CÂNÂNNAME

Sırtıma yükledim Âşk-ı cânânı
Derdi bir hoş geldi istemedim dermanı
Haykırış eyledim arşa kaldırdım başımı
Şol cihanda başka âşık görmezem

Gördüğümü kararttım bildiğimi unuttum
Senin âşkından cismimi kavurttum
Dört kitabtan haber verdin de sen bana
Dört kitabın manasını cânânda buldum

Yâr senin davandan dönmezem
Kâbe-i cânân’da ben Sönmezem
Bir gidip bir geleceğim şu aleme
İşledim ilmikleri hâline, hâlinden öte yol bilmezem

Har’ına kül oldum yandırdın cânımı
Yüreğinde kazan oldum, kaynattın hâlımı
Aldın halımı ellerine, var ettin ikinciye
Doğdum şimdi tekrar, ben babamı bilmezem

İkiliğin dar’ına durmuş İdik evvel zaman
Halbuki birdi muradım, bilemedim bir zaman
Dar’ına durup şol şerbeti içirdin
Ne zaman kaldı ne mekan;artık hep doğarım anamdan

Kaf û nun da cenneti gösterdin yâ Rab
Cehennemi unuttum, cemalini gösterdin yâ Rab
Senin maksadın kendini bildirmek ise yâ rab
Sadece cânsn kalsın sana muhattap

Kendimi bilemedim, bildirdin kendini cânân da
Heyran ettirdin kendini dü cihanda
‘Vesile’ kelamını bildirdin artık ulaştım ben sana
Tuzağını kurup serseri ettin beni cânâna

Bedbahtlar seyreyledi seni fâni cihânda
Dervişlere nefes verdin coşa geldiler mihmanında
Gümândaydılar kulaklarından şüphelerini aldın
Dirilttin körleri gör eyledin bir an’da

Çok arattın kendini ellerde bir an sesimi cıkarmadım
Var etmiştin kendini amma ben seni görmedim
Sonunda zuhurun zahir oldu kandırdın beni
Dü Cihan’ın cânânında buldum kendimi

Kepaze ettin MAL çıkardın beni meydana
Ar namus libas mı kaldı büryan eyledin ve pervane
Alâ dan alâ allahım oldun bilmedim mesane
Seni bildim yâ gerekmez başka bahane

Ey fettan ey huri ey libassız
Görmedim senden alâ imansız
Ey İmanını Allah ile değişen ey imanın sahibi Rab cânân
Kodun beni kitapsıZ

Kitaptan kasıt demek
Arifliği terk et demek
Bildin ise bu sözü
Gel cân-ı cânândan içeri demek

Gezerim Allah yazarım Allah
Dilimden düşürmesem bu zikrullah
Allah ile yazdığım allah değildir kanmayın
Cânân dır Allah cânân dır Allah

Ol sebeptendir hasta revan olmuşam
Heybemi sırtıma alıp yollara düşmüşem
Gördüğüm deyip gozlerim kör etmişem
Artık görürüm cânân duyarım cânân

Ey cefası güzel ey celali ile hüküm kesen
Bir an hükmümü kes cezamı ver
Cesedim toprak olsun
Girdiğim cânân

Şanımı mal eyledin cümle aleme oldum rezil
Görmedim bu cihanda senin gibi delil
Fıtratında vardır mallık özü değildir sultanlık
Sultanlık cânâna yaraşır, hor görme bu fakir

Pazara çıkarım satılık satarım
Sattığım bir deri bir kemik, nicedir böyle güzelleşirim
Güzel deyip varımı aldı nâdân gafil
Alamadı cânım ruhu, sahibi vardır cânân deyu

Perişan oldum gezerim illeri
Avazım cânân dillerim cânân
Ân’ı seyreylemekten kepaze oldu düşlerim
Avazım cânân dillerim cânân

Ne bi taraf oldum ne bertaraf
Ne kalem tutar ellerim ne de zarf
Nokta içinde buldum şekil verdin oldum harf
Avazım cânân dillerim cânân

İki nokta üç hurufta BİRleştik
Hâlime hâl katıp dertli dertli söyleştik
Vav oldum Elif yüreğinde niyâzlaştık
Avazım cânân dillerim cânân

Gerçeğinden sual olunmaz amma tıpkı Allah gibisin
Tıpkısı bir yana gökte yıldız ay gibisin
Güneşin en kor sıcağı gibisin
Gitsen gelirim kalsan kalırım;şükürler olsun elhamdulillahımsın

İffetin bir yanda imansızlığın bir yanda
Her ne sual etseler cismime yeşil elli hünkârım gibisin
Gibisini geçtim bildim billah
Yüzünden okuyup seçtim billah
Arş ile ferş BİRdir billah; bismillahın Elif kubbesindesin

Güvercin oldun gezdin urumu
Maksadımız BİR oldun gördüm O’nu
Nûş ettim gözlerinle bir dolu
Salına salına gelen şebi aruz gecesi gibisin

Bakma sen ‘gibi’ dediğime
‘Gibi’ derim eremez körler menzile
Nasibinle bir can verdin gözüme
Körlüğümü unuttum billahi

La ilahe illallah
Çok’u bir ettik; Eliftir Allah
Elif cânân ise nidem ben ahireti
Ahireti sende gördüm billah

Destur olsun Cânân ablam…

Akıl ile başlar ezber giden
Kâl ile başlar hâllice giden
Evvel dinleyip müşkülün sunan
Nasibin bulur inşallah

Duvarlar bakıp elin sürdüren
Bir dem ağlatıp sonra güldüren
Bir nefes çekip sonra durduran
Nefesini verdirir inşallah

Aklım başında ise bu gittiğim yol değil
Karıncayı incittim ise gözlerim görür değil
Süleyman a varıp görünmeyince
Konuştuğun dil değil

Boş tenekeden çok ses çıkarsa
Bu hâlin gören pek tez kaçarsa
Konuşan kişi hüküm kesip sultan çıkarsa
Bunu konuşanlar Âdem değil

Kusur bilmeyen yüreğineki kıymetlime niyâzımla Sultanım…
Huu🕊

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir