Yedi Kat

Gök yedi kat yedi kat her şey yedi kat
Ten dahi yedi kat tende ten yedi kat
Deri var derinin altında yedi kat
Et var etin içinde yedi kat
Damar var damarın içinde yedi kat
Kan var kanı sarmalamış kan yedi kat
Sinir var içinde çepe çevre sarmış sinir yedi kat
Kemik var kemik içinde kemik yedi kat
İlik var yaşam onda saklı ilik içinde yedi kat
Yedi kat göğe benzer insan yedi kat
Dünyada dört ateş var ateş dört
Taş ateşi magma yanardağ ateş dört
Odun ateşi var ormanlar dolusu orman da dört
Yıldırım ateşi gökten yere inen dört
Cehennem ateşi insanda azapla gelen dört
Ademde dört ateş var ademde ateş dört
Mide ateşi açlıkla can bulan aç gözlülüğe yol açan
Şehvet ateşi var söndürmezsen yardan atan
Soğukluk ateşi yaşarken öldüren içi çekilmiş gibi insan
Muhabbet ateşi dostun otağında Muhammedi hasıl eden her an
Ve dünya da dağlar var ard arda yanaşmış
Ademde kemik başları dağlara benzer dağlar gibi dağ gibi üzerine et giydirilmiş
Ve hem dünyada boğulacak yedi deniz var yedi
Ve hem her yeni güne çok şükür diyenler var küçüçük bedenlerde yedi canda yedi
Kocaman yürekler var dört kapılı yedi kat
Her Sabah hayra uyananlar var
Ve hem sabahlarını şer bilenler var…
O vakit Aşk olsun tenlerinde Aşk ateşi yakanlara aşk
Küçücük bedende kocaman yürek taşıyanlara aşk olsun aşk
Aşk taşın içinde ateş çıkan O’na Aşk olsun Aşk
O taşın içinde ateş çıkar da yanar
Dumanı göğe ağar
Ateşi ocakta kalır
Gül-i reyhan dedikleri Aşk çiçeğidir Aşk
Aşk Hakk’ın Ateşidir Aşk
Bütün alemi saran Aşk
Bütün alemi tutuşturan Aşk
Ve o ateşin ocağı erenlerin gönlüdür Aşkla yanan
Aşk, cana can katar
Aşk Can’a hareket verir
Aşk O’nu yakar
Bu ateşe muhabbet ateşidir
Her gönül de Muhammed hasıl olur Muhabbetten
Ibadetin ihlaslı olsun
Aşka yakışır olsun
Kolay deme Hakk’a lebbeyk diye
Kolay düşme kıl-u kala
Kolay değil ateşe düşmek
Düşmeden düştüm deme Aşk’a
Özlemeden özledim deme Aşk’a
Dokunmadan dokundum deme
Hissetmeden hissettim deme
Haktan nasip alan bunca sözden anlar
Nadan ne anlar Aşk’tan
Zikir ile meşgul olmayan
Hakkı hakkıyla anmayan
Ne oldu bu alemde anlamayan
Ne anlar yürekte yanan ateşteni Aşk’ın
Ateşi eziyet sanar
Yanan yanar yandım demez
Gören müşahede eden ettim demez ki
Burası kör meydanı mı gören gördüm der mi
Gör meydanına zahmet mi olur görene
Zahnetten kurtulur rahmet olur Aşk
Kurtuluşa feraha ulaşan mecnun gezer
Ne bilsin sarhoş olmayan aşkın narından
Üç beş kelime ile kendini aşık sanır
Kuru pınar akar mı aksa kabını doldurur mu
Çağlayan anlar aşkın ummanına ulaşan anlar
Katre olsa umman değil mi aslı
Aslı aslına çeker
Damla olmadan çağlar mı ummana akan
Haktan olan bilir herşey haktan tohumda ağacı gören Haktan başka ne görür
Damlada ummanı gören bilir kendi kendini
Kendinde O’nu On’dan olan O’nu nasıl inkar eder
Aslı aslına faslı faslına çeker
Her nesne aslına döner
Döner çark-ı felek nesli nesline döner
Kaynatmakla katran olurmu şeker
Şeker varsa özünde olurmu kem söz eş
Dili bal şeker gönlü aşıka eş
Sözü özü bir olana olur mu yalan
Yalan diyen yalan dolan olur
Er kişi kişiye olur dost olmaz her kişiden kişiye dost
Dostundan anlaşılır hali dost olanın dost olmayan kendine bulamaz gerçek dosttu
Yesari Çelebi senden olsun Hakka dost
Dostunun dostuyuz Ya Huseyn seni dost bilen
Hakka şükür dostuyuz Ehli Beyte yaren olanın

Mehmet Özgür Ersan (Yesari Abdal) 23.10.2017 Üsküdar 02.35

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir