MEN AREFE NEFSEHU, FEKAD AREFE RABBEHU” sırrını açıklayalım?-Mehmet Özgür Ersan

Bu “men arefe nefsehû fekad arefe Rabbehû” ifadesiyle bildirildiği gibi, insanın Rabbini bilmesi, önce kendisini bilmesine bağlıdır.
Nefisten hareketle, Allah’a ulaşmanın, çeşitli âyetlerde destek gören bir yanı vardır: “Ufuklarda ve kendi nefislerinde âyetlerimizi göstereceğiz ki, onun gerçek olduğu onlara iyice belli olsun…” (Fussilet/21). “Ve nefislerinizde olanı görmüyor musunuz?” (Zâriyât/21).
İnsanda Allah tarafından üfürülmüş (menfûh) bir ruh vardır. Bu da Rab’den bir emirdir. Bu ruhun insan bedenindeki faaliyeti sonucu, içgözlem veya enfusî seyr ile onun ait olduğu yer hakkında, ma’rifet denilen bir tür bilgi husule gelir. İnsanın hakikati olan bu ruh, arifane bilme ile bilinirse, onu üfleyene ait bilgi de, otomatikman ortaya çıkar.
Rabbini bilmek için önce nefsinin ne olduğunu bilmen nefsin ne olduğunun farkına varman gerekir bu da kendini var saydığın benliğinin Allaha ait olduğunu ve kendinde var saydığın nefsinin hakikatinin Rabbin olduğunu kavraman gerekir bu surette nefsinin ne olduğunu anlar Rabbine agâh olursun.

Bizim bildiğimiz bir ikinci hadisi şerifte ‘Rabbini bilen nefsini bilir’ şeklindedir. Buradaki rab kelimesinin ikinci manası efendi demektir. Bunun neticesi olarak ta bir insan-i kâmili bularak onun aynasında kendini bilmesi ve anlamasıdır.

15th August, Mehmet Özgür Ersan tarafından yayınlandı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir