cedel


belirsizlik karşısında
dağılmışlığın
harap ettiği

sinirlerinin
gerilişini
gördüm

etrafımda
her şeyin
nasıl yavanlaştığını
gördüm

insanların yataklarında
tırmandıkları zirvelerin
yaşamın uçurumlarında
nasıl rüyaya dönüştüğünü
gördüm

moral çökertici
tüm düşüncelerin
sonunun tiksinti olduğunu
gördüm

iliğimize
kemiğimize
dokunacak
tedirginliğin
hakikat ve tenin felaketi
olduğunu
gördüm

buda’nın
vaazının
schopenhauer’ın
içimizi
kararmadan okunacağını
gördüm

edepli olmaya
mahkum kadınların
yalanı bir yetenek
biçimi yaptığını
gördüm

kuvvete tapan
evrimci züppeleri
gördüm

göçebe ruhların
dengesizliğini
gördüm

histerilerin
alenileştiğini
gördüm

kompleksler çağının
hortladığını
gördüm

hiçliğin içinde
soluksuz kalmayı
gördüm

en büyük
sanatçının
doğa-tanrının
yanında sönük
kalacağını
gördüm

şüphelere karşı
susuzluğumu hiç bir şeyin
dindirmediğini
gördüm

aklın zindanın da
insan olmanın
kibrini
gördüm

ölümün
ne kadar uzağa
yayılırsa yayılsın
onca yeri kaplayışını
gördüm

yapayalnız olmanın
kinizminin
küstahlığını
gördüm

felsefenin hüzne
panzehir oluşunu
gördüm

hayata tahammülün
felsefenin kabahati
oluşunu
gördüm

özgürlüğü
karnı tok olanın
safsatası olduğunu
gördüm

tüm fikirlerin kendine
sığınak ararken kurt/lanışını
gördüm

fikirleri derinleştirenler
yamakların
fikirlere efsununu nasıl kaybettirtirip
fikirlere halel getirdiğini
gördüm

tarafgirliğin elinden
kurtulan tüm düşüncelerin
nasıl dağıldığını
gördüm

gerçeğin insanda
nefes darlığı yarattığını
gördüm

ölümü solumuş kişinin
kelam’ın kokusundaki
perişanlığı sezişini
gördüm

zihnin
karanlık fikirleri
kavramakta duyduğu tiksintinin
onu nasıl kuruttuğunu
gördüm

kuşkuculuğun
kaygılı zarafetini
gördüm

zihnin ıstıraplarının
ağırbaşlığının
beyhudeliğini
gördüm

beni yutan
o ışığın
parçası olduğumu
gördüm

tebessümün yıkıntısından
arındırılmış ruhları
gördüm

beynin hazanı
bilincin çözülmesini
aklın son sahnesini
gördüm

yüreğin
kanını donduran ışığa
bir ağacın gülümsemesine
karşılık
bütün korkularından
yüz çevirmesini
gördüm

izmlerin düştüğü çukurunu
takipçilerin kaleme alınmış yalanlarını
yalnızca kaygı
ve kara ütoypanın
çarmıha gerilişini
gördüm

yaşlandıkça kendi küçük
hamlet’leri oynayanları
gördüm

bir cinayet
stoacısı
macbeth’in
eli hançerli
bir
marcus aurelius
oluşunu
gördüm

uygarlık servetini
birçok eşkiyanın marifetini
gördüm

tenin yenilgisinin
acısının ruhun çekişini
gördüm

talan edilen tenin
kıvranışından
mutluluk duyan ruhun
sevinişini
gördüm

hayal kırıklığının tonunun
esrarın ötekileri aldatışından
daha derin olduğunu
gördüm

kısırlık korkusunun
üretmeye yalanına
toplu eserler adıyla
feda edilişini
gördüm

bir raskolnikov olmanın
cinayete mazaret oluşunu
gördüm

derin olmanın
kendi kusurlarımızın içinde
boğulmak olduğunu
gördüm

heyecanlarımızın kaynağıdır
hayal kırıklarımız olan zaaflarımızın kalitesi
yada sıfatların yerinde kullanılmamışlığını
incelemek için yeniden yeniden okuduğumuz
onca sayfa, onca kitap

her şeyi yıktıktan
sonra kendini de yıkan
kitapları
gördüm

19th August 2011, Mehmet Özgür Ersan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir