Ahmet Cemalettin Çelebi Efendi (1863 – 1922)

“Seyit Cemalettin kutup postunda

Ehli beytin nûru döner üstünde

Haktan gelen yeşil ferman destinde

Şanında okunan furkana yandım”

Cemalettin Çelebi Efendi (Ahmet Cemalettin Ulusoy).  Hacı Bektaş Veli’nin soyundan gelen Çelebi ailesindendir. 1863’te (Rumi 1279) Hacıbektaş’ta doğdu. Bir başka kaynakta 1862 yılında Hacı Bektaş’ta doğduğu yazılmaktadır.[1] Babası Feyzullah, annesi Fatma Kenziye’dir. Ahmet Cemalettin Efendi Feyzullah Çelebi’nin büyük oğludur.

Asıl adı Ahmet Cemalettin Çelebi’dir. Hacı Bektaş evlatlarından Mürselli kolundandır.[2] Medrese eğitimi aldı. Türkçe ve Osmanlıca dışında Arapça, Farsça biliyordu. Müderris ve çiftçidir. Büyük Millet Meclisi I. Dönem (1920 – 1923) Reis Vekili ve Kırşehir Milletvekili’dir. Evli ve 5 çocukludur.

Babasının Hakka Yürümesi üzerine 1878 tarihinde Hacı Bektaş Veli Dergâhına 18 yaşında postnişin olmuştur. Başka bir kaynakta 16 yaşında Hacı Bektaş Veli dergâhına postnişin olduğu kayıt edilmektedir.[3] Yaşının küçük olmasına rağmen babası Feyzullah Çelebi’nin getirttiği özel hocalar ile iyi bir eğitim gördü. Cemalettin Çelebi 1912 yıllarında postnişinlik ve mütevellilik haklarını ele alan kaynak kitap niteliğinde “Müdafaa” adlı bir kitap yayınlamıştır.  

“Müdafaa” adlı bu kitabı daha sonra Nejat Birdoğan tarafından inceleme konusu yapılarak yeniden yayınlandı (1994). Bu kitap tarihin bir evresine ışık tutmaktadır. Ayrıca bu kitapçık, “Sakallı Rıfkı”nın (Derviş Ruhullah) “Bektaşi Sırrı” adlı 4 ciltlik yapıtına bir yanıt biçimindedir.

Cemalettin Çelebi Efendi, Hacı Bektaş Veli’nin postuna oturan 28. evlâttır. Aleviler arasındaki ayrılıkları gidermek için çabaladı. İstanbul’a gitti. Sultan Reşat’la (V. Mehmet) [1844 – 1918; saltanat: 1909 – 1918] görüştü.

Ahmet Cemalettin Çelebi, Birinci Dünya savaşında “Yeşil Ordu” (Mücahidin Alayı)’yu oluşturarak doğu illerini, Ruslardan kurtarmak için Erzurum’a değin gitmiştir. Yeşil ordu serüveni ap-ayrı bir inceleme konusu yapılacak özgünlüğe sahip bir konudur.

Kırşehir’de Hacı Bektaş Veli Dergâhı Post-Nişini Cemalettin Efendi’ye Madalya Verilmesi

15 Recep 1332/27 Mayıs 1330 bugünün tarihi ile 9 Haziran 1914 tarihli bir yazıdır. Sadaretten dönemin sadrazamı Sait Halim Paşa tarafından imzalanmış olan belge Hacı Bektaş Veli Dergâhı Post-nişin Çelebi Cemalettin Efendi ile Maarif Nezaretinden Hulusi Bey’e göndermiştir.

İrade-i Seniyye

Hacı Bektaş Veli Hazretleri Dergâh-ı Şerîfi Post-nişîni Çelebi Cemalettin Efendi ile Maarif Nezareti’nde Tedrisât-ı İbtidâiyye Beşinci Şu’be Müdîri Hulûsî Bey’e tebdilen Gümüş Donanma Madalyası i’tâ olunmuştur.

Bu İrade-i Seniyye’nin icrâsına sadâret me’murdur.

                                                                        Sadrazam (Sait Halim Paşa)

Belge No: 1 Günümüz Türkçesiyle:

Hacı Bektaş Veli Hazretleri kutsal dergâhı postnişini Çelebi Cemalettin Efendi ile Eğitim Bakanlığı’nda İlköğretim (Genel Müdürlüğü) Beşinci Şube Müdürü Hulusi Bey’e verilmek üzere Gümüş Donanma Madalyası tevdii uygun görülmüştür. Bu padişah iradesinin yerine getirilmesinden sadrazam (başbakan) sorumludur.[4]

Kırşehir’de Hacı Bektaş Veli Dergâhı Post-Nişini Cemalettin Efendi’nin Kurtuluş Savaşına Katılması

Kurtuluş savaşında Atatürk ile yakın ilişki içinde bulunmuş, Amasya toplantısına katılmış, Atatürk’ün desteklenmesi için ülke çapında çalışmalar yapmıştır. Cumhuriyetin ilan edileceğini ilk tahmin eden ve Atatürk’e sorarak olumlu yanıt almak suretiyle büyük mutluluk duyan kişidir.

Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal’e (Atatürk’e [1881 – 1938]) Milli Mücadele Dönemi’nde büyük destek verdi. Nihayetinde hastalığı nedeniyle çalışmalarına iştirak edemese bile, Ankara’da 23 Nisan 1920’de toplanan Büyük Millet Meclisi I. Dönemi “Reis Vekilliği “ne seçildi.

Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışını izleyen günlerde, Cemalettin Çelebi ile aralarında sıkı bir temas gelişti. Cemal Kutay, “Kurtuluşun ve Cumhuriyetin Manevi Mimarları” adlı kitabında, Amasya’da Mustafa Kemal’i karşılayan heyetin içinde Cemalettin Çelebi’nin de bulunduğunu yazmaktadır. Erzurum Kongresi ve Sivas Kongresi sonrasında Ankara’ya geçerken, Mustafa Kemal Paşa Hacıbektaş’a uğrayarak 23 Aralık 1919 günü Cemalettin Çelebi ile baş başa uzun bir görüşme yapmış ve geceyi evinde geçirmiştir. Mustafa Kemal ertesi gün (24 Aralık) Hacı Bektaş Veli türbesini ziyaret etmiş ve ardından Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için Ankara’ya yola çıkmıştır.

Kurtuluş savaşı başlangıcında 23. 12. 1919’da Hacı Bektaş’ta yakından görüştüğü, Atatürk’ün gerçek ve ulusçu düşüncelerini paylaşarak onun yanında yer alır. Türk ulusunun önemli bir bölümünü oluşturan Alevi – Bektaşilerin Kurtuluş savaşını desteklemelerini, bu savaşa Atatürk ve arkadaşlarının yanında katılmalarını önerir, maddi ve manevi destek verir…

Mustafa Kemal’e Cumhuriyet Fikrini İlk Cemalettin Çelebi Sormuştur

Hacıbektaş görüşmesinde, en ilgi çekici konuşmayı daha sonraki yıllarda, Cemalettin Çelebi’nin küçük kardeşi olan Veliyettin Çelebi şöyle açıklamıştır:

“Başbaşa konuşmalarının bir yerinde Cemalettin Çelebi, Mustafa Kemal Paşa’ya diyor ki: ‘Paşa Hazretleri, cesaretli ve basiretli idarenizde Türk milletinin düşmanı kahredeceğine inancım sonsuz. Yüce Allah’ın milletimize müyesser edeceği zaferden sonra Cumhuriyet ilanını düşünüyor musunuz?’

Çelebi’nin, Cumhuriyet kelimesini böylesine açık yürekle söylemesi üzerine, Mustafa Kemal Paşa heyecan ve dikkatle Cemalettin Çelebi’nin gözlerine bakıyor, biraz daha yaklaşıyor, onun elini avcunun içine alıyor, kulağına fısıldar gibi yavaş fakat kararlı bir sesle: ‘O mutlu günün ilanına kadar aramızda kalmak kaydiyle, evet, Çelebi Efendi Hazretleri.’ diyor.”

Ayrıca bu özel toplantıda Mustafa Kemal Hacıbektaş dergâhı önderlerinden “kendileriyle birlikte çalışacaklarına” dair söz aldı.Ne yazık ki Cemalettin Çelebi 1922 yılında Hakk’a yürüyor; Cumhuriyet ilanını görmeye ömrü yetmiyor.

Mustafa Kemal Paşa, o dönemlerde Cemalettin Çelebi’ye olağanüstü önem vermiştir. Büyük Nutuk’unda da, “2 Ocak 1920 günü cemiyetin merkez kurullarına ve Hacıbektaş’ta Çelebi Cemalettin Efendi’ye, Mutki’de Hacı Musa Bey’e ayrıca bir bildirim yaptık.” diye başlayan belge; Kurtuluş Savaşı’na buralardan kuvvetli destek geldiğini gösteriyor.

Atatürk bunu anlayınca umutsuz gibi gözüken milli kurtuluş savaşını başlatmaktan çekinmemiştir. Hacıbektaş’ta oturan Veliyettin Çelebi de büyük kardeşi Cemalettin Çelebi gibi Atatürk’ü bütün gücü ile desteklemiştir. Türkiye’ye dağıtılan 25 Nisan 1339 (1923) tarihli beyannamesinde şöyle

demektedir: “Anadolu’da bulunan ceddim Hacı Bektaş Veli Hazretleri’ni samimi muhabbeti bulunan bütün sevenlerimize ve bizden yana olanlara duyurulur ki…

Bu milleti yeniden yaratarak bağımsızlığımızın sağlayan; varlığı bütün İslam dünyasına onur kaynağı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi, Gazi namlı Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’nin yayınladıkları bildirge, tümünüzce bilinmektedir. Gazi Paşa’nın vatanın yücelmesi ve yükselmesi konusundaki her arzusunu yerine getirmek, bizlerin en birinci görevidir. Milletimizi kurtaracak, mutluluğumuzu sağlayacak, onun koruyucu düşünceleridir. Bunu inkâr edenlerin bizimle asla ilişkisi, ilgisi yoktur. Yüce tarikatımızın bütün üyelerine, Gazi Mustafa Kemal Hazretleri’nin gösterdiği adaylardan başkasına oy vermemelerini, vatanımızın kurtulmasının ancak bu yolla gerçekleşebileceğini sizlere bütün önemiyle tavsiye ederim.

Hacıbektaş Çelebisi Veliyettin”

Atatürk, bu Beyannamenin yayınlanması üzerine Veliyettin Çelebi’ye yolladığı telgrafta şöyle diyor:”Yayınlamış buyurduğunuz, insanlarımıza doğru yolu gösteren koruyucu bildirgenizin suretini okudum. Ulusal zenginliğin doğmasına yardımcı olacak girişiminiz ve çalışmalarınız için, doğru yolu gösteren zatınıza saygılar sunarım.”

Veliyetten Çelebi, Atatürk’ün ölümüne kadar kendisiyle görüşmelerini ve ilişkilerini sürdürmüştür ve Aleviler de Atatürk devrimlerini yürekten desteklemişlerdir. Çünkü Atatürk’ün kurduğu yeni düzende artık Aleviler eşit yurttaş konumuna gelmişlerdir. Böylece; Osmanlı Devleti’nin 400 yıl boyunca Alevilere karşı yürüttüğü baskı ve kırım politikası da tarihe karışmıştır. Aklı başında her Alevi bunu bildiği için Atatürk’ü kendisine Hacı Bektaş Veli gibi bir mürşit (aydınlatıcı/büyük öğretmen) kabul etmektedir.[5]

Padişahı ve Hilafet’i ortadan kaldırmayı hedefleyenlerin lideri Mustafa Kemal, 1919’da dergâhı ziyaret etmiş (AS: 23 Aralık 1919), Postnişin Cemalettin Çelebi’ye bizzat “Cumhuriyetin kurulacağı” mesajını vermişti. Bu bile Cumhuriyeti “kayıtsız-şartsız” destek için çok önemlidir. Yeterlidir. Nitekim öyle de olmuştur.  Alevilerin önemli bir bölümünün Cumhuriyetin kuruluş sürecini destekledikleri, her şey bir yana karşı bir tavır almadıkları görülmüştür. Bu destek, Halifeliğin kaldırılması ile daha da artar. Modernlik ve devrimler Alevi öğretisinin enginliği ve değişim dinamizmiyle de örtüşür.  Aleviler için zulmün simgesi olan hilafeti ve halifeliği kaldıran Cumhuriyet, Osmanlı vahşetinden kurtuluşun bir simgesi olur![6]

         Ahmet Cemalettin Çelebi 1880-1921 yılları arasında Hacıbektaş dergâhı postnişini olmuş, TBMM 1. Dönem’e Kırşehir milletvekili olarak seçilmiş, ancak rahatsızlığı nedeniyle kısa bir süre sonra Hakka Yürümüş Türk dinî ve sosyal kişiliğidir. Ulusal kurtuluş savaşında Atatürk ile yakın ilişki içinde bulunmuş, Amasya toplantısına katılmış, Atatürk’ün desteklenmesi için ülke çapında çalışmalar yapmıştır. Birinci Büyük Millet Meclisinde “birinci reis vekili” olan Cemalettin Çelebi 1921’de ölmüş, 1922’de (Rumi 1338) Hakk’a yürüdü… Kırklar Meydanı’nda toprağa verilmiştir.

Ahmet Cemalettin Çelebi Atatürk’ün dergâhı ziyareti sırasında dergâhın yöneticiliğini yapan kişiydi. Dergâhta türbesinin başında duran sancak Atatürk’ün sancağıdır ve Atatürk tarafından dergâha hediye edilmiştir.

Ahmet Cemalettin Çelebi’nin Hakka Yürümesi ile ilgili olarak Türk Parlamento Tarihi Araştırma Grubu’nun dosyasında:”MERNİS’ten çıkarılan vukuatlı nüfus kayıt örneğinde ve Türk Parlamento Tarihi Araştırma Grubu’nun dosyasında bulunan Nevşehir Hacıbektaş İlçe Nüfus Müdürlüğü’nce düzenlenen, bilâ tarihli vukuatlı nüfus kayıt örneğinde, 17.11.1922 tarihinde vefat ettiği görünmektedir.

Ancak, Meclis’in 26.01.1922 tarihli oturumunda, Cemalettin Çelebi Efendinin vefat ettiğine ilişkin bilginin Genel Kurul’a sunulduğu tutanakta sabittir. Diğer yandan, torunu Feyzullah Ulusoy tarafından doldurularak Kırşehir Valiliği tarafından Meclis’e gönderilen ve özlük dosyasında bulunan özgeçmişte, Cemalettin Çelebi Efendi’nin 7 Ocak 1922’de vefat ettiğinin beyan edildiği belirlenmiştir. Türk Parlamento Tarihi Araştırma Grubu’nun, 20 Ocak 1922 tarihini esas aldığı -sehven 1923 yazılmış- dayanak olarak da, Mucur Kaymakamlığının, 20.01.1922 günlü telgrafına atıfta bulunduğu göz önüne alınırsa, Cemalettin Çelebi Efendi’nin vefat tarihi olarak, bu kaynağın kullanılmasının daha doğru olacağı düşünülmüştür.”[7]

Dönemin meşhur âşığı Sıtkı (Âşık Sıtkı Baba = Pervane [1865 – 1928]), kendisine candan bağlıydı.

1

Gülşenine bahce-i ukbâ demişler

Zülf-ü siyahına şecer-i Tûba demişler

Çeşmine denk olamaz emvâl-i cihân

Siyah ebrularına devlet-i Dârâ demişler

Melek simânı görmeye kiymet yeter mi

Gül yüzünde ki renge ilahi mana demişler

Zâhid seni bilmez huri ye mail

Sana cennet içinde şeref-efzâ demişler

Gel ey CEMÂLİ ona bende ol kim

Sultanıyın necline Âl-i abâ demişler

2

Elden geldiğince eylerim dua

Kalb-i sadakatlım unutmam Sıtkî

Hünkar’a emanet cümle ahibbâ

Cemi mühibbanım unutmam Sıtkî

Niyazım Hünkar’a meydan içinde

Müyesser olursa zeman içinde

Gün be gün beraber irfan içinde

Aşk-ı muhabbetim unutmam Sıtkî

CEMÂLİ gözüme görünür gurbet

Erenlerden olsun mühibbe himmet

Bin giderim sen ağlarsın ne hikmet

Kıyamete kadar unutmam Sıtkî

3

Sabreyle Sıtkî’ya vakit değildir

Muhabbet râhına ereriz bir gün

Gerçekler yolunda hizmet demidir

Hüseyn’in cemalini görürüz bir gün

Muhammed Mehdi elbet hakikat

Erenler bezminde yoktur nihayet

İntizar edilen mahz-ı alamet

Kırklar didarına ereriz bir gün

CEMÂLİ yârı görmüşüm billah

Erenler kurbünde elhâmdü-lillah

İmanımız şeksiz kulhü-vallah

Ölmezler mülküne yeteriz bir gün

4

Gam çekme hicrana aşık SIDKI’ya

Gider de inşallah tez ce gelirem

Hemen siz sıdkile eyleyin dua

Giderde inşallah tezce gelirem

Bize cezmeyledi cazib bir kısmet

Visal-i yar oldu takrir-i firkat

Umarım Hünkar’dan olursa himmet

Giderde inşallah tezce gelirem

Eyleyin hizmete dikkat-i tamı

Kesbeyleyen alemde her türlü namı

Verildi bizlere ayrılık camı

Giderde inşallah tezce gelirem

Aramızda vardı gizli muhabbet

Balım Sultan nasib etsin mulakat

Size sağlık versin bana selamet

Giderde inşallah tezce gelirem

CEMALİ’yem melül melül söyleme

Bu yanık bağrımı nara dağlama

Benim Sadakatlı Sıdkı’m ağlama

Giderde inşallah tezce gelirem

5

Evvel bahar yaz ayları gelince

Akar derelerden sel yavaş yavaş

Ötüşür bülbüller hüb avaz ile

Açılır bahçede gül yavaş yavaş

Gönlüne dokunur sözü melamin

Muhannet babına basma kademin

Emsaliyle konuşmayan ademin

Olur altın adı pul yavaş yavaş

Çaresiz garibi zebün küş ettin

Firkat geldi garib gönlüm cuş ettim

Münkirlerden zehir aldın nuş ettin

Aradan kalkıyor bal yavaş yavaş

Çok sitem etti mecnuna leyla

Gönül eğlencesi şu yalan dünya

Cümlenin muradın verir mevla

Arada nasibin bul yavaş yavaş

Kişinin çekdiği kendi amali

Hulusu pak olan bulur kemali

Bu devrin işi bitmiş CEMALİ

Başına bir çare bul yavaş yavaş[8]

Kaynaklar:

  1. Pir Dergahından Nefesler, A.Celalettin ULUSOY,sf 103
  2. Baki ÖZ, Kurtuluş Savaşı’nda Alevi- Bektaşiler
  3. Hünkâr Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy ve Safa Ulusoy
  4. Necdet SARAÇ, Cumhuriyet; Aleviler ve Siyasal İslamcılar http://ahmetsaltik.net/tag/postnisin-cemalettin-celebi/
  5. Bkz. ve krş. Sema Yıldırım, Behçet Kemal Zeynel (Editörler): TBMM ALBÜMÜ – 1920-2010, 1. Cilt (1920-1950). TBMM Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü Yayınları No: 1, Ankara 2010 (İkinci Basım), [ISBN: 978-975-8805-05-1]: S. 43, 66
  6. İsmail Özmen: Alevi – Bektaşi Şiirleri Antolojisi, Cilt: IV (19. Yüzyıl). Saypa Yayınları: 334, Ankara 1995: 543 – 570
  7. Halim Baki Kunter: Kırkbudak – Hacıbektaş İncelemelerine Giriş. II. Erkek Sanat Enstitüsü Matbaacılık Bölümü, Ankara 1951.
  8. Çevirisi: Ahmet Hezarfen CEM Vakfı Arşivi Belge http://www.cemvakfi.org.tr/makale-deneyimler/kirsehir%E2%80%99de-haci-bektas-veli-dergahi-post-nisini-cemalettin-efendi%E2%80%99ye-madalya-verilmesi/
  9. http://alevi-deyisleri-nefesler.tr.gg/Cemalettin-Celebi.htm

[1] İsmail Özmen ise: “Alevi – Bektaşi Şiirleri Atolojisi -4- 19. Yüzyıl”

[2] Age

[3] Age

[4] Çevirisi: Ahmet Hezarfen CEM Vakfı Arşivi Belge

[5]  Hünkâr Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy ve Safa Ulusoy

[6] Necdet SARAÇ,Cumhuriyet; Aleviler ve Siyasal İslamcılar http://ahmetsaltik.net/tag/postnisin-cemalettin-celebi/

[7] Bkz. ve krş. Sema Yıldırım, Behçet Kemal Zeynel (Editörler): TBMM ALBÜMÜ – 1920-2010, 1. Cilt (1920-1950). TBMM Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü Yayınları No: 1, Ankara 2010 (İkinci Basım), [ISBN: 978-975-8805-05-1]: S. 43, 66; İsmail Özmen: Alevi – Bektaşi Şiirleri Antolojisi, Cilt: IV (19. Yüzyıl). Saypa Yayınları: 334, Ankara 1995: 543 – 570; Halim Baki Kunter: Kırkbudak – Hacıbektaş İncelemelerine Giriş. II. Erkek Sanat Enstitüsü Matbaacılık Bölümü, Ankara 1951.

[8] http://alevi-deyisleri-nefesler.tr.gg/Cemalettin-Celebi.htm

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir