kelâm

izin verdiğin tüm yakınlıklar
bir hastalık
büyük romanlar düşledikçe 
büyük peri masallarına bulanırsın
ne acımasızdır zaman

hayata katılırsan onu açıkça göremezsin
akarken yaşam başın döner
arkanda neyi bıraktığını unutur gidersin

hiç kimse bilmez tek hüküm kendinsin
sessizlik bir kuşun tebessümünde gizli
rüzgarlarla ağırlaşmış yaprakların
içinde bekler

bir kelam edilemez
bu zaman sıklığında
ılık bir kuşluk zamanı
alacakaranlıktan beter

şahmerdanda olsan
yanık ve alazsız yanan
kara kelimelere inat
hüznünün aynasında
eskiyen bakışlardır elinde kalan

yalnız kendine çoğalan
sızılarınla başbaşa
sırı dökülmüş bir yaşamın
dokunaklı gözbebekleri

acı yusuf’un züleyha bıçağı mı
arzun yoksa mısır’a mı
maksudunun elleri buz
ayakları çıplak ve yorgun

yol bulamamış kimse
çıkmaya sonsuz geceden
bırak yarın ölüm düşüncesini saki
gece acıda olsa geçiyor

ömrümüzün varı yoğu hep bir soluk
yol mu ararsın ki
bu Umman arasında
bu virane de
ku ! ku!
arıyor kumrular
kimi bilinmez…

ben olsam da olmasam da
dünya değişmez
unutma ne için geldin cihana
neyi arar mahsudun

Mehmet Özgür Ersan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir