Hz. Ali’ye Göre Tanrıbilim

Ali (a.s)’ın felsefesi salt ilâhî bir felsefedir. Dolayısıyla
diyalektik ve diğer maddî görüşler, bu değerli ve ilâhî şahsiyetin
düşünce ufuklarına yükselemez.

O, Allah hakkında, öyle bir “zat” ispat etmektedir ki, aynı ispatla
bütün zatî sıfatları da beyan etmektedir. Hz. Ali şöyle buyurmaktadır:
“Allah’ın künhüne ermek mümkün değildir.”[1] Zira düşünen, düşünce ve
düşünme hep O’nun mukaddes zatının nurundan vücuda gelmiş şeylerdir.
Allah’ın feyzi hepsine vücut vermiştir. Hiç O’na bağımlı olan ve O’nun
bir eseri olup O’ndan kaynaklanan bir şeyin O’nu kuşatması düşünebilir
mi?!

Yaratıcı ile yaratığın irtibat şekli ve yaratıcıyı yaratıkları
vasıtasıyla tanıma niteliği hakkında ise şöyle buyurmaktadır: “Her
şeyledir, beraberlik olmaksızın; her şeyden ayrıdır, kopukluk
olmaksızın.”[2] Yine şöyle buyurmuştur: “Ne eşyanın içindedir, ne de
onların dışında.”[3]

Yani O, her şeyin içindedir, onlara karışmaksızın; her şeyin
dışındadır, onlardan kopup ayrılmaksızın. Dolayısıyla kendini Allah’ın
varlığının dışında gören ve sonra da Allah’ın zatı hakkında tefekkür
eden mütefekkir biri bulunabilir mi?! Hz. Ali (a.s) her mütefekkiri,
tefekkürüyle, kıyasının iki önermesiyle, fikrî sonucu ve delil teşkil
eden burhanıyla birlikte Allah Tealâ’nın varlığının hâkimiyeti altında
görmektedir.

O hâlde hiçbir akıl Allah’ın künhüne eremez; ama kolayca şunu idrak
edebilir ki, “O’nun bir benzeri yoktur.”[4] Evet, bunu kolayca anlamak
mümkündür. Filozofun düşünce yüceliği ve arifin şuhut derinliği ile,
bu gerçeği anlamak olasıdır. Bu sınırı aşacak olursa, hiçbir
mütefekkirin düşüncesi Allah Tealâ’nın hakikatini idrak edemez.

Dolayısıyla Hz. Ali (a.s) buyurmuştur ki: “Himmetlerin yüceliği O’nu
derk edemez ve akıllar O’nun vücut denizine dalamaz.”[5] Yani filozof,
fikriyle ne kadar uçarsa uçsun, O’nu tanıma zirvesine asla ulaşamaz.
Arif de şuhut denizinde ne kadar yüzerse yüzsün, O’nun zatının
derinliklerine asla varamaz.

________________________________

[1] Nehc’ül-Belâğa, 1. hutba.

[2] Nehc’ül-Belâğa, 1. hutba.

[3] Nehc’ül-Belâğa, 186. hutbe.

[4] Şûra Suresi/11.

[5] Nehc’ül-Belâğa, 1. hutbe.
18th May, Mehmet Özgür Ersan tarafından yayınlandı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir