kez yoğurdum bu kasvetli anı kolları bağlı/ kim çözmüş kelepçesine/ ipek parmak uçlarıyla şaşırmadım ben/ onun doğumunu bilirim doğmadan öncesini/ yokluğunu mamak’ın yoksul gecekondularını bahçesinde zakkum/ hanımeli begonvil/ en çok sardunya kokulu […]

Deli Mehmet Destanı

dedem’e Aşk ve Terkediş Bir başıma kalmış Özgürlüğü elinden alınmış Bir serçeyim Bu buzul denizinde Duru masmavi bir günde Kaderin açtığı yeni yaradan Aşkın içime doluşu Yeryüzünün yıldızlara karışması gibidir Sarıkamış göğünün O masmavi kristal pırıltısının Borana dönmesi Para denizinin rüzgarını İçine doldurarak Sevgilinin çekip gidişi gibidir Zamanı Kavrayış Her yan bembeyaz Damarlarımda katmışız Billur […]