Kış Uykusu

Hollanda’nın Rotterdam şehrinde düzenlenen 2. Kırmızı Lale Film Festivali’nin “Master Class” bölümüne katılan Nuri Bilge Ceylan ‘Gezi’ boyunca Kış Uykusu’nda idi. Baskı o kadar yoğundu ki hemen sinema projesine verilen fon kesiliyordu. Onu da anlamak gerekiyor.

Uzun sözler söylemedi. Bizi bunaltmadı. Ölümleri yok saymadı. Peki ne yaptı?

Kabuk bağlamış yaralarımıza bilge bir dokunuşla sanatın ’em’ olma niteliğini bir kez daha gösterdi.

Cannes’da Altın Palmiye alıp yangın yerine dönmüş kalplere su seperek Gezi ve tüm genç ölümlere ayrıca Soma’da yüzyılın en büyük ‘işçi cinayetin’de ölenlere adadı ödülünü.

Takvimlere göre mevsim bahar dı ancak ülkemiz karakıştan çıkmamıştı. Içimizi yakan bu yangın yerinde şiddetin tohumları her yerde kanlı filizler verirken. Yerde yatan masum işçi tekmelenirken, tokatlanırken zehir saçan sözlerle ötekileştirilirken.

Kitlelerin uzun kış uykusundan uyandıran ashab-ı Kehf de olduğu gibi ilahi bir dokunuşla uyandırdı bizi. Ödülü aldıktan sonra kaldırdığı sağ yumruğunun önceden hesaplanan bir şey olmadığını, bir saniye içinde gerçekleştiğini kaydeden Ceylan, bunun 32 yıl önce benzer hareketi yapan Yılmaz Güney ile ilişkilendirilmesinin kendisini rahatsız etmediğini dile getirdi.

Konuyla ilgili olarak Ceylan, “öyle bir ilişki kurulması da beni rahatsız etmez. Ama çok bilinçli, böyle hesaplanarak yapılan bir şey de değildi”* dese de …

Daha önce “Uzak” filmiyle aldığı ilk ödülünü Yılmaz Güney’e adadığını hatırlatan Ceylan, şöyle devam etti:

“Ben ödülü alırken öyle bir şey (sağ yumruğunu kaldırması) yapmadım. Daha sonra bir fotoğraf çekimi var karşınızda yüzlerce fotoğrafçının olduğu? Orada sürekli çığlıklar halinde bağırarak sizden çeşitleme yapmanızı, elinizi kaldırmanızı, gözlüğünüzü çıkarmanızı, yumruğunuzu sıkmanızı, elinizi cebinize sokmanızı isteyen, bağıran bir güruh var. Bir şeyler yapmak zorunda kalıyorsunuz ama tabii ki Yılmaz Güney’e bir selam olarak da algılanabilir. Orada bir saniye için yumruğumu da sıktım. Tabi Yılmaz Güney’i çok severim ben. Sinemasını çok severim, Yol filmini çok severim. Hayatını ilginç bulurum. Çok okumuşumdur. Yani öyle bir ilişki kurulması da beni rahatsız etmez. Ama çok bilinçli, böyle hesaplanarak yapılan bir şey de değildi. Bir saniye içinde gelip geçen bir şeydi.” *

Muhtemelen Nuri Bilge Ceylan bambaşka bir duyarlıkla çekmişti eserini.Daha öncekiler gibi üzerinde fazla düşünülmeden yüceltilen vicdan kavramına odaklanmıştı.

Mehmet Özgür Ersan

* Radikal’e verdiği röportaj.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir