Musâhip (Müsâhip)

Musâhip veya müsâhip, Alevilikte özel bir dinî tören ile atanan ve kişinin hem dünyada hem de ahirette kardeşi ve yoldaşı kabul edilen kimse. Kelime Arapça “sahiba” (dostluk) kökünden gelir.[1]

Babailerin deyimiyle “musahipler yarin al yanağından gayrı her şeyde ve her yerde ortaklardır”
Yine meşhur bir deyimiyle “musahip musahibini ateşten alandır”
Musahipler arasında ayrı gayrı bulunmaz.Musahiplik zordur, zor olduğu kadar da şereflidir.
Musahipliğin temeli dayanışma ve paylaşmaya dayanır. Musahiplik Alevi inancının en önemli kurumlarından biridir. Musahiplik arkadaşlık ötesi bir birlikteliktir.
Musahiplik günümüzdeki anlamıyla “sigorta”dır.
Musahipliğin tarihçesi Hz. Muhammed’in hicretinin birinci yılında Müslümanların sayısının çoğalmasıyla geliştirdiği bir birlikteliktir.
Musahiplik Kuran-ı Kerim’in şu ayetleriyle açıklanmıştır:
Enfal sur esi ayet 72-73, “Onlar ki inanıp hicret ettiler ve mallarıyla canlarıyla Allah yolunda savaştılar ve onlar ki (hicret edenleri) barındırıp yardımda bulundular, işte bunlar, bir birilerinin dostu ve yarıdırlar.
İnkâr edip küfre sapanlar ise bir birilerinin yarıdırlar. Eğer böyle yapmaz (birbirinize dost ve yakın olmaz) sanız, yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat meydana gelir”.
Bu ayetlerle Hz. Muhammed hicret edenleri ve hicret edenleri kabul edenleri birbirine kardeş yaptı. Aleviler bu doğrultuda bunu geliştirdiler.
Musahiplik, bazılarının belirttiği gibi tarihte kalan bir kurum değildir. Musahipliğe insanların günümüzde daha çok ihtiyaçları vardır. Çünkü insanlar tarihte olduğu gibi günümüzde de düşünsel ve yaşamsal sorunlarla boğuşmaktalar. İşte bu boğuşmayı kazanmak için insanların musahiplere ihtiyacı vardır. Beraberliğe, kardeşliğe, paylaşmaya ihtiyacı vardır

Ana hatlarıyla musâhiplik müessesesine şu şekilde girilir: Musâhip olmak isteyen kimseler önceden aralarında anlaşırlar ve yakın çevrelerinin rızasını alırlar. Bir dede rehberliğinde mürşide başvururlar. Mürşid tarafından kendilerine üç kez düşünme süresi tanınır. Bu sürelerin uzunluğu mezhepler arasında farklılık gösterebilir. Üçüncü bekleme ve düşünme süresinin sonunda fikirlerinden hâlâ caymamışlarsa, Cem esnasındaki bir törenle musâhip olurlar. Musâhiplerin öz kardeşten yakın olduğuna inanılır ve birbirlerine her konuda destek ve yoldaş olmaları beklenir.

Musâhipliğin farklı aileleri yakınlaştırdığına, bu yönüyle toplumsal barışa destek olduğuna; aynı zamanda şahsî ve manevî huzuru artırdığına inanılır.[2]

Musâhiplik Pir Sultan Abdal tarafından şöyle tarif edilir:

Eğer farz içinde farzı sorarsan,
Yine farz içinde farzdır musâhip,
Dört kapıdan kırk makamdan ararsan,
Yine farz içinde farzdır musâhip.

Musâhipsiz kişi ceme gelir mi,
Ettiği niyazlar kabul olur mu,
Muhammed-Ali’den derman bulur mu,
Yine farz içinde farzdır musâhip.

Musâhipsiz ise ceme götürmen,
Tecellisi bozuk Hakk’a yetirmen,
Musâhipsiz ile durup oturman,
Yine farz içinde farzdır musâhip.

Farz Allah’tan kaldı ya sünnet kimden,
Musâhibin işi daima sırdan,
Musâhipli kişi ol Şah-ı Merdan,
Yine farz içinde farzdır musâhip.

Pir Sultan Abdal’ım hey kerem-kanı,
Yine sensin dü cihanın sultanı,
Aşnanı buldun müsahibin hani,
Yine farz içinde farzdır musâhip.

………………

1) musahip: Nişanyan Sözlük
2) Kalender Abdal çelebi torunu Seyyit Deli Mehmet Ersan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir