Erbain Gazeli

Erbain
Kırkıncı gün
Kırka varış!
Kerbela’da

Bu elim olaydan
Bin yıl önce
O sırada Istanbul’da
Bulunan Hızır Aleyhisselam
Hz. Yuşa Tepesinde
Nebi ile görüştüğünde
Musa Peygamber’e

Son Peygamber’in
Soyundan gelecek
Büyük kurbanın
Adalete susayanların beklediği
El-Muntazar’ın
İsmail soyundan
Geleceği bildirilmedi mi?

Istanbul’da bugünkü
Yuşa Tepesi’nden başlayıp
Ayasofya’nın bulunduğu yerde
Sona eren bir yolculuk sırasında,
İlerde gerçekleşecek olan
Olayların remizleri Musa’ya ve yeğeni
Yuşa Peygambere bildirilmedi mi?

Muharremin on’uydu
Kan rengiydi gökyüzü
Kıvılcımlı vahşi gözler siperde
Susuzluktan çatlayan dudaklar

O dudaklardı nübüvvete değen
Bir damla su yok mızrak yağmurunda
Gözyaşları yetişemez oldu düşen bedenlere
Minnezzilleh nidası gökyüzünün süsüydü

Her kum tanesinde dehşet
Her an yayılan ölüm kokusu
Bir yanda hakikat at sürmüş yiğitler
Bir yanda azı dişleriyle zalimler sürüsü

Oklar gölgeliyordu bedenlere düşen güneşi
Zeyneb’in keskin bir acıyla feryatları
Yükseliyordu semaya
Yüz adım ilerde nehre bakan tarafta

Salat için değil zulüm için saf tutanlar
Beride cennet başlıyordu
Anahtarları Cebrail’in elinde sallanan
Bir adım sonrasıydı ölüm

Bir avuç kum cenneti mesh ediyordu
Daha da keskinleşen kan kokusu
Ölümün susuzluğunu gideriyordu
Mızrakların ucu yüzlerdeki güzelliklere ayna

Çadırların gölgelikleri zindan
Şehadetin tebessüm eden güzelliği
Gözyaşlarına mukabelede bulunmakta
Bir hamle kalmıştı eksik, bir tek dokunuş
Bir kılıç yarası daha şerefli ölümün beklendiği

Gelip çatan an
Mızraklara bayrak oluşu bakışların
Zülcenah’ın heybetli nefesinin meçhule karışması
Hakikat girmemiş saraylarda çınlayacak
Zeyneb’in sesi korkusuzca

Hüseyn gönüllü şehit idi
Yeryüzünde kendisinden sonra da
Fesat çıkartacak
Masum kanı dökecek olanların
Zulmüyle bağrı yananlara
Yitirdiklerinin ayrılık ateşi ile gözyaşı dökenlere

Zibh-i azim
Nefs-i mutmainne
Mev’ude
Kevser’den, Ehl-i Beyt’in
Mübarek hanedanından verilecek
Kurban örneğini

İmam Hüseyin’in oğulları
Ali Ekber, Ali Asgar
Imam Hasan’ın oğlu Kasım
Kardeşi Ebul-Fazl Celal Abbas

Asa-i Musa kar etmez
Duruşunuzun kıyısındayım işte
Aşk denizi ki gözlerimin suyudur
Susuzluğum sular çöllerinizi
Sonsuz azabınız başlangıcı
Rukayye’nin feryatlarında saklıdır

Kumdan yangınlar sarıp kül ediyorken
Bedenlerimizin vefasızlığınızı
Hangi tövbe temizler
Zalimliğiniz yüce dağları kıskandırır

Ali Asgar’ın boğazından
Nefes alışı hangi suçun günahı
Ağlarsam sel götürür yangınlarınızı
Susarsam izzetinizi,
Buğulanırsa gözlerim dayanamaz dedem

Kadir-i mutlaklığa sığındı
Ölüm fermanına karşı
Kumlara serpilen kanlar
Kutlu ölümün şahidi oldu

Mehmet Özgür Ersan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir