Eşref-i Mahlukat

Nasıl anlatsam
Dostlar
Gelen geldi işte
Gelen geldi
Gidenlerden haber yok
Insan en çok dostlara üzülüyor
Dost sandıklarına demek daha güzel
Gittiler
Geldikleri gibi demek zor
Gelirken gülümseyerek
Giderken gümbür gümbür
Yıkarak tüm umutları
Yıkarak tüm gülümseyişleri
Geride bırakarak
Mesela desem ki
Başkaca bir yaşam mümkün müydü
Değildi elbet insan fıtratı bu
Yıkarak ve yıkıp bir daha
Aynı yüze bakmak lütfunda bulunmadan
Haklıdır hiç bir bahaneye sığınmak zorunda değil
Yaşam onun için yaratıldı
O eşref-i mahlukat ya
Oysa ne alaka yaşam sana bana karıncaya
Tüm mevcuda da yaratılma mı
Insan bu kendi bencil var oluşunda
Ne rahman ne rahîm
Yalnızca karanlık bir vadi
En çok bilinmez
En çok gizemli
Ne varsa ihtimal tüm ihtimalleri bozan
Bir hilebaz bir kumar tutkunu kemirgen
Aşağının en aşağısına atılmış
Meczub bir gezgin
Durmadı hiç bir vadide
Durmadı hiç bir yabanda
Ve hiç bir merak onun değiştirme değişme tutkusu kadar
Olmadı bu alemde
Ona uymadı ne deniz ne göl
Ne dağ ne düzlük
O yalnız yıktı ve uydurdu kendi yaşam zevkine
Kuşlar mı yer bulamamış ona ne
Balıklar plastik yutmuş
Denizler kir pas
O yalnız bencil tutkusu ile yaşamı
Keyfine göre yıktı yeniden kurdu
Şimdi sen bu insandan mı
Ahtı vefa bekliyorsun
Bu insan ki en çok kendine düşman
Düşünen yaşayan umut eden
Bu insan ki şehvetli bir yıkım makinesi
Tüm duygulardan ırak
Kendi karanlığında boğulan
Erdem deme ona
Diğerkâm olmamış hiç bir mazluma
Firavun olmuş hem kendine hem kendi soyuna
Ne bir bulutun ağışını
Ne yağmur sonrası toprak kokusunu
Ne de güneşin masmavi gök yüzünü kaplayışını
Bilmez ki o
Neyse uzun lafın kısası
Yinede sevmek lazım hayatı
Onlarla onlara rağmen
Birkez daha denedim
Bir kez daha yenildim
Ama hep hakkıyla yaşadım hayatı demek için

Mehmet Özgür Ersan
Yesari Abdal Çelebi Maltepe 31.08.2018

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir