Hz. Ali Gadir Hum ve Velayet Bayramı

Aslında Gadir Hum biati o kadar geniş ve derin hakikatler içermektedir ki; onu bir kitabın sınırları içinde anlatmak mümkün değildir. Ancak olayın kısaca tarihine bakacak olursak: Hicretin 10. Miladinin ise 632. yılında Hz. Muhammed (s.a.a) hac mevsiminde, son veda haccını ifa edeceğini duyurmuş ve katılmak isteyen Müslümanları hacca davet etmiştir.
Medine, Mısır, Irak, Yemen, Mekke ve çevre illerden 130 bine yakın Müslüman toplanmıştır. Bu kocaman kitleyle Nebi (s) Efendimiz hac ibadetini eda edip Kâbe’den ayrıldı. Dönüşte Mekke ile Medine arasındaki Cuhfe yöresine Gadir Hum denilen yeşil bir vadiye geldiler. Orası tüm hacıların yollarının ayrıldığı bir kavşak konumundadır.
O gün Zilhiccenin 18’inde şiddetli bir yaz sıcağı hâkimdir. Kafilenin ilerisinde olanlar geriye çağrılır, geride olanlar da ileriye alınarak hepsi bir yerde toplanır. Rasulullah (s) Efendimiz onlarla beraber öğle ve ikindi namazlarını cemaatle kıldıktan sonra, Hz. Cebrail (a.s.) Allah tarafından Maide Suresinin 67. ayetiyle iner: “Ey Peygamber! Rabbinden sana indirilenleri insanlara açıkla, şayet bunu yapmazsan peygamberlik vazifeni yerine getirmiş sayılmazsın. Allah seni insanlardan korur.”
Peygamberliğin son yılına gelinmiş, iman esasları belirtilmiş, namaz, oruç, hac, zekât gibi temel ibadetler farz kılınmıştır. Bundan sonra emredilmesi ve açıklanması istenen ve onsuz peygamberliğin tamamlanmış sayılamayacağı o büyük şey nedir? Nebi(s) bu ayet-i kelimeyle Emirulmûminin Hz. Ali’nin kendisinden sonra ilk imam, ilk halife ve aynı zamanda da tüm müminlerin velisi, efendisi ve amiri olduğunu açıklamakla emredildi.
Maide süresinin 67.ayetinin Gadir biatıyla ilgili indiğine dair Ehl-i Sünnet kaynaklarının 32’sinde mevcuttur ki, örnek için sadece birkaçını zikredeceğiz: Şafii ibn-i Asakir’in Tarihi: 2/86 Vahidi’nin Esbâb-ı Nüzûlu:s. 115, Fahreddin er -Razi Tefsiri 12/50, Bedrettin el-Hanefi’nin Buhari Şerhi: 8/584, Suyuti Tefsiri: 2/298.
“O mahşeri kalabalığı iyice görüp ve sesini duyurmak İçin Hz. Peygamber (s) deve eyerlerinden yapılan ve minberi andıran yüksek yere çıkıp şöyle buyurdu: “Yüce Rabbime hamd-u senalar olsun, olabilir ki, yakın bir zamanda Mevlam beni yanına çağırır ve aranızdan ayrılabilirim. Hem ben, hem de sizler sorguya çekileceksiniz. Yarın mahşer gününde benim hakkımda ne diyeceksiniz? Hep bir ağızdan; görevini yerine getirdiğine ve Allah yolunda cihad edip peygamberliğini tebliğ ettiğine şehadet edeceğiz dediler.
Peki Allah’ın birliğine, benim peygamberliğime, Cennet, Cehennem ve hesap gününe inanıyor musunuz?”. Topluca; “Şüphesiz ki tüm bunların hak olduğuna inanıyoruz” derler. Hz. Muhammed(s) ellerini göğe kaldırarak 3 kez; “Şahit ol Allah’ım!” buyurur.
Daha sonra; “Aranızda paha biçilmez iki büyük ve ağır emanetim olan Kuran-ı Kerim ve Ehli Beyt’imi bırakıyorum. Yüce Rabb’im ikisinin kıyamete kadar birbirinden ayrılmayacağını ve bunların izinden gidenin asla sapıklığa düşmeyeceğini bana bildirdi. Bakalım benden sonra bunlara nasıl muamelede bulunacaksınız? Sakın ola ki ne bunların önüne geçin, ne de gerisinde kalın, yoksa helak olursunuz.”
Sonra Hz. Ali’nin elinden tutarak O’nu yanına aldı ve herkesin görüp duyacağı bir biçimde buyurdu ki: “Ben kimin mevlası isem Ali de O’nun mevlasıdır. Allah’ım O’na dost olana dost, düşman olana düşman ol. O’na yardım edene yardımcı ol. O’nu yalnız bırakanı, yalnız bırak ve hakkı daima O’nunla beraber kıl!”
Gadir biati o’ kadar meşhur ve mütevatir bir olaydır ki; onun sayısız kaynağını burada sıralamak mümkün değildir. Fakat örnek olması açısından bazılarını zikredelim: Kadir hadisiyle biatim Ehl-i Sünnet ulemasından; İbn-i Hanbel 40, Taberi 72, Cezeri 80, İbn-i Ukde 5, Cuabi 125, Yemeni 150, Hemedani 250, Sicistani de 1300 ayrı yolla Gadir Hun Olayı doğrulamıştır.
Ayrıca; Buhari Tarih-i Kebirinde: 1 /375, Müslim Sahihinde: 2/362, Tirmizi Sahihinde: !97, İbn-i Mace Süneninde: 1/45, Nesai Hasaisinde: s. 593, ibn-i Hanbel Müsnedinde: 4/281. Gadir Bayramını rivayet eden sahabenin sayısı 116, Tabiinse 84’tür, kaynak eser sayısı da 360 tır. Sadece bununla ilgili yazılan eserler yüzlercesini bulmaktadır ki, en önemlisi Hıristiyan âlim Pavlos Selame’nin “Gadir Bayramı” adlı eseri ile büyük allame Emini’nin “El-Gadir” isimli 11 ciltlik dev eseridir.
Hz. Muhammed (s) 1410 yıl önce 130 bini aşkın insan önünde İmam-ı Ali hakkında öyle buyurduktan hemen sonra, Allah-u Teala Kur’an-ı Kerim’den Maide süresinin 3. ayetini indirdi: ” İşte bugün dininizi kemale erdirdim, size olan nimetimi tamamladım nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı beğendim.” Bunun Ehl-i Sünnetten delilleri 26’dır ki, bazıları; Suyuti Tefsiri: 2/259, Bağdadi ihi: 8/290, Menâkıb-i Haverezmi: s. 80
Bundan sonra Nebi (s): “Benim peygamberliğim ve Hz.Ali’nin velayetiyle dini tamamlayan Rabbime hamd olsun!” diyerek indi ve ashabına Hz. Ali’ye Emirulmûminin, müslümanların velisi, büyüğü, imamı ve halifesi olarak biat edip kutlamalarını emretti.
İlk biat edenlerin başında olan Halife Ebu Bekir ile Halife Ömer İmam-ı Ali’nin yanına gelerek: “Ne mutlu sana ki ey Ali, bizim ve tüm inanan erkek ve kadınların Mevla’sı, efendisi ve imamı oldum!” derler. Peşlerinden de tüm ashap Hz. Ali’ye biat ederek O’nu kutlarlar.
Bu olay da Sünni kardeşlerimizin 60 kaynakta doğrulanmaktadır ki, bazıları; İbn-i Hanbel Müsnedi: 4/281, Fahreddin Er-Razi Tefsiri: 3/636, Gıyaseddin Tarihi: 1/144.Taberi ayeti: s. 214, Gıyaseddin Tarihi: 1/144, Müsned-i ibn-i Hanbel: 4/281, Beyhaki: s. 25.
Gadir Hum Biatı Hicret’in Onuncu yılı, Zilhicce ayının On sekizinde oldu ki o gün Alevilerin en büyük günüdür. Bu biattan önce Bakara suresindeki 283. Ayet indi: “Eğer yolculukta iseniz ve kâtip bulamazsanız, bu durumda alınan rehin (yeter). Şu durumda eğer birbirinize güveniyorsanız, kendisine güven duyulan, Rabbi olan Allah’tan sakınsın da emanetini ödesin. Şahidliği gizlemeyin. Kim onu gizlerse, artık şüphesiz, onun kalbi günahkârdır. Allah, yaptıklarınızı bilendir.[1]
Peygamber bu ayetten maksadın Gadir Hum Biatı olduğunu işaret etmişti. Daha sonra Gadir Hum Biatı’dan kaynaklanan nimete işaret eden ayet indi: “Elçiye indirileni dinlediklerinde hakkı tanıdıklarından dolayı gözlerinin yaşlarla dolup taştığını görürsün. Derler ki: “Rabbimiz inandık; öyleyse bizi şahidlerle birlikte yaz.” [2] İnişinden sonra Peygamber’e anlamı sorulduğunda ‘Gadir günü tanır, Sakife günü inkâr ederler’ dedi. [3]
Gadir Hum Biatı Ali’ye kutsal ve yüce bir mevki sağladı ki bu, bütün Müslümanların mevkinin üstündeydi. Biat tamamlandıktan sonra el-Hars b. Numan el-Fihri gelip Peygamber’e ‘Ey Muhammed! Dedi,’İman etmemizi emrettin, ‘Allah’tan başka tanrı olmadığına tanıklık ederiz’ dedik. Oruç tutmamızı emrettin, oruç tuttuk. Zekât vermemizi farz kıldın, verdik. Beş vakit salatı emrettin, itaat ettik. Haccı emrettin, uyduk. Bugün de amcan oğlu Ali’yi üzerimize vasi ve veli kılıyorsun. Bu senden midir, Allah’tan mı?’
Peygamber efendimiz bu sözleri duyunca gözleri kızardı ve ‘O keyfine göre konuşmaz, a yalnıza vahyedilen bir vahiydir.’[4] Dedi. ‘Ondan başka tanrı olmayan Allah’a yemin ederim ki, bu Allah’tandır, benden değil.’
El-Hars kalktı ve yürüdü, yürürken ‘Allah’ım eğer bu senin yanından ve haksa üzerimize gökten taş yağdır, ya da bize acıklı bir azap ver’ dedi. Anında üzerine bir taş düştü ve öldü. Bunun üzerine Mearic suresinin ilk ayet indi: ‘Bir isteyen gerçekleşecek azabı istedi.’[5]
Bunu doğrulayan Cenab-ı Hak Mearic Suresinin 1-3 ayetlerini indirir: “Biri, yükselme yollarının sahibi olan Allah’tan, kâfirlerin başına gelecek ve hiçbir kimsenin sayamayacağı azabı istedi.”
Bu da Ehl-i Sünnetin en muteber 32 kaynağında mevcuttur ki, bazıları; Tefsiru’l-Menar: 6/464, Suyuti’nin Şerhi: 2/387, Kurtubi Tefsiri: 18/278…
Daha sonra Hassan b. Sabit adlı şair sahabi Nebi(s)’ den izin alarak Hz. Ali ve Gadir biatini öven uzun bir şiiri orada anında okur.
Seslendi Nebi Gadir Günü Hum’da
Hele bir dinle ne diyor Peygamber

Tüm beşer içinden seçip Ali’yi
Sensin dedi ona bana birader

Kimdir mevlanız dedi, veliniz kim
Bir düşmanlık göstermeyip dediler:

Mevlamızdır tanrın, velimiz de sen
İçimizden kim sözünü reddeder

O zaman, kalk ya Ali, der, seni ben
İmam kıldım yerime, kıldım rehber

Allah’ım onun dostuna dostluk et
Ve düşman ol Ali düşmanına, der

Peygamber Efendimizde buna karşılık , ‘ Bize dilinle yardım ettiğin, bizi savunduğun, adımıza mücadele ettiğin, inkârcılara ve kirlenenlere karşı erdemlerimizi gösterdiğin sürece, Rûhulkudüsle desteklenesin ya Hassan!’ dedi.[6]
İslamın adı yücelip Arapların büyük bölümü İslama girince Muhammedilerle Süfyaniler arasındaki Haşimilerden ve Emevilerden miras kalan anlaşmazlığın izi silindi. Peygamber hayatta kaldığı sürece bu anlaşmazlıktan kaynaklanan bir şey olmamakla birlikte Emeviler güttükleri davayı gizliden gizliye korumayı sürdürdüler. Muhaliflerin kafalarından eski inanışların izleri varlığını koruyordu.
Aleviler şöyle der: Gadir Hum Biatı’ndan sonra Ali’ye düşmanlıklarıyla bilinen Emeviler, bu biatın hükmünü iptal etmek üzere Kureyş’in ileri gelenleriyle bir anlaşma yaptılar. Bu anlaşmayı Urve b. Mesud’a emanet ettiler, o da bunu Ebu Ubeyde b. El-Cerrah’a emanet etti. Bu nedenle Ebu Ubeyde ‘Ümmetin Emini’ diye anıldı. Alevilere göre bu ‘emanet’ dolayısıyla da Ebubekir, Ebu Ubeyde’yi hayatı boyunca hoş tuttu.

Anadolu Aleviliği’nin Yedi Ulu Ozanın’dan Şah ismail Hatayi’de Gadir Hum üzerine şu deyişi söylemiştir;

Levlake levlak buyurdu Muhammed’in şanına,
Ey Mervan pek susadın Ali evladının kanına,
Günde yüz bin kere lanet olsun senin canına;
Ey evliyalar madeni setdarım sırrım Ali,
Müminlerin yolu erkanı H.H.Bektaş Veli!

Muhammed’i davet etti kendi öz hanesine,
Günde bin köle azat ederdi bir Hakk’ın rızasına,
Kün dedi karar kıldı yerin gögün binasına,
Ey evliyalar madeni setdarım sırrım Ali,
Müminlerin yolu erkanı H.H.Bektaş Veli!

Yaratıcı tek Allah’tır ona yoktur gümanım;
Senden güman edeninn şeksiz yoktur imanı,
Sen sana getirdin ol velilik fermanı,
Ey evliyalar madeni setdarım sırrım Ali,
Müminlerin yolu erkânı H.H.Bektaş Veli!

Şeriatta ilim kapısı, hakikat da iki cihan serveri,
Muhammed Mustafa Hakk’a yakınlıkta onun ile söyleşti,
O’ndan başka yoktu onun nutkun ondan dinledi,
Ey evliyalar madeni setdarım sırrım Ali,
Müminlerin yolu erkanı H.H.Bektaş Veli!

Muhammed Imam Hasan’ı aldı dizine öptü ağzını,
Imam Hüseyin coşa geldi öptürdü boğazını,
Imam Zeynel hakkı için kabul et niyazımızı,
Ey evliyalar madeni setdarım sırrım Ali,
Müminlerin yolu erkanı H.H.Bektaş Veli!

Muhammed Bakır’a nida geldi Hakktan hidayet olunca,
Taş kalpler erir Hakkın nurunu görünce,
Imam Cafer ilim deryasına dalınca,
Ey evliyalar madeni setdarım sırrım Ali,
Müminlerin yolu erkânı H.H.Bektaş Veli!

Musayı Kazim razıdır Hakk’la olan rızaya,
Mümin olan razıdır Hakk’tan gelen kazaya;
Üzüm ile ağu verdiler Imam Rıza’ya,
Ey evliyalar madeni setdarım sırrım Ali,
Müminlerin yolu erkanı H.H.Bektaş Veli!

Muhammed Takidir tarikatın binası,
Aliyyel el Nakidir müminlerin aynası,
Mümine ahiretin verdi münafıka dünyası,
Ey evliyalar madeni setdarım sırrım Ali,
Müminlerin yolu erkânı H.H.Bektaş Veli!

Hasan-ül Askeri ol Mehdi’nin atası,
Nuh-u helak eden ol tufanın deryası,
Yerin göğün arşın kürsün atası,
Ey evliyalar madeni setdarım sırrım Ali,
Müminlerin yolu erkanı H.H.Bektaş Veli!

Ey Hatai, sil gönlünün sarayını sultan gelsin konmaya,
Sen seni hak bilki cismin oda yanmaya,
Öyle bir sultan sev ki meyli dünyada olmaya,
Ey evliyalar madeni setdarım sırrım Ali,
Müminlerin yolu erkanı H.H.Bektaş Veli!

[1] Bakara:283
[2] Maide:83
[3] Muhammed Emin Galib et-Tavil Arap Alevileri Tarihi Arapça aslından çeviren: İsmail Özdemir Karahan Yayınları 2012 Adana 2. Baskı s.36-37
[4] 53:3,4
[5] Mearic:1
[6] Muhammed Emin Galib et-Tavil s.36-37

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir