ERMENİ KEŞİŞİ MAT EDEN, WENKLI ŞEYH DELİL-İ BERXECAN KİMDİR ?

“Şeyh Delil, rivayet odur ki, piri asasını atmış Delil takip etmiş ve asanın düştüğü yerde Dersim-Mamekiye’nin merkeze bağlı Weng köyüne yerleşir (sonrada Pilvenk-Dedeağaç köyüne geçer). Bu bölge o dönemde Ermeni Gregoryan kilisesine bağlı ve büyük bir kilisenin olduğu yerleşim birimidir. Weng-Pilvenk ismi de burada gelmektedir. Şeyh Delil’in buraya ilk gelişi ile ilgili Veli dedemin bana anlattığı efsaneyi fazla detaya girmeden anlatıyorum.

Şeyh Delil ilk Pilvenk’e geldiğinde buradaki halk içinde kendi inançları doğrultusunda faliyetler sürdürürken yavaş yavaş taraftar toplamaya başlar. Burdaki kilise papazı bundan rahatsız oluyor ve Şeyh Delil’le görüşür. Bu faliyetlerinden dolayı duyduğu rahatsızlığını bildirir. Bunları bırakıp kilise cemaatine katılmasını ister. Çünkü kendisinin ve aynı zamanda temsil ettiği misyonun Allah katında daha iyi olduğunu vesaire bir telkinde bulunur. Bunun üzerine Şeyh Delil, “Bunu toplanarak halkın önünde ispat edelim.” der. Papaz kabul eder ve kararlaştırdıkları gün toplanırlar ve “Kilisede kutsal ekmek için yakılan fırına girelim. Herkesin yol ulusu kerametini göstersin.” derler. Papaz ile Şeyh Delil el ele fırına girerler. Kapağı kapatırlar. Bir müddet sonra kapağı açarlar. Şeyh Delil çıkar. Papazın sadece eli vardır elinde. Halk büyük bir şaşkınlıkla, “Aziz Peder nerede, niye sadece eli elinde?” diye sorarlar. Şeyh Delil der ki: “Sizin papazınız bana sadece elini verdi. Eğer inansaydı da kalbini verseydi sadece eli degil tüm bedeni ve ruhuyla sağlam çıkardı. Bunun üzerine başta papazın çocukları olmak üzere tüm halk şeyhi kabul etmiş ve şeyhin yoluna talip olmuşlar.

Bunu bana Veli dedem anlatmıştı. Ben olur mu böyle şey? demiştim. Fırında yanmamak mümkün mü diye itiraz etmiştim. Oda belki firında yanmamak mümkün değil ama burda dikkat etmen gereken yaptığın işi ve savunduğun davayı gönülden savunmak. Eğer öyle olmasa bu dava ateşten gömlektir, yakar.

… Şeyh(Şah) Delil’in talipleri Kayseri, Sivas, Tunceli, Erzincan, Gümüşhane ve hatta Karadeniz in kuzeyinde Kırım’da bile vardır. Bu da bize bu Ocağın taliplerinin Ocağa kan bağıyla değil inanç bağıyla bağlı olduklarını düşündürmektedir.(..)

Pilvenkliler’in içinde de “HELİFANLILAR” Şeyh Delil’in soyunda gelenler diğerleri ise yolundan gelenlerdir. Yani burda bir yol evlatlığı bir de soy evlatlığı vardır. Yol ulusu şeyhin soyundan gelenlerin içinden seçilir. Seçilen bu kişi o yolun Dedesidir. Eşi de Anadır. Dedenin olmadıgı yerde Ocak yönetimi Anadadır. Yani kadın erkeğin yanındadır. Bu olay diğer Alevi olmayan Kürtler de ve Araplar da yoktur. )..)

Şeyh Delil-i Berxecan’ın asıl isminin Delil olduğu, dini misyonundan dolayı Şeyhlik unvanı aldığı..(..)

Anadulu’da ilk secereler Anadolu Selçuklu Hükümdarı Alaattin tarafından verilmiştir. Secere Büyük Selçuklu ve Memlüklülerde de vardır. Anadolu Selçuklularından sonra Osmanlılar’da da vardır. Bunlar en çok Osmanlı döneminde yaygınlaşmıştır. Osmanlının ilk dönemlerinde kurulan Nakibüleşreflik kurumu Osmanlının ilk dönemlerinde secere vermenin dışında aynı zamanda ülke yönetiminde belli etkinliği olan kişilerdir. Bunların secere verdiği kişiler devlete vergi vermez, askere gitmez ve 150 koyunun altındaki sürüleri için Osmanlı’ya mera vergisi vermezlerdi.

Bu secereler Alevilerin dışında kimseye verilmiyordu. Çünkü Aleviler çoğunlukla Türkmen kökenlidir ve Türkmenlerin Devletten kopmaması için böyle bir sistem oluşturmuşlardır. Fakat bu da Osmanlı’daki diğer kurumlar gibi gittikçe bozulmuş ve ehli olmayan kişiler tarafından hakkı olmayan kişilere verilmeye başlanmıştır.

Ali Kaya “Başlangıçtan Bugüne Dersim Tarihi” adlı kitabında Dersim bölgesindeki secereleri saydıktan sonra, secere sahipleri içinde Ocak olanları yazıyor ve Şeyh Delil-i Berxecan’ı her ikisinde de gösteriyor. Yani hem Seyittir hem de Ocaktır. Bunun dışında da birçok kaynak ve kitapta Şeyh Delil Ocağından bahsedilir. Şeyh Delil Ocağı hem tarih olarak en eski ocaklardan biridir hem de talip kitlesi çok olan bir Ocaktır.
(…)
Şu anda Rıza Dedenin el yazısıyla yazdığı ve mezarlarının olduğu yeri de gösteren 8 kuşak soyu Dersim bölgesinde olduğunu görüyoruz. Bunların isimleri;

Şeyh Mecnun, Pilvenk köyünde

Şeyh Kemal, Pilvenk köyünde

Şeyh Cemal, Pilvenk köyünde

Şeyh Koca Mustafa, Gülbarin köyünde

Şeyh Seyithan, Mezra köyünde

Şeyh Derviş, Taptik köyünde

Şeyit Veli, Murgu köyünde

Mılla Veli, Ulupınar köyündedir.

Bu dedelerin içinde Mılla Veli’nin farklı bir yeri vardır. Çünkü o, dönemi ve olayları iyi analiz eden, siyasi gelişmeleri yakından takip eden bir kişidir. Bu özelliği küçük yaşta Dersim’den ayrılması ve uzun bir tekke eğitimi alması ve dış dünyayı daha iyi tanımasındandır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir