mihman – veliyettin hürrem ulusoy

Çağırdığınız kim ise kavuşanınız o olur; kavuştuğunuz, gönlünüz ile vasıl olduğunuz, teslim-i rıza ile ikrar verdiğiniz, yolunu sürdüğünüz kim ise yetişeniniz o olur. Medet yetiş dediğiniz kimse gönlünüzün mihmanı odur. Biz Yol’dan alacaklı değiliz Yol da bizden istekli değildir ama aklımız ve gönlümüzü birleyip, Meydanı Ali’de Hakk’tır dediğimiz neyse o bizim ulumuzdur. Tam da bu nedenle Yol cümleden uludur. Uludur çünkiü cümlenin kendisi Meydan-ı Ali’deki eşitliği, gönül birliğini ve her dem hakikatin binasını kurmada eksik ve noksan kalabilir. Bir başka ifade ile cümle terk-i şeriat eylemeden, marifet, velayet, ulűhiyet, hakikat ve tecelliyeti sırdan bilmez. Bilmediği içindir ki, düşer, şaşar ve kendisini zaman zaman Yol’un üstünde görür ve Yol’un bunu görmediğini sanır. Çünkü kendisini tengözü ile Yol’un üstünde görür ama can gözü ve gönül gözünü görmez. Gelen ya da ‘mihman Ali’dir.” Ali cümleye bunu söylemez, gelse dahi cümleye bunun sırrını faş etmez. Şayet tecelliyetin sırrını faşederse bu iş Ali’den çıkar ve adı başka başka, türlü çeşit ‘Ali’ler olur. Adı başka olur çünkü sır olan meydan, mekân ve hizmet eden canların muhabbeti eşikten öteye taşınırsa kurulan cemin ve sürülen demin, edilen muhabbetin bir anlamı kalmaz. Çünkü Yolumuzun bilgisi, tecrübesi, aktarımı eşikten içeri olan meydanda verilir. Verilen bu sırları muhabbet ehli olan, sır taşıyabilen, sırrı sır edenler gönülderyasında, aşkın küresinde pişirip, sürülen demi devrana dönüştürürler. Eşikten öte sırrı faş edenler ise zaman içinde aşınırlar. Başka bir ifade ile meydana mihman olanlar sırrı faş eylediklerinde aşırı görünürlülükte evvela kendileri kaybolurlar. Oysa ki Yolu süren sırrı faş etmez, Hakka vasıl olan yaş gövdeye baltayı indirmez.Gelenin ya da mihmanın Ali olup olmadığı mihmandarın marifetine kalmış çünkü terk-i şeriat eyleyen muhabbet kapısını açan da açtıranın da; mihmanın da mihmandarın da Ai olduğunu hem bilir hemde görür. Gelen mihman Ali ise vardan var edip, kara daşı yoğursa da da bir sofra kurar ki cümle canlar bilir: Ali’ye ‘keramet nedir’ diye sorulduğunda Ali: ‘ya kamber bir sofra kur’ der. Bu sırra vasılolanlar bilirler ki mihman olan Ali, Aliliği ile gelir ve sırrı ile gider. Terk-i şeriat eylemişlerin bildiği gitme/lerden değil çünkü Ali her daim, her demde hem kavuşandır hem yetişendir. Cümle canlar O’nun bir anını zaman, mekân ve bedende birlediklerinde aklın başa sultan, yârinde gönülde mihman olduğunugörürler.

veliyettin hürrem ulusoy efendi

Hünkar Hacı Bektaş Veli Derrgahı ve Ocağı Postnişini

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir