Gadir Hum’da Kuran ve Ehli Beyt Vasiyet Edilmiştir

Peygamber efendimiz Gadir Hum’da Ali’ye alenen biat etti. Alenen kelimesinden kasıt, bundan başka gizlice edilmiş üç biat daha olduğudur. Bunlar 1- Bey’atüd-Dair 2- Bey’atü’l Hayzarane 3- Bey’atü Ummi Seleme’dir.
Aslında tümü Ummu Seleme’nin evinde oldu, ama farklı adlarla bilinen bu üç gizli biat gerçekleşmiştir.[1]Gadir Hum’da Peygamber Efendimiz bize iki ağır emanet bırakmıştır. Bu iki ağır emanette sımsıkı sarılan sırata müstakime ulaşır. Kevser ırmağının başında bütün müminlerle buluşur.
Ehli Beyt hakkında ayetler hadisler;
Hz. Muhammed şöyle der: ‘Kuran’a ve Ehli Beyt’imin ipine sımsıkı sarılın. Kevser Havuzunda her iki emanet bir birinden ayrılmadan bana ulaşacaktır. Ehl-i Beyt’im, Nuh’un gemisi gibidir. Gemiye binenler kurtulurlar, binmeyenler helak oldular.’
Tahrir Ayeti : ‘Allah, yalnızca siz Ehl-i Beyt’ten her çeşit pislik ve kötülüğü giderip sizi tertemiz kılmak ister.’[2]
Meveddet Ayeti: ‘Ey Peygamber! Müslümanlara De ki; sizden tebliğime karşılık bir ücret istemiyorum; istediğim, ancak yakınlarıma (Ehl-i Beyt’ime) sevgidir.’[3]
Mübadele Ayeti: ‘ (Ey Peygamber!) Sana gelen bilgiden sonra, kim seninle bu hususta tartışacak olursa, de ki: Gelin, çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra Allah’ın lanetini yalancıların üzerine kılalım.’[4]
Salavat(Salat) Ayeti: “Şüphe yok ki Allah ve melekleri Peygamber’e salat (rahmet) ederler. Ey inananlar, siz de ona salat edin ve tam teslimiyetle ona selam verin’[5]
Diğer Ayetler ise şunlar;
‘Ey Peygamber! Müslümanlara) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin.’[6]
De ki: “Ey insanlar! Ben sizin tümünüze Allah’ın resulüyüm! Göklerin ve yerin mülkü o Allah’ındır! İlah yoktur O’ndan başka! O diriltir, O öldürür. O halde Allah’a ve resulüne iman edin; Allah’a ve onun sözlerine inanan o ümmî peygambere iman edip uyun ki, doğruya ve güzele ulaşabilesiniz.”[7]
‘Aranızda peygamberi çağırmayı, sizin birbirinizi çağırmanıza eş tutmayın. Allah sizin, birbirini siper ederek sıvışıp gidenlerinizi bilir. Resulün emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir fitnenin gelip çatmasından yahut acıklı bir azabın yakalarına yapışmasından çekinsinler.’[8]
‘Yemin olsun! Sizin için Allah’ı ve âhiret gününü arzu edenler ve Allah’ı çok ananlar için, Allah’ın peygamberinde pek güzel bir örnek vardır.’[9]
Hz. Ali’nin Vasi tayini gerekçesi olarak aşağıdaki bazı ayetleri
Hz. Ali’nin Vasi tayini gerekçesi olarak aşağıdaki bazı ayetlerin nüzul edildiği rivayet edilmektedir: Velayet Ayeti: ‘Sizin dostunuz (veliniz)sahibiniz, ancak Allah’tır ve Peygamberidir ve inananlar, namaz kılanlar ve rükû ederken zekât verenlerdir.’[10]
‘Allah’ı, O’nun resulünü ve sözü edilen müminleri veli edinirse, hiç şüphesi, galip gelecek olanlardır./Allah’tan, O’nun resulünden ve iman edenlerden yüz çeviren bilsin ki, galip gelecek olanlar Allah’ın taraftarlarıdır.’[11]
‘Sen sadece bir uyarıcısın ve her topluluk için doğruyu ve iyiyi gösteren bir hidayet önder vardır.’[12]
‘İman sahibi ile inancı bozuk olan bir midir? Eşit olmazlar!’[13]
‘Rabbinden apaçık bir delil üzerinde bulunan, onu yine ondan bir şahid izleyen (…)kimse mi (yalanlanacak)’[14]
‘Eğer ikiniz (Ayşe ve Hafsa) Allâh’a tövbe ederseniz (ne âlâ); (yoksa) gerçekten kalpleriniz (Hak’tan) kaymış bulunuyor. . . Eğer O’nun aleyhine olarak birbirinize destek olursanız, muhakkak ki Allâh, O’nun Mevlâ’sıdır; Cibrîl de, iman edenlerin sâlihi de…’[15]
‘Bunu size bir ibret yapalım ve işitecek kulaklar onu iyice bellesin diye.’[16]
‘İman edip de iyi davranışlarda bulunanlara gelince, onlar için çok merhametli olan Allah, (gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır.’[17]
‘İman edip hayra ve barışa yönelik fiiller sergileyenlere gelince, işte onlardır yaratılmışların en hayırlısı.’[18]
‘Siz hac edenlere su verilmesini, Mescid-i Haram’ın imar edilmesini, Allah’a ve yevm’il âhire îmân eden ve Allah yolunda cihad eden kimse gibi (onunla bir) mi tuttunuz? (Onlar) Allah katında müsavi (eşit) değildir. Ve Allah, zalim kavmi hidayete erdirmez.’[19]
‘…Durdurun onları. Şüphe yok ki, onlar sorguya çekilecekler.’[20]
‘Eğer seni (dünyadan) katımıza alsak bile hiç şüphe yok ki mutlaka onlardan öç alırız biz.’[21]
‘Nihayet o gün dünyada yararlandığınız nimetlerden elbette hesaba çekileceksiniz.’[22]
‘Kalplerinde hastalık olanlar, yoksa Allah’ın, kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar?’[23]Ve dileseydik onları, sana gösterirdik de yüzlerinden tanırdın elbet ve elbette sözlerinden tanırsın, anlarsın onları ve Allah, yaptıklarınızı bilmektedir.[24]
‘Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun.[25]
‘Biz, senden önce de, kendilerine vahiy verdiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız bilenlerden sorunuz.’[26]
‘Toplumda hakça bir düzen gerçekleştirmek için İslâm, hak kitap Kur’ân geldi, batıl yıkılıp gitti. Batıl yıkılmaya mahkûmdur.’ diye ilan et.’[27]
‘İman edip salih amellerde bulunanlar (var ya), işte onlar da yaratılmışların en hayırlılarıdır..’[28]
Hani Rabbin, Âdemoğullarının bellerinden soylarını çekip almıştı ve onları kendi nefislerine karşı şahitler kılmıştı da, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” (demişti). Onlar, “Evet (Rabbimizsin), şahit olduk” demişlerdi. (Bunu,) Kıyamet günü “Bizim bundan haberimiz yoktu” demeyesiniz diye (yaptık).[29]
‘Cennet ehli, ateş ehline, “Biz Rabbimizin bize vaat ettiğini gerçek bulduk, siz de Rabbinizin vaat ettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. (Onlar,) “Evet” derler. Aralarında bir münadi, “Allah’ın lâneti zalimlerin üzerine olsun” diye seslenir.[30]
‘Önde olanlar ise (hayatta iken, inanç ve güzel fiillerde) öne çıkanlar olacak.’ [31]
Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimizden sor (bakalım): “Biz, Rahman’ın dışında tapılacak bir takım ilahlar kıldık mı (hiç)? [32]
‘İki taraf (cennet ve cehennem ehli) arasında bir engel (yüksekçe burç) ve A’raf (bu burcun yüksek tepeleri) üzerinde her iki tarafı da alametlerinden tanıyan kimseler (Peygamber ve Ehl-i Beyt’i) vardır. Henüz cennete girmemiş, fakat girmeyi şiddetle arzulayan cennetliklere “Selam (esenlik) size” diye seslenirler.’ [33]
O küfre sapanlar şöyle derler: “Sen gönderilmiş (Allah’ın bir elçisi) değilsin.” De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve yanında kitabın ilmi bulunan kimse yeter!”[34]
Allah, küfre sapanları kin ve öfkeleriyle geri çevirdi, onlar hiç bir iyiliğe erişemediler. Savaşta Allah, (yardımcı olarak) müminlere yetti. Allah kuvvetlidir, güçlü olandır.[35]
Gece gündüz, açık gizli, mallarını infak edenlerin mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.[36]
Birbirlerine hangi şeyi sorup duruyorlar? O büyük haberi mi? Hakkında anlaşmazlık içinde oldukları (haberi).[37]
İşte burada velayet (egemenlik), hak olan Allah’a aittir. O, sevap bakımından daha hayırlı, sonuç bakımından da daha iyidir.[38]

[1] Muhammed Emin Galib et-Tavil s.s.38
[2] Ahzab: 33
[3] Şura: 23
[4] Ali İmran:61
[5] Azhap:56
[6] Al-i İmran: 31
[7] Araf :158
[8] Nur:63
[9] Ahzab:21
[10] Maide: 55
[11] Maide:56
[12] Rad:7
[13] Secde:18
[14] Hud:17
[15] Tahrim:4
[16] Hakka:12
[17] Meryem:96
[18] Beyyine:7
[19] Tevbe:19
[20] Saffat:24
[21] Zuhruf:41
[22] Tekasür: 8
[23] Muhammed:29
[24] Muhammed:30
[25] Nahl:43
[26] Enbiya:7
[27] İsra:81
[28] Beyyine:7
[29] Araf:172
[30] Araf:44
[31] Vakia:10
[32] Zuhruf:45
[33] Araf:46
[34] Ra’d: 43
[35] Ahzap:25
[36] Bakara:274
[37] Nebe:1,2,3
[38] Kehf:44

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir