Boyun Eğmez

Toprağın saydam yüzünde
Kristal kaplanlar
Alef diyarında
Zerefşan ırmağının döküldüğü
Tölün ülkesinde
Ölümüne filiz sürme arzusunu
Acının doğal sözlerini
Titizliğini baharın
Yazgıya karşı koyan
Büyük ırmakların başını çektiği
Inatlaşış
Burası orman
Kuru rahat ağaçlar
Hava eski ve hüzün kokuyor
Hayatın bir dalından ötekine
Seken bir kuş
Turna değil daha büyük
Turgay olsa olsa
Ben o kadın
ölümlü ki ikimizde
Gözlerden oluşmuş yalnız
Ve Öpücüklerden
Dumandan yollardan yorgun
Dünyadan
Daha kalın kitaplardan
Ötekilerden değil
Kendinden sıkıcı söyleşilere veda edip
Muhabbetin şenlikli baharında
kalabalıktan ırıldığımız
Hayatın anlamından hece
Ya da sessizliğin akışı
Dalganın ölümsüz sesi
Yeni bir dalga sahile vurana kadar
Duyarız biz büyüyen sesini sonsuzluğun
Şimşekten başka hiçbir tanrı yokken daha
Orada o balçığın içinde
Büyüdü yüreğimiz
Serçe gibi küçücük bir aydınlık
Keklik gibi yırtıcı bir gökyüzü
Kartal gibi güçlü bir yelin
Denize vuran yıldızların cıngısının
Eskittigi
Haziran ayı eklendi
Yapraklar ve tüyler
Kansız ve tanrısız krallıklar için
Kusursuz anıtlarla kana doydu
Dünya
Herşeyin ay ya da taş kadar ıssız
Karanlık olduğu zamana inat
Dokunuyor kayanın ıssızlığına
Boyun eğmez ruhlarıyla
Direndi o çocuklar

Mehmet Özgür Ersan 30.09.2014

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir