Ben Troya’yım Sen Hep Akha

Farklı kırık bir ses
Yaşlı bir sakız ağacına yaslanmış
Şarkılar söylüyor flütler eşliğinde
Kızıl kahverengi perçemi siyah
Rüzgârındır soluğun bir kibrit çakımı
Öylece duruyor çırılçıplak yanan etin

Arzusu gece karanlığı güzlere inat
Kendimi uyandırdım
Kanatları bitap düşmüş bedende
Gençliğin özsuyunu
Karınları güneşle dolu kısraklar
Tiril tiril diriltecekler

Seviştim cömertçe toprakla
Seviştim dünyayı yararak
Yine sevişirim
Ekmeği sıcakken bölüşürüm

Ben Troya’yım sen hep Akha
Helen’in kalbine hançer saplansın
O anasının gözü çapkın gözlerin
Elinde hediyeler geldin yine
Yine kandırdın beni
Sonum giyotin
Tüm iyi evlatların gibi

Sen açtın acısını
Savaş ve kanla besledin yazısını
Ataların rahat uyusun
Bozulmayacak kanun
Hep denizler ötesinden gelen
Hain Kral ölüme yüce sunaklar sunacak
Görkemli sunaklar önünde
Diz çökmüş oğulları sana layık kalacak

Paramparça bulutların yansımasıdır
Zift ve ateşle kutsar Gomore
Üstünde durur
Mavi aleviyle surun
Boynunda binlerce kafatası durur

Hades kapısında gölgesi çoktan
Orman kıyısında kısık sesli inler
Trakya’nın gökyüzü akşamüstü parlar
Eflatun yeşil
Ve erguvan renginde bir hırçın
Dalgalarıyla umut taşır

Gözyaşlarını döksen deniz kabuklarına
İnci tanesi olur kalır derinlerinde
Yosun tutmuştur artık saçların
Fısıltısında aşıkların ağlara dolaşır

Özsuyu çekilmiş topraklarda
Kadim dehşetiyle insanlığın
Hüzün, şiddet, sıkıntı ayan beyan
Uyandırırlar ahlakın bayrağını

Tutuşan ambarlara inat
Mısır koçanları, tütün ve ekin başakları
Çorak topraklarda tütün kozalar uyanır
Sende özünü buldu sende tamamlandı
Ötekiler silahlara karşı hala kahraman

Varoluşun derin uçurumuna
Evrenin karmaşası karışır
Akşamüstü yağmurdan sonra kentte
Güneş okşarken taşları
Dudakların dudaklarıma karışır
Ve tek susmanın sessizliğin
Zevki ya da acısı karışır
Yüreğinin kırgın sesi gelip kalbimle dalaşır
Kaç yıldır hep rüyalarım kana bulaşır

Kurumuş herhangi bir çayırdan bile geçemez ayaklarım
Gene gene yanıp söner
Alacakaranlıkta saka kuşlarının fosforlu kanatları
Gagalarında suyla bulutlardan geçerler

Mehmet Özgür / Ağustos 2009

Har Sayı:3 eylül-ekim 2009 sayı:21-22

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir