El Hallac

Hüzünler mıhlanır gözlerime
Sevinçlerim gücenik kalır
Yel kayadan ne alır
Gelir geçer
Yenilgiler bizi yıldırır mı sanır felek
Gönül kafesinde
Daha kaç gün kalır
Çarpsam viran etsem cihanı
Yeniden kurmak için
İnsan gönlünce yaşasın diye

El Hallac çarmıhta
Lav yataklarında saklanır budunlar
Kızıl börklü kızlar
Kımız sağarlar kısraklardan
Zıbınlarında uyur bebekler
Alpler kınlarında çürütür hançerlerini
Tasavvuftur çağda yitip giden
Güzel gün düşü
Küllerinde bir turaç havalanır
Geleceğe

Kuşların gagalarına bulaşır
Hüzün ve sessizlik
Yalnızlık kederli yalnızlık

Sarp vadilerde
Her yenilgi bir çentik
Atar alnımın kırışıklarına
İmgelem atları geçer
Mataralarında ab-ı hayat taşır
İpeğin içinde ateş
Karındaşlarım

Kesik kesik
Kan içinde kırbaç izleriyle
Kanlı bir paçavraya dönmüş
Ufalmış
Ufalmış
Ufalmıştır
Çarmıhında El Hallaç
Gülümser duru gözleriyle cellatlarına
Af diler
Yaratıcı gerçekten
Canilerine
Yıldızlar dökülür parlamaktan utanıp
Ürkek bir ceylan ince çığlığıyla ağlar
Yürekler burkulur
Yeşile çalar kan
Kahreder çaresiz sessizlik
Kırılır ayna gerçeği göstermez olur
Körelir kınında kılıçlar
Çürür atların eğeri alp postları
Cesur ve silahsızdır
Yalnızca gerçeği kuşanır
El Hallaç

Sizi aşkla sevdim
Öfkeyle umut
boynumda bir muska olmaktan
Utanır kendince
Alpler, begümler yıkık
Asya totem
Kam kaman
Tütsü
Rüzgarda öç bayrakları çırpınır
Dünyanın yüreklerine dikilip
Ateşe verilir
Sağır ve dilsiz
Gelip durur kapına
Ayın şavkı vurur avuçlarına
Kırık kanatlarımla
Sana sığınırım
Ezik ve mahçup
Ey güzel gün düşü
Gerçek

02/07/2006 Mehmet Özgür Ersan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir