Şiir

Bahçe

Eski acıların Özünden içine süzen İçe işleyen Düşen yemişleri Ezercesine Bir sessizlik var Yüzünün boğuk Durgun yanında Gizliyor oysa Denizin vuran ışıltısını Bir düşünce ki parlıyor Durgun yüzünde Sana duyduklarımı Dinliyor ama anlıyor musun Bilmiyorum Gözlerinde aynı tat Masum ışıltılı Çevrende pırıltılı bir bahar Tanıdık bir hava yaratıyormuşcasına O kadar saf değilim diyorsun O kadar […]

Soluk

Alevlerin Alacakaranlığında Papatya kokan Meşe kokan Keven en çok Ve ölüm Eski kış Kuşlar Sözcükler de öyle Biraz güneş Bir meleğin Saçları Sis, ağaçlar ve biz Sabahın soluğundan yaratılmış Ne güzeliz Mehmet Özgür Ersan

Ölümsüzlük

Ah iyi yürekli ölüm Ne olur dokunma sakın Mutfağın Duvarında işleyen saatimize Bütün çocukluğum Geçti yüzünün minesinde Bir babanın az seven Büyük cüssesine büyük ellerine Boyalı çiçeklerinde Oyalı yazmasında Dokunma yaşlıların Ellerine, yüzlerine,yüreklerine Belki karşılık verir biri Duru sesiyle Ey utancın ölümü Acının ölümü Kimsesizliğin ölümü Sıcacık bir yüzde Bir gülüşte Hoşçakal diyen Hoşçakal canım […]

Sessizce

Sulardan, kardan yanıyor Üzgün değilim dedi Kendimleyim Sevgice sendeyim Sana doğru yaşadığımı Biliyorum dedi İki satır olsun yazmış Cebinde bir papatya Birkaç şiir Portakal, badem, kuru üzüm Kırık zeytin yedik O yavaş trenlerin Külrengi istasyonunda şehrin Sağlığını diliyorum yürekten Acıdan, ağlamaktan yorumlasın istiyorum O gülüş onu korur bir de annesinin duası Senin için senin gibi […]

Tutku

Tutkundu Söyliyemezdi artık Türküsünü Bırakılmışlığının Yürüdük birlikte Yatıyor şimdi Sessizce Her zaman Sökülmüş bir panayır Yerini andıran Belki de Yalnız benim Yaşamış olduğumu Bu sevinci Bilen Yüzüyle huzurla Mehmet Özgür Ersan

Liman

Şehir terk edilmiş kadınlar mezarlığıydı Ne kadar çok örselenirse o kadar çok seven En çok geceleri kabuk bağlamış yaraları sızlardı Kaşımaktan kanatırlardı durmadan Gecenin karanlığında başka bir kalp ararlardı sığınacak Mehmet Özgür Ersan

Hiç

ey insan bir yüzün var­ taştan oyulmuş­ kanın sudan ve topraktan­ ırmaklardan gelmişsin­ çağlayıp duran­ ne varsa oyup topladığın­ sana dair seni anlatan­ savurur atarsın­ denizlere­ yüreğinde karanlık­ derin bir sessizlik­ içine düşmüş sözcüklerden­ hiçlik deryasından atılmış bir oksun­ birlikten çokluğa bölünen­ birliği arayan­ karanlıksın­ sessizlik içinde gürleyen­ sesi dinleyip aydınlanan­ ve sesi gibisin­ aydınlığın […]

Yurtsuza Gazel

Hava kapalı, puslu bir gün yağmur yağdı yağacak, bulutların ışığı dokunuyor gözlerime, ne yaparsın, her şey olması gerektiği gibi: üzüntülü ve ağır geçiyor günler Sen yurtsuz değilsin, Senin bir yurdun var, Dilersen sırtını Çevirebilirsin yurduna Bizse yurt saydık Tüm dünyayı Ama yine de En iyisi de bu anlaşılan, Çünkü ne de olsa yüzdeyüz Kopamaz insan […]

Affedilmenin Gazeli

İnsan yürek çarpıntısız Yaşayamaz bilirsin Sevdiğine yüz çevirdiğin sürece Çarpmaz olur yüreğin Ellerin yok olur Bana, nerede olursam olayım, Suçsuz bakışlarla bakarsa, Her hangi birisi Kim olursa olsun, Onunla bilmediğim Bir nedenden Bağlıdır yüreğim Affediyorum sorgusuz sualsiz Sen de affet beni ne olur Bakışlarım ne diyor sana Sadece affet Biliyorsun Yinede susuyorsun Ne var ki, […]

İnanmanın Gazeli

İçimdesin Sıkı sıkıya taşıyorum seni Bunun böyle olduğuna inanıyorum Nasıl inanıyorsam buna Öyle inanıyorum dediklerine Okumadan hepsine boğun eğiyorum bana karşı da olsa sözlerin Ne çıkar bundan bilmiyorum Kötüyüm Bilemiyeceğin kadar çok kötü… Onun için de durup dururken Bağırıyorum ya! Meleklerin sesi sandığımız Cehennemde kalmışların türküsü Ateşin yakışının sesi yok yok Buradan götürdüklerinin sesi Biliyorsun […]