14 Masuma Salâvat

Çün çerağ-i fahr uyandırdık Hüda’nın aşkına
Seyyid-ül-Kevneyn Muhammed Mustafa’nın aşkına
Sâki-i Kevser Aliyye’l-Mürteza’nın aşkına
Hem Hadice, Fatıma Hayrün-nisa’nın aşkına
Şah Hasan Hulk-i Rıza hem Şah Hüseyn-i Kerbela
Ol İmam-i Etkiya Zeynel-Aba’nın aşkına
Hem Muhammed Bakır ol kim Nesl-i pak-ı Mürtaza
Cafer-üs-Sadık İmam-ı Rehnüma’nın aşkına
Mûsa-i Kâzım serfirâz-i ehl-i Hak
Hem Ali Mûsa Rızayi sâbiranin aşkına
Şah Takî-yü bâ Nakî hem Hasan-ül-Askeri
Ol Muhammed Mehdi-i sahib-livâ’nın aşkına
Pîrimiz, Üstadimiz Bektaş Veli’nin aşkına
Hasredek yanan yakilan aşıkan’ın aşkına…
Bercemal-i Muhammed, kemal-i Imam Hasan,
Şah Hüseyin Ali’yi pîr bilene verelim candan salevat…

Allahümme salli alâ Seyyidinâ Muhammed Mustafa
Allahümme salli alâ Seyyidinâ Fatıma-i Hayrün-nisa
Allahümme salli alâ Seyyidinâ Aliyye’l Murtaza
Allahümme salli alâ Seyyidinâ Hasan-ül Mücteba
Allahümme salli alâ Seyyidinâ Hüseyn-i Kerbela
Allahümme salli alâ Seyyidinâ Zeynel-Aba
Allahümme salli alâ Seyyidinâ Bâkir Bahâ
Allahümme salli alâ Seyyidinâ Câfer rehnümâ
Allahümme salli alâ Seyyidinâ Kâzim Mûsa
Allahümme salli alâ Seyyidinâ Ali Sultan Riza
Allahümme salli alâ Seyyidinâ Muhammed Takî
Allahümme salli alâ Seyyidinâ Ali Nakî
Allahümme salli alâ Seyyidinâ Hasan el-Askerî
Allahümme salli alâ Seyyidinâ Muhammed Mehdi…

Salâvat Ayeti

“Şüphe yok ki Allah ve melekleri Peygamber’e salât (rahmet) ederler. Ey inananlar, siz de ona salât edin ve tam teslimiyetle ona selâm verin.” (Ahzap Sûresi: 56)

Hz. Peygamber (s.a.a)”e ve Ehl-i Beyti (a.s)”a salât ve selâm göndermeyi emrediyor ve bunu yalnızca onlara mahsus kılıyor, onlardan başkalarına değil. Böylece ümmetin, onların rehberlik liyakatlerini kavrayabilmeleri için, onların makam ve değerlerini çok ince ve zarif bir şekilde ortaya koyuyor.Fahr-i Razî, Tefsir-i Kebir”inde bu mübarek ayetin tefsiriyle ilgili olarak Hz. Peygamber (s.a.a)’den şu hadisi nakeldiyor: “Hz. Peygamber (s.a.a)”den: “Ya Resulallah! Sana ne şekilde salâvat getirelim?” diye soruldu. Hazret, bana şöyle salâvat getirin buyurdu: “Allah’ım, Muhammed’e ve Muhammed’in Ehl-i Beyti’ne salât (rahmet) et, nasıl ki İbrahim’e ve İbrahim’in Ehl-i Beyt’ine salât ettin; Muhammed’e ve Muhammed’in Ehl-i Beyt’ine bereket ver, nasıl ki İbrahim’e ve İbrahim’in Ehl-i Beyt’ine bereket verdin. Şüphesiz, sen beğenilmişsin, yücesin.”
Fahr-i Razî, bu hadisi nakletmeden önce söz konusu ayeti tefsir ederken şunları söylüyor:
“Bu ayet, Şafiî’nin sözüne delildir; zira emir farza delalet eder. O halde Hz. Peygamber (s.a.a)’e salâvat getirmek farzdır. Teşehhüdün dışında salâvat getirmenin farz olmadığına göre, Şafiî’nin de dediği gibi teşehhütte salâvat getirmek farzdır.”[1]

Daha sonra şöyle devam ediyor:
“Eğer “Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlarsa, artık bizim salâvat getirmemize ne gerek var?” diye sorulursa, deriz ki: “Hz. Peygamber”e salâvat getirmek, onun salâvata ihtiyacı olduğu için değildir. Yoksa Allah’ın salâtından sonra meleklerin salâvatına da ihtiyacı kalmazdı. Salâvat, Peygamber”e karşı bizden taraf bir tazim ve saygıdır. Bu vesile ile sevap kazanabiliyoruz. İşte bunun içindir ki, Hz. Peygamber (s.a.a) buyuruyor: “Kim bana bir defa salâvat getirirse, Allah da ona on defa salât eder.”
Suyutî de, ed-Dürü’ül-Mensur adlı tefsirinde şöyle yazıyor:
“Abdurrezzak, İbn-i Ebî Şeybe, Ahmed, Abd b. Hamid, Buharî, Müslim, Ebu Davud, Tirmizî, Nesaî, İbn-i Mace ve İbn-i Merdeveyh, Ka’b bin Umre’den şöyle nakletmişlerdir: “Bir gün adamın biri, Hz. Peygamber”e: “Ya Resulallah! Sana selâm vermenin usulünü öğrendik, bize sana salâvat getirmenin şeklini de öğretir misin?” diye arzetti. Hz. Peygamber şöyle buyurdu: “De ki: Allah’ım, Muhammed”e ve Muhammed’in Ehl-i Beyti’ne salât (rahmet) et, nasıl ki İbrahim”e ve İbrahim”in soyuna salât ettin. Gerçekten sen övgü ve izzet sahibisin.”
Suyutî, bu rivayetten başka on sekiz hadis daha nakletmiştir ki hepsi, Hz. Peygamber (s.a.a)’in Ehl-i Beyti’nin de salâvatlarda o Hazretle birlikte zikredilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu hadisleri, muhaddisler, İbn-i Abbas, Talha, Ebu Said Hudrî, Ebu Hureyre, Ebu Mes’ud Ensarî, İbn-i Mes’ud, Ka’b bin Umre ve Ali (a.s) gibi sahabilerden nakletmişlerdir.

Aynı kaynakta yine şöyle deniliyor:
“Ahmed ve Tirmizî, Hasan b. Ali (a.s)’dan nakletmişler ki, Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
“Cimri, benim ismim yanında anıldığı zaman, bana salâvat getirmeyen kimsedir.”[2]
Bunlardan başka İslâm fakihleri, namazın teşehhüdünde Muhammed’e ve onun Âli’ne (Ehl-i Beyti’ne) salâvat getirmeyi ve Peygamber”in isminin yanında Ehl-i Beyti’nin de isminin anılmasını farz bilmişlerdir.[3]

Bu ayetin mana ve tefsiri üzerinde düşünen herkes, bu hükmün, yani salâtın farz edilmesinin, Hz. Peygamber”in Ehl-i Beyti’ne ta’zim ve saygıyı ifade ettiğini anlar. O Ehl-i Beyt ki, Allah onlardan bütün kötülükleri uzaklaştırarak onları tertemiz kılmıştır ki, ümmet onlara uyup, onların yolundan hareket ederek fitne ve ihtilaflardan korunabilsin.
Evet; kendilerine salâvat getirmeden namazın sahih olmayacağı bu yüce zatlar, ümmetin imamlarıdırlar. Eğer onların yolu doğru yol olmasaydı, onlara uymak hata olsaydı, söz ve amelleri sağlam olmasaydı, Allah-u Tebarek ve Teala, asla Müslümanlara, onları sevmeyi ve her namazda onlara salâvat getirmeyi emretmezdi. Her gün beş vakit farz namazlarda, Peygamber (s.a.a.)”in yanında Ehl-i Beyt (a.s)”a da salâvat getirmenin farz olması, kıyamet gününe kadar Müslümanların dikkatini Ehl-i Beyt (a.s)’ın Allah”ın indindeki yüce makamlarına çekmek ve onlara uymanın, onların yolunda hareket etmenin gerekliliğini anlatmak için değil de ne içindir?!

RESUL-İ EKREM’E (S.A.A) SALÂVAT

Allah’ım Muhammed’e salâvat gönder, nitekim o senin vahyini taşıdı ve risaletini tebliğ etti. Allah’ım Muhammed’e salâvat gönder, nitekim o helallerini helal haramlarını da haram saydı ve kitabını öğretti. Allah’ım Muhammed’e salâvat gönder nitekim namazı ayakta tuttu, zekâtı verdi ve dinine davet etti. Allah’ım Muhammed’e salâvat gönder nitekim o vadeni (cenneti) doğruladı, (insanları) azaptan korkuttu. Allah’ım Muhammed’e salâvat gönder nitekim onun vesilesiyle günahları affettin, ayıpları örttün, onunla sıkıntıları giderdin. Allah’ım Muhammed’e salâvat gönder nitekim onun vesilesiyle bedbahtlığı defettin, üzüntüleri bertaraf ettin, duaları icabet ettin, belalardan kurtardın. Allah’ım Muhammed’e salâvat gönder nitekim onun vesilesiyle kullarına acıdın, beldeleri ihya ettin, azgın zorbaları dağıttın, firavunları helak ettin. Allah’ım Muhammed’e salâvat gönder nitekim onun vesilesiyle nimetleri kaç beraber çoğalttın, (insanları) korkulardan güvende kıldın (korudun), putları kırdın, insanlara rahmet eyledin. Allah’ım Muhammed’e salâvat gönder nitekim onu dinlerin en hayırlısı (İslam dini) ile gönderdin, imanı onunla güçlendirdin, putları onunla yok ettin, Kâbe’ye onunla azamet verdin. Allah’ım Muhammed’e ve onun temiz, hayırlı Ehlibeyt’ine salâvat gönder ve onlara özel esenliğini gönder.
EMİRÜ’L-MÜMİNİN HZ. ALİ’YE (A.S) SALÂVAT
Allah’ım Peygamberinin kardeşi, velisi, seçtiği, veziri, ilmini emanet ettiği, sırdaşı, hikmet kapısı, hüccetiyle konuşan, şeriatına davet eden, ümmetinin halifesi olan, onun yüzündeki sıkıntıları gideren, kâfirleri dağıtan, facirleri bozguna uğratan Ebu Talib’in oğlu Emirü’l-Müminine salâvat gönder ki onu Peygamberine, Harun’un Musa’ya olan nispette kıldın. Allah’ım ona dost olana dost, düşman olana düşman ol, yardım edene yardım et, onu küçük düşüreni küçük düşür, onun ilk düşmanından sonuncusuna kadar lanet et. Allah’ım peygamberlerinden birinin vasisine gönderdiğin en üstün salâvatlarından ona gönder ey âlemlerin rabbi.

HZ. FATIMA’YA (S.A) SALÂVAT

Allah’ım Sıddıka (çok doğru sözlü) Fatima’ya, habibinin sevgili (kızına), sevdiklerinin ve seçtiklerinin annesine salâvat gönder ki onu seçtin, üstün kıldın ve âlemlerin kadınlarına tercih ettin. Allah’ım ona zulmedenden, hürmetini hafife alanlardan intikamını al. Allah’ım evlatlarının kanlarını dökenleri kısas et, Allah’ım nasıl ki onu bu makama erdirdin, hidayet imamlarının annesi kıldın, mahşerin alemdarının eşi kıldın ve yüce âlemde üstün kıldın o halde ona ve annesine salâvat gönder. O salâvatınla babası Muhammed’in Allahın salâtı ona ve onun soyuna olsun saygınlığını yücelt, zürriyetinin gözünü aydın kıl, bu saate benden taraf ona en üstün salâvat ve selamı ilet.

HZ. İMAM HASAN VE HÜSEYİN’E (A.S) SALÂVAT

Allah’ım iki kulun, velilerin, resulünün iki oğlu, rahmet (peygamberinin ) iki torunu olan Hasan ve Hüseyin’e peygamberlerin ve mürsellerin evlatlarına gönderdiğin en üstün salâvatından gönder. Allah’ım peygamberlerin efendisi ve Emirü’l-Müminin’in oğlu Hasan’a salâvat gönder, selam olsun sana ey Allah resulünün oğlu, selam olsun sana ey vasilerin efendisinin oğlu. Şehadet ediyorum ey Emirü’l-Müminin’in oğlu şüphesiz ki sen Allah’ın emini ve emininin oğlusun, mazlumca yaşadın ve şehit olarak dünyadan göçtün. şehadet ediyorum şüphesiz ki sen temiz imam, hidayet edici ve hidayet bulmuşsun, Allah’ım ona salâvat gönder, bu saatte benden taraf ruhuna ve bedenine en üstün tahiyyat ve selamı gönder.
Allah’ım kâfirler tarafından mazlumca öldürülerek şehit edilen ve facirler tarafında toprağa serilen Ali’nin oğlu Hüseyin’e salâvat gönder. Selam olsun sana ya Eba Abdillah, selam olsun sana ey Allah resulünün oğlu, selam olsun sana ey Emirü’l-Müminin’in oğlu. Yakin olarak şehadet ediyorum şüphesiz ki sen Allah’ın emini ve emininin eminisin. Mazlumca yaşadın ve şehit olarak dünyadan göçtün. Şehadet ediyorum şüphesiz ki Allah’u taâla (dökülen) kanının intikamını alacaktır, sana verdiği yardım vadesini yerine getirecektir, düşmanlarını helak ederek seni teyit edecektir ve davetini aşikâr kılacaktır. Ve şehadet ediyorum şüphesiz ki sen Allah’ın ahdine vefa ettin, Allah yolunda cihat ettin ve ecelin gelip çatıncaya kadar Allah’a ihlâs yüzünden ibadet ettin. Allah seni öldüren ümmete lanet etsin, Allah seni yalnız bırakıp yardım etmeyen ümmete lanet etsin. Allah, insanları senin aleyhine tahrik eden ümmete lanet etsin. Seni yalanlayanlardan, hakkını hafife alanlardan ve kanını helal sayıp akıtanlardan uzaklaşıp Allah’u Teâlâ’ya sığınıyorum. Anam babam sana feda olsun ey Ebu Abdullah, Allah katillerine lanet etsin, Allah seni küçük düşürenlere lanet etsin, Allah, feryadını işitip icabet etmeyenlere ve yardımına koşmayanlara lanet etsin, Allah, kadınlarını esir edenlere lanet etsin. Ben onlardan, onları sevenlerden, onlarla işbirliği yapanlardan ve yardımcılarından nefretle Allah’a sığınıyorum. Şehadet ediyorum şüphesiz ki sen ve senin soyundan gelen imamlar (a.s) takva (hakikat) kelimesi, hidayet kapısı, sağlam tutacak ve dünya ehline hüccetlersiniz ve şehadet ediyorum şüphesiz ki be size iman ediyorum, (yüce) makamlarınıza yakin ediyorum ve size tabiyim. Kendi nefsim, dinimin kurallarına, amellerimin akıbetine, dünyada ve ahirette döneceğim yere iman ediyorum.

HZ. ZEYNEL ABİDİN’E (A.S) SALÂVAT

Allah’ım abidlerin efendisi ve Hüseyin’in oğlu Ali’ye salâvat gönder. Öyle ki onu kendin için halis kıldın ve soyundan insanları hakka hidayet etmeleri ve ona dönmeleri için hidayet imamlarını onun soyundan kıldın. Onu kendine seçtin, pislikten arındırdın, onu seçtin hidayet edici ve hidayet edilmiş kıldın. Allah’ım peygamberlerinden birinin zürriyetinden birine yolladığın en üstün salâvatı ona gönder. Böylece bu makama erdirerek dünya ve ahirette gözünü aydın kıldın. Şüphesiz ki sen aziz ve hekimsin.

HZ. MUHAMMED BAKIR’A (A.S) SALÂVAT

Allah’ım ilmi yaran, hidayet imamı, takva ehlinin önderi ve kullarının arasından seçtiğin Ali’nin oğlu Muhammed’e salâvat gönder. Allah’ım nasıl ki onu kulların için nişane, beldeler için hidayet meşalesi, hikmetin için emanettar, vahyinin tercümanı kıldın, insanları onun itaatine emrettin, isyan edilmesinden sakındırdın o halde ya rabbi ona peygamberlerinden, seçtiklerinden, resullerinden ve eminlerinin zürriyetinden gelen birine gönderdiğin en üstün salâvatı gönder ey âlemlerin rabbi.
HZ. CAFERİ SADIK’A (A.S) SALÂVAT
Allah’ım insanları hak üzere ve aşikâr nuruna davet eden ve ilminin haznedarı olan Muhammed’in oğlu Cafer Sadık’a salâvat gönder. Allah’ım nasıl ki onu sözünün ve vahyinin kaynağı ve ilminin haznedarı kıldın, tevhidinin dili, emrinin velisi ve dininin koruyucusu kıldın o halde seçtiklerinden ve hüccetlerinden birine yolladığın en üstün salâvatı ona gönder. Şüphesiz ki sen övülmüş ve değerlisin.

HZ. MUSA-İ KAZIM’A (A.S) SALÂVAT

Allah’ım güvenilen emin, hayırlı, vefakâr, tertemiz, aşikâr nur, müçtehit ve yolunda eziyetlere sabreden Cafer’in oğlu Musa’ya salâvat gönder. Allah’ım o babalarından taraf kendisine yüklendiği emrini ve nehyini tebliğ etti, (insanları) açık yola (din yoluna) hidayet etti, izzet ehli ve zorbalar karşısında, kendi kavminin arasında cahillerinden gördüğü şiddete tahammül etti. O halde ya rabbi, sana itaat eden ve kullarını hayra nasihat eden kullarından birine gönderdiğin en üstün ve eksiksiz salâvatından ona da gönder. Şüphesiz ki sen çok bağışlayıcı ve şefkatlisin.

HZ. ALİ RIZA’YA (A.S) SALÂVAT

Allah’ım kendisinden hoşnut olduğun ve onun vesilesiyle yarattıklarından dilediğini hoşnut kıldığın Musa’nın oğlu Ali’ye salâvat gönder. Allah’ım nasıl ki onun kullarına hüccet, emrinle kıyam edici, dininin yardımcısı, kullarına şahit kıldın. Ve yine nasıl ki gizlide ve aşikârda insanları hayra nasihat etti ve hikmet ve güzel nasihatle insanları senin yoluna davet ettiyse o halde sende yarattıklarının içinden en hayırlı ve dostlarından birine yolladığın en üstün salâvatından ona yolla. Şüphesiz ki sen cevad (bağışlayıcı) ve Kerimsin.

HZ. MUHAMMED TAKİ’YE (A.S) SALÂVAT

Allah’ım takvanın sembolü, hidayet nuru, vefa madeni, temizlerin soyu, vasilerin halifesi ve vahyinin emini olan Muhammed bin Ali bin Musa’ya salâvat gönder. Allah’ım nasıl ki onun vesilesiyle insanları hidayet ettin, insanları şaşkınlıktan kurtardın, hidayet bulanı onunla irşat ettin, arınanı onunla temizledin o halde velilerinden ve vasilerinde geri kalan birine yolladığın en üstün salâvatı ona yolla. Şüphesiz ki sen aziz ve hâkimsin.
HZ. ALİ NAKİ’YE (A.S) SALÂVAT
Allah’ım vasilerin vasisi, takvalıların imamı, din imamlarının yadigârı ve tüm mahlûkata hüccet olan Ali bin Muhammed’e salâvat gönder. Allah’ım nasıl ki onu müminlerin yararlandığı bir nur kıldın, insanları sevap mükâfatınla müjdeledi, elim azabınla onları korkuttu, zorluğundan sakındırdı, ayetlerini hatırlattı, helalini helal saydı, haramını haram saydı, şeriatını ve farizalarını beyan etti, insanları sana ibadet etmeye teşvik etti, onları sana itaat etmeye emretti, sana isyan etmekten sakındırdı. O halde ey âlemlerin rabbi, ona velilerinden ve nebilerinin zürriyetinden birine yolladığın en üstün salâvatı yolla.

HZ. HASAN ASKERİ’YE (A.S) SALÂVAT

Allah’ım iyi, takvalı, doğru sözlü, vefalı, parlayan nur, ilminin hazinesi, tevhidini hatırlatan, veliyy-i emrin, Raşit hidayetçilerin olan din imamlarının yadigârı ve dünya ehline hüccetin olan Hasan bin Ali bin Muhammed’e seçtiklerinden, hüccetlerinden ve peygamberlerinin evlatlarından birine yolladığın en üstün salâvatı yolla ey âlemlerin rabbi.

BEKLENEN İMAM VELİYY-İ EMRE (A.F) SALÂVAT

Allah’ım veline, itaatlerini farz kıldığın, haklarını vacip kıldığın, pisliği onlardan gidererek tertemiz kıldığın velilerinin oğluna salâvat gönder.
Allah’ım ona yardım et, onunla dinine yardım et, onunla velilerine ve onların dostlarına, Şiilerine ve yardımcılarına yardım et ve bizleri de onlardan kıl.
Allah’ım onu her zalimin ve azgının ve tüm mahlûkatının şerrinden kendi himayen altına al. Önünden, arkasından sağından ve solundan onu muhafaza et, ona bir kötülük yetişmesine mani ol. Onun varlığıyla resulünü ve onun soyunu koru, onunla adaleti aşikâr kıl, yardımınla onu teyit et, ona yardım edenlere yardım, yardımını esirgeyenleri zelil et. Onun eliyle azgın kâfirleri bozguna uğrat. Doğuda ve batıda, karada ve denizde, nerede olurlarsa olsunlar onun eliyle kâfirleri, münafıkları ve bütün dinsizleri öldür.
Onunla yeryüzünü adaletle doldur, onunla Peygamberinin (s.a.a) ve soyunun dinini yeryüzüne hâkim kıl.
Allah’ım beni onun yardımcılarından, dostlarından, takipçilerinden ve Şiilerinden kıl. Al-i Muhammed’in (s.a.a) yolunda arzu edilen şeyleri bana göster, düşmanlarının başına gelecek şeylerden beni sakındır ey hak mabut. Âmin.
Rabbim Şefaatlerini Hepimize Nasip Etsin!
————————————————
[1]- Ayet-i kerimedeki “Peygamber’e salâvat getirin” emrine işaret ediliyor. “Usul-ü Fıkıh” bilginleri, emrin farza delâlet edip etmediği hususunda şunları söylüyorlar: “Kur’an’da ve hadislerde kullanılan emirler, müstehabba delâlet ettiğine dair bir delil olmadığı takdirde, emrolunan şeyin farz olduğunu ifade ederler.”
[2]- Allame Tabatabaî, el-Mizan Tefsiri.
[3]- Ehlibeyt’in büyük fakihlerinden ve Hicrî 7. yüzyılın büyük şahsiyetlerinden olan Muhakkık Hillî (r.a), “Şerail’ul-İslâm” adlı kitabında, namazın farzlarını saydığında şöyle diyor: “Namazın farzlarından yedincisi, “Teşehhüd”dür. Teşehhüd okumak iki rekatlı namazlarda bir defa, üç ve dört rekatlı namazlarda ise iki defa farzdır. Eğer bile bile teşehhüdü okumazsa, namazı batıl olur. Teşehhüdde de beş şey farzdır: Teşehhüdü okuyacak kadar oturmak, Allah’ın birliğine ve Peygamber’in risaletine tanıklık etmek ve Peygamber’e ve Peygamber’in Ehl-i Betine salâvat getirmek.” Bkz. Şerail’ul-İslâm, c. 1, kitab-ı salât.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir