Çıplak oylum

Dünyamız solgun bir akşam vakti
Hava yok / su ise çok uzaklarda

Dayanılmaz sonsuzluğa yönelmiş inanç
Kaybolmuş tanrıların susuz, kirli, terli yüzü

İnsanlık kavmi için zorlu tepeler aştı
Değiştirdi doğayı /değişti dönüştü

Ne su, ne ekmek vardı/ey çıplak oylum
Bir parça buğday için /kül rengi soldu bedenin

Değişen gökyüzüne/bahara karşı
Issızlığın saf ellerini kuşandığı

Oyduğu yalnız toprak değil/yalın teniydi
Bu yüzden boyun eğmez hiçbir şeye

Dağın ve gülün yaprakları
Olana dek kaybolmuş ruhlarıyla
Dünyanın ıssızlığında uluyarak dolaştı

Onu kırılgan tepelere taşıyarak ağlasın
Ya da şarkı söylesin diye
Yağmur kuşlarının gürültüsü

Balt rengi tüyleri ve yaştan kanıyla
Anka küllerinden yarattı kendini

Kaf dağının ardında yedi dipsiz
Vadiyi geçti

Altıncı vadi şaşkınlık
Yedinci yok oluş

Geldi tanrıların yalın gerçeğini çalan
Prometus’a

Kartallar. karşıladı onu
Dağlarda delik deşik bedeniyle
Prometus’tan aldı ateşi

Baykuşun yıkıntılarını
Balıkçılın bataklığını aştı
Bıraktı bilginin ağacının dallarına
Ateşin yalın gerçeğini

Mehmet Özgür Ersan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir