Cesaretin Kanadığı Yerde

Varını yoğunu vererek
Bu yabanılda
Bir dervişin asasıyla
Bir dervişin hırkasıyla
Çıkmış yola
Çocuk yürekli
Çocuk gülüşlü
Toy bir ozanım

Ruhları üşüten bu rüzgar
Kalpleri ezen acılarla
Kapkara gecelerden
Hiddetli azgın akan fırtına
Çılgınca kabaran
Kabardıkça coşan çalkanan dalgalar
Ruhumu dehşetlere bırakıp
Ezip bir burgacın ortasında
Yakarak tütsüleyen

Derin uçurumlara
Keskin yarlara
Azgın ırmaklara
Dönmüş her bir yanı
Bu kentin tüm bulvarlarında
Cadde ve sokaklarında
Derin vadilere dönüşen
Kara karanlık kalabalıklardan
Bir kurtulabilsem

Aynalar gibi parlak ve derin
Tertemiz silinmiş
Sonsuz ve berrak içine bakışık
Zevkin bağışladığı her nefeste
Bir lahzacık ah bir lahzacık
Sevincin kursağındaki yankısı

Tüm ihtiraslardan arınık
Tüm isteyişlerden azade
Bu boğucu bu karanlık
Dar hayattan kaçıp
Kucaklayıp o ütopyalar ülküsünü
Bir ses yükseldi derinden
Çok acı çeksen bile sakın
Cesaretini kırma şafağa en yaklaştığın anda

Cesaretin kanadığı yerde
Acı vardır her yanda
Burada toprağın kokusu genzini yaksa da
Bütün kusurlarını örttüğünü unutmazsan
Yalnız sana şan ve şeref bahşeder

Yaşamak gibi içine çek yel kokusunu genzine
Tarçın, üzüm, keskin lavanta kokar
Hafif narin gökse de hiçliğe yontulmuş bağrı
Bu korkusuz ozanın
Ciğerlerine çeker yalnız senin özgürlüğünü
Dağlardan gelen orman kokusu

Hep bir ağızdan bağırdı bir halk
Kapatalım yırtalım bütün karanlığı
Artık intikam defterini açılmamak üzre
Barışalım herkesle bir bir
Sarılıp öpüşerek yeniden kuralım hayatı

Taksim 01.01.2011 Mehmet Özgür ERSAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir