babam’a dair – mehmet özgür ersan

babam’a dair

……………………...nadir ersan’a

davranışlarını 
yöneten tek şey
gerçeğe ulaşma tutkusu
gerçeğe yaratıcı gerçeğe

ve her zaman
içinde besledi
gerçeğin belli bir anda
ona görünen şey
olmadığı kuşkusu
yanılmanın yabanıl
korkusu

hep inandığı
hiçbir zaman dilimi
yeterince değildir
insana yaşamında

boethius’un dediği gibi;
‘hiçbir şey,
güz geldiğinde
kır çiçekleri gibi
kuruyup değişen
dış görünüşten
daha geçici değildir’

o
çevredekiler
çoktan toprak olmuş
bedenleri
ölümcül toprak griliğine
bürünmüş
yalnız ruhların
yanından geçerken

tanrı’nın lütfuyla,
hiçbir zaman
sönmeyecek
bir ışıkla parlayan
daha yaşlı
ve daha akıllı
adama
babama
daha çok
sevgi duyuyorum

yalnızca
sözcüklerinin
büyüsü ve bedeninin
yüzeysel biçimiyle de
bağlanmak
gençliğimin özelliğiydi
mesela bıyıklarım uzasın
isterdim tıpkı onun ki gibi
annem üç bıyık derdi
bıyığına
gürle seyrek arasında
haşin bıyıklarına
ancak kırklı yaşımda
ulaştım

ona duyduğum
bedensel sevginin
belki de biricik saf biçimiydi
bu biçimi bulandıracak
en küçük bir kösnü gölgesi
olmaksızın
yaşamaktı tek isteğim
sürekli taklit ederdim onu

davranışlarını incelediğim
kaş çatışlarını,
gülümseyişlerini
gözlemlediğim
tüm babaların
bedeni gibiydi tıpkı
belki de
babamın bedeni
ama olsun ben
onu bambaşka görürdüm

essâlâtü hayrün mînen nevm
geceleri kalkardım
o işe giderken
bir işçinin
uykudan daha hayırlı
iş saatlerine yetişmek için
kahvaltı ederdik hep birlikte
işten yorgun argın gelip
yatardı hemen
onu ancak bu saatlerde görürdüm
yıllar sonra emekli olunca
ancak galatasarayın maçlarını
sevdiğini öğrendim
amcamı kırmamak için
tuttuğum fener’in bırakıp
dünyada insan
babasıyla
en azından bir konuda
anlaşmalı dedim
neyse ki
o yaşlandıkça
ben büyüdükçe
tarih
tesbih
derken
birçok konuda
anlaşır olduk

şimdi sık sık
konuşuyoruz
‘kardeşi kardeş yaratmış
nasibini ayrı yaratmış’ diyor
kardeşlerin arasında
kapitalizmin ana yasaları girince

okuyor
verdiğim kitapları
ve
diyor ki
beni dinsiz ettin
azıcık inancım vardı
kendin dine sardın

sonra uzun uzun
hayatı insanlığı anlatıyor
gençler artık hiçbir şey
öğrenmek istemiyorlar,
bilim geriliyor,
tüm dünya tepe-taklak olmuş,
körler körleri yönetiyor
ve onları uçuruma sürüklüyorlar,

kuşlar,
daha uçmayı öğrenmeden
yuvadan ayrılıyor,
eşekler çalıyor,
öküzler oynuyor
dünya da
yemek içmek
ve sevişmek
üzerine kurulu herşey

sonra
bir türlü ona veremediğim
erkek çocuğun özlemi
ile kadınlar üstüne
konuşuyor
ayşe artık düşünsel
yaşamı sevmiyor,
arzu artık etkin
yaşamdan hoşlanmıyor,
lale kısır,
yosma tensel
açıdan bakıyor her şeye
okşan genelevlere dadanmış,
letafet kadınsı olmuş.
her şey çığırından çıkmış

ve ekliyor
kadın severse
yaşlısın
gençsin
evlisin
boşanmışsın
bakmaz
döv söv
parasız bırak
sadece asla aldatma
gözün dışarda olmasın
seni bırakmaz
onlar daha vicadanlı
diyor

çilelerle
kaplı yüzü ara sıra
kararsızlık ve şaşkınlık
taşısa da
ve zamanla
herkese karşı bakışındaki
güvensizlik gibi
görünen şeyin
yalnızca merak olduğunun
bilincine varıyorum

ama başlangıçta
daha çok doymak bilmez
ruhunun bir tutkusu
sandığım bu erdeme
ilişkin olarak çok az
şey biliyordum

şimdi yılların
ve sohbetin ağırlığırıyla
biliyorum
akılcı ruhunun
böyle bir tutkuya
kapılması
kanımca
en başından
bildiği gerçeklerle
yeni öğrendiklerini
beslenmesi gerektiği
fikrine inanması

daha çok çok
uzun ömür
yaşasın babam
yol göstericim
ve hayat ışığım
iyi ki varsın
sevgili babam

Mehmet Özgür Ersan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir