Hayat Materyalist ve Gerçek

Çoban ateşleriydi
Serçe cesetlerine karışan
Rüzgarda ürkek konuşmalar

Bilirsin mayın tarlasına iki kez girilmez
Bütün renkleri kirli bir beyaz gammazladı

Gamzelerinde bir elif kederlenir
Asi bir Türkmen kızı
Karındaşlarının cesetlerini
Tütün ve efkarla çitilerken

Tüm kızıl sakallardan kara gemiler geçti
Alnımızda simurg gölgesi
Ciğerlerimizde ejder soluğu
Ergekon dediğin
Bir yanardağ sönüğü
Hangi ütopya doğru çıktı
Hayat materyalist ve gerçek

Kana kana su mu içtik
Doyana kadar yemek mi yedik
Kesemizde kuttur* rızkımız
Şerdir önümüz arkamız diye
Sıra kadem mi basalım
Derin hülyalarla
Sırça köşklere mi dalalım

Geçmişten gelecekten çok uzak bir yerdeyiz
Bu günde burada gerçekteyiz
Yaralarımıza bas basa tuz yataklarını
Serçelerin konduğu dağ yamaçlarında

Atların nallarının deştiği yerde
Savaşın orta yerindeyiz

Onca acı
onca anı
yoktu
Yeleleri kızıl atlar gibi
Geçtim eflatun yıldızlar içinde
Döneklerin mezarına tükürerek

Dolu başaklar boyun büker
İçim boş değil ki dik durayım
Bir fısıltı durmadan yankılanır kulaklarımda
Ketum ol can ver sır verme
Ketum ol can ver
Ketum ol

Puslu ve zifiridir gelen günler
Bu durgunluk yeni fırtınalara gebe

Uyursan bütün serçeler uyur
Ölüm gelir seni bulur
Bakır yüzlü serçe

Suyun tükendi
Potinin delindi
Kaldın naçar
Kar ve step
Uyan artık kış uykusundan

08/09/2006 Mehmet Özgür Ersan

* Kut: Gerçeğe , yaratıcı gerçeğe ulaşılacak yol, yöntem

Kumru Sayı:1 Temmuz 2007 sayfa:44
13th November 2013, Mehmet Özgür Ersan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir