Logos/ Mythos (Us / Hayal)

“Mitler,
canlı tutsun diye vardır. “
Albert Camus

-I-

Antik Yunan

Ozanların diliyim
Mucizeler denizinde
Trajik efsaneler ülkesinde

Agora’da(1) bağırırım
Artık hiçbir kanıta gerek yok

Kaç beden gezdim
Kaç hayat yaşadım
Kaç tona kondu ruhum
Yorulmadım

Bir Anka’yım her bahar
Yeniden doğan

Likya’da Apollon
Efes’de Artemis

Evrenin merkezi
Delphoi Tapınağında Afradot’im
Lidya Frigya’da Dionysos
Küçük Asya’da Sümer’de
Büyük Ana Kybele

Pırıl pırıl bir gökyüzüne
Bakıp duran İkaros’um
Güneşe dek uçmak hevesiyle
Yok, oldu bedenim

Tanrıların kutsal kitaplardaki
Tüm ayrıcalığını çalan Prometheus’um
Ta Mısır’dan beri
Hep aynıdır kaderim

Homeros’un diliyle seslenirim sana
Ey kül rengi
Ey şarap rengi
Ey gök rengi
Deniz

Dümensiz
Üç kürekli kadırgalarda
Yük taşınm
Mit taşırım
Haber taşırım

Verimli Naksos, Milo
Tacirler ve yöneticiler diyarı
Midilli, Sakız, Sisam
Dinsel Delos, Kithira’yım

Uğurumdur Apollon’un simgesi
Yunus balıkları

Korkusuz denizcilerin cesaretiyle
Girit’ten Mısır’a beş gün
İtalya’dan Mısır’a üç hafta da

Tanrıça Dmeter,
Kızı Persephone ve Triptolemes’im
Bütün dünyaya
Buğday ve şarap taşırım

Prokrustes’in iki yatağından geçtim
Ozanım
Kahraman Theseus’un kanından (2)

-II-

Girit

Şarap renkli deniziyle
Zengin ama dalgalar içinde
Yapayalnız Grit
Serüvenciler için
Tuzaklarla dolu
Kutsal İda Dağı

Keçi Amaltheia
Zeus’u besledi yer

Ormanların arasında
Girit’in en yüksek doruğu

-III-

Grek

Ormanların yerini maki alır
Havaya mersin, koca yemiş
Funda, dikenli kara erik
Kokusu yayılır

Hera’nın huzurunda
Zeus’a söz vermişlerdi
Yeni köle, mutluluk dileğiyle
Başlarından kuru incir
Ceviz buğday dökülen
Kocalarını öldüren Danaos’un kızları

O verimsiz topraklar içinde
Küçücük bakir
Ve bereket saçan ekinlere
Sonsuza kadar dipsiz
Bir fıçıyla su taşımaya
Mahkûm edildiler

Athena ile Poseidon
Tartışırken gördüm Atina’da

Kutsal on iki zeytin fidanın
Halka armağan edip
Ve galip gelişini Tanrıça’nın

Pindos Dağlarında
Ayı yavrusu tutum
Keçi sütüyle besleyip
Çobanlarla Afrodif e sundum

Epidauros Tiyatrosunda
Güneşe karşı
Ondört bin âdemle
Ondörtbin âleme
Selam durdum

Kartal başlı aslanım
Kuzeyin bekçisi
Apollon’un
Yüzünü yalar poyrazım
Müzikli şölenli toyum
Broes’m daha ötesinde

Bir lokma yiyecek
Dileneceksen
Karın ve çocukların için
Perses

Verimli toprakların
Her sınır taşı Hermes’se eğer

Kutsal zeytin ağaçlarının altında
Yüreğinde aç kalmanın kiniyle
Boitotia’nın pişmiş toprağında
Ekmeği şaraba ban
Sende Tanrı ol

-IV-

Kücük Asya

Korkusuz bir gezginim
Küçük Asya’da
Tanrılar
Halkla birlikte şölenler düzenler

Müzik Tanrısı
Apollon eşlik eder liriyle
Düğünler de
Müzlerİn dansına
Sevinç çığlıklarına karışır
Threnoslarda (3)
Ağıtlar trajik öykülere bulaşır
Savaşçı Athene’ya adanır
Kalkan gürül tül eriyle
Pyrrikhe ritimleri

Kuzeyde
Zengin göçebe İskitlerle karşılaşır
Kereste, kehribar ve altın satın alırım
Güneyde
Mısırlı, Nübyahlarla
Ve Libya göçebesi
Egzotik halklarla eğleşirim

Gündoğumu yönünde Hintliler
Ganjda arınıp
Ulu Buda’ya boyun eğerim

Batı’da
Cebelitarık ile Septe kayaları
Herakles Sütunlarını yalarken
Güneşe karşı dururum

-V-

Troya

Sümer oğlu Gılgamış’m soyundan
Zeus’un oğlu
Topuğu kanlı Akhilleus’um
Hiç ayrılmadım kanndaşım
Patroklos’tan

Yemin ettim
Oradan buraya atılarak
Zeus’un kutlu terazisini tanıyan
Büyük kahraman
Hektör’ün kanını
Geniş göğüslü toprağa dökmek için

Küçük Asya’nın yelinde
Savrulup giderken kanı
Troya halkının gözdağı vermek için

Helena kendini anlata dursun Paris’e
Eyvah dedi Hektor
Tannlar beni ölüme çağırıyor
Akhilleus yeniden savaşacak
Ne zaman ki Tannlar onu kışkırtacak
Yürek sesine uyup

Zehirli hançerleriyle
Troya atının içinde
Gözlerini kan bürümüş
Akha savaşçılarıyla

Tanrılar söylemedi mi sana
Elinde hediyelerle gelen
Akhalılara kanma diye

Sonrası hüsrandır
Hisarlık’tan
Üst üste sekiz kez geçen
Acımasız Mykenai yayılmacılığı
Yakar yıkar
Küçük Asya’nın bağrım kana bular

Ağır ağır yürüyen
Ağlayıcılar ve flütçüler korteji
Geçerken ölünün başından
Tüm şehir Nekropol (4) döndü

Ta ki Tunç Çağında
Karındaş hukukuyla örgütlenmiş
Bozulmamış
Sıcakkanlı kitleler halinde
Kendilerinden geçerek büyük bir istekle
Barbarlık günlerini dirilten
Heraklesoğhı Dor çobanları
Yunanistan bağrını
Demir atlarının nallanyla deşip
Küçük Asya’nın öcünü aldığı güne kadar

İnsan soyu böyledir: biri yeşerir, biri solar

-VI-

Attika İonya

Mağrur Mykneai yayılmacılığı
Küçük Asya’ya soluksuz kaçarken
Bağrmdaki kapital tutkusunu
Attika ve İonya bağrına çaktı

Kolonileşti bakir topraklar
O vakitlerde onbinlerce insan soyunu ezdiler
Adalarda yeni soluğunu bulana dek
Söndü gitti İonya kültürü

Atina kupkuru topraklarından aldığı
Yoz kültürüyle
Bağrını deşse de İonya’nın
Küçük Asya’nın masmavi
Göğü açık yaşama sevinciyle
Dolu topraklan
Senin gülümsemeni
Anıtsal şehirlerini
Şiirini müziğini
Bayram ve şenliklerini kim yok edebilir ki

-VII-

Kolonileşme

Kalkedon parfüm diyarı
Millet’te üzüm bağları
Trapezos’dan, köleler
Afrika’nın bakir toprakları

Kyrene’de zengin şifalı otları
Silfyon baharatı yatakları
Kıbrıs’ta bakır külçeleri
Rusya’nın güneyindeki
İstros Olbia’sında
Buğday tarlalarındaki altın başakları

Kâhinlerin ilmine bırakılıp
Her yeni koloni yeni acenteler açıldı
Sunaklar adakların kanıyla sulandı

Çağdaş çılgınlığın ummamnda
Anlarda yok olup gidiyor
Oysa Efes hep sadık kaldı
İlk Yunan parasının itham kaynağına

Karınlarını kaşıyarak toprak başlarında
Gerinirler Hesiodos’un şişmanları
Parya ve kölelere karşı
Yasa koyanlar ittifakın içinde

Drakon kadar zalim değildir
Şair filozof devlet adamı Solon
Kimse eline su dökemez
Peisistratos’un
İyi Tirandır

Demos’la kratos oynaşsın diyedir
Atina sokaklarının karnaval dönmesi
Şairlerin ve sanatçıların
Rol kesmesi

Atina VI. yüzyıla kadar
Küçük Asya’nın bakir topraklarının
Tam üç asır üç koca asır ekmeğini yedi
Perslerin korkusuyla
Phokaiahlar Korsika’ya kaçıp
Marsilya’yı kuran kadar
Akdeniz’in her yanı
Yunan sanatı, dili,
Gelenekleri, mitleriyle donatıldı
Henüz Lakedaimon olan toprakları
Sparta diye anılmamıştı

-VIII-

Sparta

O toprakla uğraşan
Gururlu kabına sığmaz insanları
Sparta’nın
Namı diğer Eşitleri

Kadın ve erkek
Başka bir dünyada değil
Bu dünyada cennete kavuşmak için
Ellerinden geleni yapmak için
Dünyaya gelmişlerdi
Asker olmak için değil

Duvarları tuğladan değil
İnsandan örülmüş
Hangi kale yıkılır soranm size
Spartalılar

Atina’yı yendiğinde Sparta
Kadınlar daha özgür oldu
Tüm küçük Asya ve Atina
Kalelerini asla kaybetmediler

Sparta’nın kalbi taşlanmadan
Acımasız askeri reformlardan
Önce Artemis bayramlarında
Hyakint’lar da
Genç kızlar coşkuyla dans ederdi

Yaşlılar Meclisi
Eşitler içinde daha eşit
Yirmi sekiz aksakallıdan
Seçkinlerin azınlığından oluşurdu
Adına oligarşi denirdi

Yani Spartada herkes eşitti
Kral eşitlerin içinde daha eşitti
Spartanm Gizli Olanları
Krypteia’ın seçkin genç yiğitleri
Yapa yalnız dolanırdı vahşi doğada

-IX-

Prikles Çağı

Parladı yıldızı Atina’nın
Perikles Çağında yeniden
Bir yüzünde Athena
Bir yüzü baykuş
Gümüş paralarıyla
Refaha boğuldu
Yunan coğrafyası

Sanatçıları ve bilim adamlarını severdi
Çok iyi yetişmişti Perikles
Platon’ un;
“Filozoflar kral olmadıkça.
Şu kral denen kimseler gerçek filozofa dönüşmedikçe.
Onların kötülüklerinin sonu gelmeyecek”
sözü kulağında çınlarken

Atinalı şairler Sophokles Euripides
Heykelci Pheidias
Tarihçi Herodotos
Filozof Anaksagoras
Arkasına alıp
Agora’da halka açık ve sade hitap ederdi.

Halk ki
Atinalı ana ve babadan doğan
Özgür insanlardan oluşurdu
Yurttaşlardan ayırt edilsin diye
Saçlarım kazınırdı
Parya ve kölelerin

-X-

Büyük İskender

Babam Makedonya Kralı
Büyük Philippos öldürüldüğü günden beri
Koçboynuzuyum
Asya’ya ve Avrupa’ya kadar

Mısır’da Ammon
Atina’da Zeus’um
İnsanların ve Tanrıların babası

Hint Kralı Poros’un
Fillerine baş gelir
Yabani kır atım Buhephalos

Tek düşüm Afganistan’ı Türkistan’ı aşıp
Hindistan’da okyanusa ulaşmak
İndus nehrinde yıkanıp
Doğu batı yönünden dünyaya bakmak

Atalanmdır
Akhilleus ile Herakles kahramanlıkta
Gordionda kılıcımla çözdüm (5)
Asırların düğümü
Ve tüm halkı, köleleştirdim
Ne öğrendiysem devlet yönetmek konusunda

Filozof babam Aristo’dan öğrendim
Dar gelsin Pers Kralı Darius’a dünya
Issos Savaşında dedem
Herakles gibi Nemea aslanının postunu giyerim
İskenderiye’de konacaktım
Kızlarında birini alıp Darius’un (6)
Tanrı’nın tahtına
Akmasaydı kanım
Asya toprağına (7)
Düşlerimdi kılıcımın gölgesinde
Doğu ile batı birleştirmek
Karışmasaydı bedenim
Asya topraklarına

Böylece Helenist Yunan yok oldu
Mezarımın başında elim açık gittim dünyadan (8)
Tüm Küçük Asya ve Atina’ya
Roma egemen oldu

-XI-

Roma

Roma kanlı zulümün kapısı
Barbar kanına doymuş sunaklarınla
Yabanıl yalnızlığımın ve çaresizliğimin sömürgecisi

Eylül /2009 Mehmet Özgür Ersan

(1) Agora Sitenin meydanıdır. Kamusal yaşam orada yoğunlaşır.
(2) Efsaneye göre Prokrustes’in iki yatağı vardı. Prokrustes kısa boylu yolcuları büyük yalağa, uzun boyluları da küçük yatağa uzanmaya zorlardı. Haydut birincisinin kol ve bacaklarını çekip uzatır, ikinci s inînkilcri ise kesip kısaltır ve böylece onları yatağa uyarlardı. Kahraman Theseus günün birinde haydutla aynı işkenceyi çektirir
(3) Threnosı Cenaze ağıtları
(4) Nekropol: Ölüler Şehri
(5) Gordion Düğümü yıllarca çözülememiş bilginler bu düğümü çözenin Asya ile Avrupa’yı birleştireceğini söylemişlerdi Büyük İskender düğümün basma geldiğinde önce uzun uzun bakıp sonra kılıcını çıkarıp düğümü ortada ikiye böîmüştii. Böylece akılcı bir gözümle düğümü çözmeyi başarmıştı.
(6) Daiurus savaştan sonra 1,5 yıl dağlarda gezmiş yakalanmamak için sonra Büyük iskender’in bir komutanı onu yakalayıp huzura getinniç ama getirirken yaralamıştı. Büyük iskender Darius’a bunun kimin yaptığın sorup ‘Bir Kıal’ı ancak bir Kral öldürebilir’ demiş ve komutanını cezalandırmıştı. Darius bunun üstüne kızlarından birini Büyük İskender’le evlendirmek istemiş ve iskender bunu kabul else de bu evlilik gerçekleşmeden Büyük iskender hastalıktan ölmüştü.
(7 ) Büyük İskender çevresindekiler tarafından kendisinin Tanrı olduğuna o kadar inandırılmıstı ki savaşta bir yeri kesilip kan geldiğinde şaşkınlık içinde çevresine dönüp “Ben Tanıı’ysam bu kan da neyin nesi o zaman?” demişti.

(8) Büyük iskender ölüm d&seğindeyken elinin açık oyarak mezarının dışında öylece durmasın istemişti. Ve şöyle söylemişti; “Büyük iskender’in bile elinin boş. gittiğini herkesin görmesini istiyorum”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir