ÇERAĞ DÜVAZI

CEM’DE CERAĞ UYARANIN OKUDUĞU GÜLBANG
“Hayır himmet Pîrim!Çerag-i rûşan, fahr-i dervişan,zuhur-i iman, himmet- piran,Pir-i Horasan, kürşâd-i meydan,Kuvve-ti abdalan kanun-i evliya,Gerçek erenler demine hü..

Çerag-i evliya nuru semavat Ki bu menzildir

Ol Tûru münacat Çerag uyanınca kıl nıyazı

Muhammed-Ali’ye candan salevat…”

Allahümme salli alâ Seyyidinâ Muhammed MustafaAllahümme salli alâ Seyyidinâ Aliyye’l Murtaza

Allahümme salli alâ Seyyidinâ Hasan-ül MüctebaAllahümme salli alâ Seyyidinâ Hüseyn-i Kerbela

Allahümme salli alâ Seyyidinâ Zeynel-AbaAllahümme salli alâ Seyyidinâ Bâkir Bahâ
Allahümme salli alâ Seyyidinâ Câfer rehnümâAllahümme salli alâ Seyyidinâ Kâzim Mûsa
Allahümme salli alâ Seyyidinâ Ali Sultan RizaAllahümme salli alâ Seyyidinâ Muhammed Takî
Allahümme salli alâ Seyyidinâ Ali NakîAllahümme salli alâ Seyyidinâ Hasan el-Askerî
Allahümme salli alâ Seyyidinâ Muhammed Mehdi…”

Bercemal-i Muhammed, Kemal-i Imam Hasan, Şah Hüseyin Ali’yi pîr bilene verelim candan salevat…”

ÇERAĞ DÜVAZI

Çün çerag-i fahr uyandırdık Huda’nın aşkınaSeyyid-ül-Kevneyn Muhammed Mustafa’nın aşkına
Sâki-i Kevser Aliyye’l-Mürteza’nın aşkınaHem Hatice, Fatima Hayrün-nisa’nin aşkınaŞah Hasan Hulk-i Rıza hem Şah Hüseyn-i KerbelaOl İmam-i Etkiya Zeynel-Aba’nın aşkına
Hem Muhammed Bakır ol kim Nesl-i pak-i MürtazaCafer-üs-Sadık imam-I Rehnüma’nın aşkına Mûsa-i Kâzim serfirâz-i ehl-i HakHem Ali Mûsa Rızayı sâbiranin aşkına
Şah Takî-yü bâ Nakî hem Hasan-ül-AskeriOl Muhammed Mehdi-i sahib-livâ’nin aşkınaPîrimiz, Üstadımız Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin aşkınaHasredek yanan yakılan aşikan’ın aşkına…

Düvaz bitince

Bercemal-i Muhammed, kemal-i İmam Hasan,

Şah Hüseyin Ali’yi pîr bilene verelim candan salevat…”

“Allahümme salli alâ Seyyidina Muhammed ve alâ Al-i Muhammed

NUR SURESİ 35. AYETİ :
Bismi şah Allah Allah!Rahman ve rahim olan Allah’ın ismi ile başlıyorum.Allah göklerin ve yerin nurudur.Onun nuru, içinde ışık bulunan kandile benzer.Sanki o ışık bir cam içindedir. Cam da sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır.
Bu, ne yalnız doğuda, ne de yalınız batıda bulunur.Bereketli zeytin ağaçlarında yakılır. Ateş değmese bile,neredeyse yağın kendisi aydınlatacak.Nur üstüne nurdur. Allah dilediğini nura kavuşturur,Allah insanlara misaller verir. O,her şeyi bilendir”.

1. allâhu : Allah
2. nûru : nur
3. es semâvâti : semalar
4. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
5. meselu : misal, örnek
6. nûri-hi : onun nuru
7. ke : gibi
8. mişkâtin : kandil
9. fî-hâ : onun içinde vardır
10. mısbâhun : misbah, lâmba
11. el mısbâhu : (o) misbah, (o) lâmba
12. fî : içinde
13. zucâcetin : sırça (cam)
14. ez zucâcetu : (o) sırça, (o cam)
15. ke ennehâ : o gibidir
16. kevkebun : yıldız
17. durrîyyun : inci gibi parlayan
18. yûkadu : yakılır
19. min şeceratin : ağaçtan
20. mubâraketin : mübarek
21. zeytûnetin : yağ (zeytin ağacı)
22. lâ şarkîyetin : doğuda olmayan (bulunmayan)
23. ve lâ garbiyyetin : ve batıda olmayan (bulunmayan)
24. yekâdu : neredeyse, hemen hemen, kendi kendine
25. zeytu-hâ : onun yağı
26. yudîu : ışık verir
27. ve lev : ve eğer
28. lem temses-hu : ona değmez
29. nârun : ateş
30. nûrun alâ nûrin : nur üzerine nur
31. yehdîllâhu (yehdî allâhi) : Allah hidayet eder
32. li nûri-hi : onun nuruna, kendi nuruna
33. men yeşâu : dilediği kimse
34. ve yadribullâhul emsâle : ve Allah örnekler, misaller verir
35. lin nâsi (li en nâsi) : insanlar için, isanlara
36. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
37. bi kulli şey’in : herşeyi
38. alîmun : en iyi bilendir

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir