şehir

korktuğum o şehir
istemeden nefret ettiğim
çılgınlıklar içinde
sükuneti bulmayı umarak
terk ettiğim o şehir

şimdi başkalarının
gençliğini yaşadığı
başka bir şehirde
gençliğimin
şehrini özleyerek
yaşıyorum

sessizliği dağıtıyor
yağmur damlaları
huzur uyuşuk
kapı içlerinde

o bu anın
girdabının dışında
huzurla ikimizde
inkar ediyoruz birbirimizi

ikimizde kendi şehrimizin
güzelliğini kötülüğünü
düşlemeyi seçiyoruz

oysa kasırgada bir zerrecik
tozdan başka neyiz ki

tıpkı bir göl gibi
yaşamla kaynayan bu şehirde
çekilen tüm yaşamdan
yalnız bir adamım
hepsi bu

sokak lambaların
sıcağı altında
akşamla karanlığa
boğulmuş sokaklardan geçip

kaldırımlara doğranmış
ışıklarla beslenip
bir yolculuk hayaliyle

asude bir ateş gibi
gecenin uzun çekilmiş kaşlarında
erdemlilik parlıyor
siste ve yağmurda

bir buğday ya da yulaf
tanesinin parladığı gibi
fazlasıyla uzamış tırnakları

öyle endişeli ki
kulakları şehrin cazının
cızırtısına kapalı

gerisin geri
ayakları sürükleniyor
gecenin son saati

karanlığı kanatlarıyla itecek
bir turna zarifliğinde
köhne bulutlar arasından
vuracak şafağa karşı
değişen yüzüyle
yeni bir şehre girecek
az sonra

Mehmet Özgür Ersan kadıköy mart/2013

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir