TARÎKAT YA DA HALKA NAMAZI-Alper ÇAĞLAYAN

Araştırmacı-Yazar

Namaz, Farsça bir sözcüktür. Arapça karşılığı “salât”tır. Türkçeye ise “Tanrı’ya yakarış, yönelme” olarak çevirmek olasıdır.

“Namaz” sözcüğü bir kısım Alevîlerce antipati (soğukluk) ile karşılanmaktadır. Onlara göre namaz, Emevî dayatması ve uygulaması olan bir ritüeldir.

Diğer bir kısım Alevîler ise namazı, ibadette bir yakarış ve duruş biçimi olarak “duâ” şeklinde anlamakta ve uygulamaktalar. İşte, Alevî ibadetinde uygulanan bu namaza, “halka” ya da “tarîkat” namazı denilmektedir.

Halka ya da halaka, Alevî toplantılarında ve cem ibadetlerinde cemaatin halka veya (ocak bulunan evlerde) hilâl biçiminde, yüz yüze (cemal cemale) oturma biçimidir. Bu halkanın ortasındaki meydanda kılınan namaza ise halka (halaka) namazı veya tarîkat namazı denir.

 Tâhâ 1, 2, 3;(1)Bakara 238 ve Mü’minûn 2. âyetleri gereğince(2) Pîr huzurunda iki rekât olarak kılınan namazdır.

Halka namazı şöyle kılınır: Namaz kılacaklardan ilki meydana gelip meydanın ortasına üç kez niyâz ettikten(3) sonra ayaklarını mühürleyerek Hüseyin dârına durur.(4) İkinci kişi üç kez meydana ve bir kez de ilk gelenin ayağına niyâz eder. Bu niyaz Hicr 29 ve Sâd 72. âyetler gereğidir(5) (dârdaki kişi de onun başından sağ eliyle niyâz alır) ve ilk kişinin solunda dâra durur. Üçüncü kişi, önce üç kez meydana, sonra da birinci ve ikincinin ayaklarına niyâz edip (onlar da onun başından niyâz alırlar) sol yanlarına dâra durur. Onu aynı şekilde diğerleri izler; meydanda hilal şeklinde, yüzleri birbirine ve Pîr’e dönük olarak sıralanırlar (meydanın aldığı kadarıyla).

Pîr, hepsine birden dua eder: “Allah Allah. Namazlarınız, niyâzlarınız kabul ola. Hakk-Muhammed-Ali Dergâhına yazıla. Secdeye inen başlar dert görmeye… Gerçeğe hû.”

Namazdakiler hep birden secdeye inerler.

Birinci rekât tamamlanmıştır. İkinci rekât ise iki şekilde kılınabilir:

            1) Zaman kısıtlı ve mihman (konuk) kalabalık ise, Pîr veya Gözcünün uyarısı ile namazdakiler tekrar dâra dururlar;

            2) Birinci rekâttan sonra, diz üstü yürünerek önce Pîr’in eli öpülür, postuna (veya dizine) niyâz edilir, sonra Pîr’in alt (sol) yanında oturan iki kişiyle görüşülür (niyâzlaşılır veya postlarına niyâz edilir). Sonra meydanın ortasına niyâz edilir ve sol köşeden başlanarak halakadaki tüm canlarla teker teker niyâzlaşılır (yani tecellâ dolaşılır) veya postlarına niyâz edilir (onlar da, postlarına niyâz edilince sağ elleriyle niyâz alırlar). Halakadaki canlarla görüşme (niyâzlaşma) bitince, meydana üç kez niyâz edilir. En öndeki can bu kez sol tarafa geçer ve dâra durur. Onu, aynen meydana çıkıştaki gibi niyâz ederek diğerleri izler ve bu kez sağ tarafında dâra dururlar.

            Her iki durumda da namazın bundan sonrası şöyledir:

Pîr “Tecelle” duası eder: “Tecelleniz temiz, yüzünüz ak, kalbiniz pâk, günâhınız af ola; tecellâ, tevellâ ve teberrânız kabul ola. Namazlarınız, niyâzlarınız Hak-Muhammed-Ali Dergâhında kabul ve makbul ola… Gerçeğe Hû!”

 Namaz kılanlar tekrar secde niyâzı yaparlar. Meydana ilk çıkan kişiden başlamak üzere, sıra ile Pîr’i ve cemati safâlarlar: “Dede sultan, mihman canlar, bacı-kardeş, cümle âyin-i cem erenleri sefâ geldiniz, hoş geldiniz. Gelmekliğiniz mübârek olsun. Başlar tacısınız, ayaklar turabıyız…” (Zaman kısıtlı ise sadece sıra başındaki ilk kişinin safâlaması ile yetinilir).

            Pîr tekrar dua eder: “Eyvallah! Siz de hoş-safâ geldiniz. Allah cümlenin namazlarını, niyazlarını, dualarını kabul eyleye… Gerçeğe hû.”

Meydandakiler secde niyâzı yaparak meydandan çekilirler ve yerlerine (yaş sırasına göre) otururlar.

            Bu namazda, cemale (yüz yüze) dönerek Tanrı’nın dîdarını (yüzünü) insanda görme esastır ve Tanrı’ya teslimiyet böyle yapılır. Çünkü, âdeme secde Tanrı’nın emrine uymadır. Bu emre sadece şeytan uymadı. Bilindiği gibi; Tanrı, Âdem’i yarattığında tüm meleklere O’na secde (niyaz) etmelerini emretti. Tüm melekler bu emre uydular ve secde ettiler. Şeytan ise, ateşten yaratıldığını ve melek olduğunu ileri sürerek topraktan yaratılan Âdem’e secde etmeyi benliğine yediremedi, Allah’ın emrine uymayı reddetti. Benlik getirdi ve Tanrı’ya âsi oldu.(6)

            Tanrı insanı yaratırken kendi nûrundan kattı. Dolayısıyla insan, Tanrı’nın bir tecellisidir. İnsan kıbledir. İnsana niyâz, Tanrı’ya niyâz demektir; Tanrı’ya yakarma ve duadır. Niyâz (secde), toprağa değil, âdeme (insana) yapılır.

Hac 32. âyet gereğince niyâz, Allah’ın kutsadığı nişânelerine hürmet, kalplerindeki Allah sevgisi ve imamların takvâsındandır. Kur’an-ı Kerim’de secde ile ilgili bir çok âyet vardır. Bazıları şunlardır:

Bakara, 34: Hani biz meleklere (ve cinlere): Âdem’e secde edin demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı ve böylece kâfirlerden oldu.

Hicr, 28: Hani Rabbin meleklere demişti ki: “Ben kupkuru bir çamurdan şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım.”

               29: “Ona şekil vereceğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman,siz hemen onun için secdeye kapanın.”

                    30: Meleklerin hepsi de hemen secde ettiler.

Sâd, 71: Rabbin meleklere demişti ki: Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım.

 72: Onu tamamlayıp, içine de ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhal ona secdeye kapanın.

                   73: Bütün melekler toptan secde ettiler.

            Secde 15: Bizim âyetlerimize o kimseler inanır ki, onlarla kendilerine öğüt verildiğinde, secdelere kapanırlar ve hiç böbürlenmeyerek Rablerine hamd ederler.

Bu âyetler nedeniyle insan, toprağa değil, âdem’e niyâz eder.

“…Nereye dönerseniz orada Allah’ın yüzü vardır…” “…O, nerede olursanız olun sizinle beraberdir… (7) hükmünce tarîkat namazı, yüz yüze (cemal cemale) kılınır ve canlar bu âyetler nedeniyle birbirlerine yaptıkları secde ile Allah’ın emrini yerine getirmektedirler.

Halka ya da Tarîkat namazı şu durumlarda kılınır:

  1. Pîr (seyyid) bulunan her toplantıya girildiğinde,
  2. “İkrar alma”dan önce Pîr huzuruna çıkıldığında,
  3. Yıllık “görgü”den önce ve görgü sırasında,
  4. Cem âyininde şu hizmetler sırasında:
  5. Ceme girişte,
  6. Kurban sahiplerinin “görgü”lerinden önce ve görgüleri sırasında,
  7. Cem birleme hizmetinde, kendilerine asâleten, tüm bacılara vekâleten beş bacı kılar,
  8. Müsâhip erkânında, müsâhip olan canlar “görgü”lerinden önce ve görgüleri sırasında.

Sonuç olarak, halka namazı, cemal cemale toplu olarak kılınan iki rekâtlık namaz olup, pîr huzurunda eda edilir. Yönelinen kıble insandır. İnsana secde ile Tanrı’nın emirlerine uymak ve O’na ulaşmak amaçlanır.

Not: Anlatım, Çubuk Yöresi Erkȃnına göre düzenlenmiştir.


(1) Tâhâ 1,2,3: Tâ, Hâ. Biz bu Kur’an’ı sana, zahmet çekesin, bedbaht olasın diye indirmedik; Saygıyla ürperene bir hatırlatma olsun diye indirdik.

Bakara 238: Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah’a saygı ve bağlılık içinde namaz kılın.

        Mü’minûn 2: Onlar ki, namazlarında  huşû içindedirler

(2) Muhammed Eflakî’nin Dîvan-ı Kebir’den seçmeler adlı eserinde; “Peygamberimizin gecenin bir kısmından sonra kıyamda ve bir ayağını diğerinin üzerine koyarak     uzun uzun zikir yapması üzerine bu âyetler nâzil olmuştur” deniyor.

(3)  Secde niyazı şöyle yapılır: Diz üstü oturan kişi, sol elini, parmaklar kapalı, el açık olarak ve elin içi aşağı gelecek şekilde yere koyar. Sağ el açık, parmaklar kapalı şekilde ve el yere dönük olarak işaret ve orta parmağın ucu sol elin işaret ve orta parmağın ucunu hafifçe kapatacak kadar üstüne koyar. Sonra eğilerek dudaklarını (öper gibi) sağ elin işaret parmağına hafifçe dokundurur ve iki diz üzeri oturuşuna doğrularak ellerini (el açık, parmaklar kapalı olarak) dizlerinin üstüne kapatır. (Ayaktan niyaz alınırken de sol el, niyaz alınan kişinin ayağına kapatılır. Sağ el de sol elin üstüne aynen secde niyâzındaki gibi kapatılarak dudaklar hafifçe sağ elin işaret parmağına dokundurulur. Yani, kişi, başkasının ayağına eğilmekle birlikte yine kendi eline niyaz etmiş olur.)

(4) Hüseyin dâr’ı: Fâtımâ Dâr’ı da denir. Ayağa kalkılarak, sağ ayak baş parmağı sol ayak baş parmağı üzerinde, sağ el sol eli bilekten kavranıp, kadınlarda göğüs üstüne, erkeklerde göbeğe  konularak, baş hafifçe öne eğik şekilde durulan dâr hâlidir.

(5) Hicr 29: “Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp öz ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen secdeye kapanın.”

      Sâd 72: “Onu kıvama erdirip içine ruhumdan üflediğimde, önünde secde ederek eğilin!”

(6) Hicr 31: İblis müstesna. O, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı.

              32: Allah dedi: “Ey İblis! Sana ne oluyor da secde edenlerle beraber olmuyorsun?”

              33: Dedi: “Kuru bir çamurdan, değişken-cıvık bir balçıktan yarattığın bir insana secde etmek için var olmadım.”

      Sâd 73: Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde etmişlerdi.

             74: İblis etmemişti. O, kibre sapmış ve inkârcılardan olmuştu.

             75: Allah dedi: “Ey İblis, iki elimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan neydi? Burnu büyüklük mü ettin, yoksa yücelenlerden mi oldun?”

             76: İblis dedi: “Ben ondan hayırlıyım! Beni ateşken yarattın, onu çamurdan yarattın.”

(7) Bakara 115 ve Hadîd 4. âyetler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir