Balçığa karılan ten

Bendeki kargaşayı ürkütecek bu dinginlik
zifir karanlığımdan hüznüne iltica ediyorum
Işık alan son çatlağıda kapattım kalbimde
Kayıtsızlıkla imha ederim geçmişe dair ne varsa
Yeterki sen isteme kendinden yol bana fısıldasın
Onardığım gemilerle geleceğim fırtına vurgunu
Çağ yorulur söz demlenir senin kıyında
Bir yol bir yola sığınır senin içindeki dağdan
Ellerinde çiçekle inersin bu bozkıra
Dünyanın bütün güneşli şehirlerini getirirsin bana
O zaman aksayan adımlar kararsız yürekler
Kalbiyle taşınan bir damla su olup okyanuslar taşırır
Biliyorum öleceksin birazdan sen kelebeksin
Buğusu camda çatlak bir anı bırakacaksın
Sana bırakmak kırık bir telaşı
Bir şiire meme vermek
Geceliksiz uyumak tenin burda sanıp
Seni bulmak bahçedeki ağaçtan
Bir kaç çıplak dalın cama düşen gölgesinde
Retinanda cam kırığı duvardaki parçalanan pencereden
Sayıklama ve komaya bana yenilmek için
İçinde büyüttüğün kurtla gideceksin
Biriken serinliğiyle yüreğini ferahlatan
Balkonunda yetiştirilen sardunyalar
Yaşamak kadar gerçekken sen ağlayacaksın
Başımızı sokacak iki göz yalnızlık istedik oysa
Gözlerini kaçırdığın uzak mavilikler
Gelmedi gelmeyecek gelmemeli
O sokaktan bir kaç dal aydınlık
İnsan ki hep kendine doyumsuz
Yayıldıkça yanıldı dünyaya
Tüm karanlık köşelerine yayıldıkça
Şehvetli nağmelere daldı
Hırsın doyumsuz çamurunda
Ölüm anına kadar her gün biraz daha iveştiğine benzeyip
Balçığa karılan ten hayatın yenilenen ipine bağlandı
Tuzun acılığını emen ten gözlerinde yeşil ve sağır bir boşluğa uyandı
Öpmeden karanlık bizi bitse bu şiir

Mehmet Özgür Ersan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir