William Blake’in (İngiliz Gravürcü, Ressam, Felsefeci ve Şair ) Ütopik Toplumcu Düşünceleri

Anadolu’da Ütopik Sosyalizmin (toplumculuğun) kökenlerini araştırmaya ilk Hallacı Mansur’la başlamıştık. Bu süreç bizi Şeyh Bedrettin, Kathar Şövalyeleri, William Blake ve Halil Cibran’a kadar götürmüştü. Kathar Şövalyelerinin yani Bogomillerin yayılma bölgeleri olarak İngiltere’nin içinde olduğu Avrupa’nın birçok bölgesini saymıştık. İngiliz gravürcü William Blake, Hallaç’tan etkilenmiş kendisinden sonra gelen Halil Cibran’ı etkilemişti. Yaptıkları resimler, gravürlerin benzerliği felsefeleri ve şiirlerinin örtüşüklüğü elbette tesadüf değildi. Hallacı Mansur’un ‘gönül gözü’nü açmak ve dünyaya o gözle bakmak derken William Blake’e bu ‘algı kapılarını’ açmak olarak ve 1968’de yükselen gençlik hareketinin temsilcilerinden Jim Morrison’un kurduğu müzik topluluğuna The Doors ( Kapılar) adıyla yansımıştır.
“Özgür bir toplumun kurulmasının mevcut toplumu
reformlarla, ya da şiddete dayalı bir devrimle dönüştürerek
gerçekleşmeyeceğini, böylesi bir toplumun kişisel düzeyde
ortaya çıkacak bir devrimle oluşacaktır..” (1)

“Her kişi kendisine ait imgelem gücünün yeniden doğuşuna tanıklık
ettiği zaman, algı kapılarını* temizleyip her şeyin sonsuz ve kutsal
olarak görünmesini sağladığı zaman, toplum gerçekten değişmiş
olacaktır. Sezgi, imgelem ve duygu yetilerini günümüzde salt
araçsal koruma indirgenmiş akla yeniden kazandırmak için,
kişinin düşünme ve algılama tarzında kökten bir değişim gereklidir.” (2)

William Blake’in (İngiliz Gravürcü, Ressam, Felsefeci ve Şair )
Ütopik Toplumcu Düşünceleri
Anadolu’da Ütopik Sosyalizmin (toplumculuğun) kökenlerini araştırmaya ilk Hallacı Mansur’la başlamıştık. Bu süreç bizi Şeyh Bedrettin, Kathar Şövalyeleri, William Blake ve Halil Cibran’a kadar götürmüştü. Kathar Şövalyelerinin yani Bogomillerin yayılma bölgeleri olarak İngiltere’nin içinde olduğu Avrupa’nın birçok bölgesini saymıştık. İngiliz gravürcü William Blake, Hallac’tan etkilenmiş kendisinden sonra gelen Halil Cibran’ı etkilemişti. Yaptıkları resimler, gravürlerin benzerliği felsefeleri ve şiirlerinin örtüşüklüğü elbette tesadüf değildi. Hallacı Mansur’un ‘gönül gözü’nü açmak ve dünyaya o gözle bakmak derken William Blake’e bu ‘algı kapılarını’ açmak olarak ve 1968’de yükselen gençlik hareketinin temsilcilerinden Jim Morrison’un kurduğu müzik topluluğuna The Doors ( Kapılar) adıyla yansımıştır.
Bu düşüncenin köklerinde ilkel komünal toplumdan kalma köleciliğe ve feodalizme geçmemiş göçebe toplulukların dinsel formasyonu ve geçtikleri bölgelerde çeşitli kültürlerle harmanlanmış içerisinde Budizm’den Şamanizm’e Gök Tanrı Dinin’den bunları karışımı Maniheizm’e ve Antik Yunan’ın diyalektik görüşlerine kadar birçok düşünceyi barındıran heteredoks (karışık, birden fazla) Tasavvufi İslam (Batınilik) ve Mistik Hıristiyanlık’tır. Bu düşünce Despotik Sınıfçı Ortodoks Hıristiyanlık ve Ortodoks ( Şeriatçı) İslam’a karşı bu dine zorla geçirilen ve geçmemek için yüzlerce yıl savaş veren topluluklarda ortaya çıkmıştır.
Elbette amacımız Marx ve Engels’in tarihsel ve diyalektik materyalizm yönetimi bulmasıyla toplumsal yasaları tespit etmesi toplumu devindiren, ilerleten sınıf savaşları olduğu fikrinin, bu coğrafyada köksüz sanki sanayi devrimi sonrası bulunduğunun düşünülmesini önlemektir. Marx ve Engels binlerce yıllık insanlık tarihinin içindeki bütün uygarlıkları tek tek incelemişler ve bu sonuca varmışlardır. Ayrıca Engels ‘Ailenin Devletin ve Özel Mülkiyetin Kökeni’nde ve ‘Thomans Münzer ve Almanya’da Köylü Savaşları’ kitaplarında bunu derinlemesine incelemiş. Bu dinsel gözüken Ortaçağ ayaklanmalarının aslında sınıfsal kökenli olduğunu, o dönem bu kılıf altında gözükmek zorunda olduklarını belirtmiştir. Buna rağmen bizim coğrafyamızda ne yazık Bilimsel Sosyalizm Avrupa’dan ithal edilmiş gösterilmesine bir cevap niteliğinde olması bizi bu konuda araştırmaya itmiştir. Sınıf mücadelesinin yerini alsın, Ütopik sosyalizm Bilimsel Sosyalizmden üstündür diye bir savımız yoktur.
Ama aldığımız eleştiriler bunu bir kez daha açıklamanın gerekli kılmıştır. Üstüne basa basa belirttiğimiz gibi bu gün sınıf savaşımı başlıca iki sınıf arasında geçmektedir; işçi sınıf ve burjuvazi. Bu gün ne feodal beyler vardır, ne de köylülük vardır ve üstelikte tarihi devindiren iki başat sınıf değillerdir. Ama biz onların torunları yani işçi sınıf ve burjuvazi olarak bugünün tarihini devindirici güçleriyiz. Köylü atalarımız tarihini öğrenip, bundan övünç kaynağı çıkarmamızın doğru bir çaba olduğunu düşünüyoruz. Bir kez daha belirtelim ki tarihin devindirici gücü sınıf savaşımlarıdır. Tarihsel Materyalizmin ışığında Bilimsel Sosyalizm bu topraklarda kökleriyle daha bir sağlam yeşerecektir.

İngiliz Gravürcü, Ressam, Felsefeci ve Şair
William Blake’in Ütopik Toplumcu Düşünceleri

Yaşamı

William Blake (28 Kasım 1757, Londra – 12 Agustos 1827, Londra) Yapıtları kadar yaşamı da ilginç olan İngiliz şair, ressam, heykeltraş ve gravürcü oymabaskı ustası ve mistik.William Blake 28 Kasım 1757’de dört kardeşin üçüncüsü olarak dünyaya geldi. Sanata resimle başlar ve çok geçmeden 11 yaşında ilk şiirlerini yazmaya başlar. Çocukluğunda Shakespeare, Milton’u okur ve klasik dönem ressamlarını inceler.
İngiltere’nin sanayi, politik ve kültürel yaşamından kökten değişikliklerin gerçekleştiği bir devrim çağında yaşadı.Blake bu yıllarda çalışma hayatına ve yoksulluğa doğrudan tanık oldu. Bu tanıklıklar masumiyet ve özgürlük kavramlarını oluşturmasında etkili oldular. Orta halli bir esnaf ailesinin çocuğuydu. Babası çorapçıydı ve okula gitmedi. Öğretmeni annesiydi ve o da okuma yazma bilmeyen karısı Catherine’in eğitimi -cenneti canlandırmak için bahçede çıplak bir biçimde Paradise Lost’ u okutabilecek kadar üstlenecekti.
On yaşında çizim okuluna gönderildi ve on dördünde James Basire adlı bir oymabaskı ustasının yanına çırak verildi.1779’da Kraliyet Akademisi’ne girdi ama ortamdan hoşlanmadı. Dinsel görüşlerinde kiliseye bağlı olmayan bazı aydınlarla birlikte Swedenborg tarikatına girdi. 1780’de Newgate Hapisanesi’ni yakarak otoriteye karşı nefreti gösteren asilerin arasındaydı. Kiliseye olduğu kadar devlete de karşıydı. 1784’de babasının ölümü üzerine çocukluğunu geçirdiği evin bitişiğindeki eve taşındı ve bir basımevi açtı. Kardeşi Robert’ı da yanına aldı.1787′ de ölen Robert’ı sık sık düşlerinde görecekti.
Fransız Devrimi Blake’in yaşamında açık bir şekilde dönüm noktası olmuştur. Devrimi izleyen gerici dönemde Blake hükümetin radikalleri bastırmasına ‘Ağız Tıkama’ yasalarının sansürüne, kütüphaneleri yağmalayıp gözden düşmüş ressam ve şairlere çamur atmaya hazır kilise ve kral takımının öfkesine tanıklık etti. Blake radikal düşüncelerini alegorik süsler ile gizlemeye mecbur bırakıldı.
Kırk yaşlarındayken tamamladığı kendi desenlerinden oluşan ve ilk büyük işi olan Young Night Thoughts adlı kitabını 1797’nin ekonomik durgunluğunda yayınladı. Başarısız oldu. Artan başarısızlık duygusu ve kötüleşen politik durumla birlikte mizacı gereği ruhsal çöküntü içine girmiş olduğu görülüyordu.

“Giderek desen çizme üslubumun kendine özgü bir tür olduğunu keşfediyorum ve sana gönderdiğim resimde Dehamın veya Meleğimin gösterdiği yolu izlemek zorunda kaldım; eğer başka türlü davransaydım, uğruna yaşadığım, Yunanlıların yitik sanatlarını yeniden canlandırma amacım gerçekleşmeyecekti.” (3)
“Bu dünyada bir insanın mutlu olabileceğini hissediyorum. Ve bu ‘Dünyanın İmgelem ve Vizyon Dünyası’ olduğunu biliyorum. Bu dünyada resmini yaptığım her şeyi görüyorum, ancak herkes aynı şeyi göremez. Cimrinin bakışına göre ‘Altın Para’ , ‘Güneşten’ daha güzeldir ve eski bir para kesesinin üzümlerle dolu bir asmadan daha güzel boyutları vardır. Bazılarında sevinç gözyaşları akıtan ağaç diğerleri için sadece yolda duran yeşil bir nesnedir. Bazıları doğayı alay konusu ve biçimsizlik olarak görür ve bunlara göre boyutlarımı düzenlemeyeceğim; ve bazıları Doğayı hiç görmez. Fakat imgelem insanının bakışına göre doğa imgelemin kendisidir. Bir insan neyse onun görür.” (4)

Hayata atılması ve para kazanmaya başlaması gravürledir. Kardeşiyle birlikte gravür dükkanı açar ama kardeşinin ani ölümüyle kapatır ve artık yaşamında yeni bir dönem başlamıştır. Melankoli başlar, gerçek ve hayal birbirine girer. Bu dönemde devrimci fikirlerin yanında, klasik Hıristiyan düşüncesine karşı çıkar. Bu dönemde ‘Ayda bir ada’, ‘Tüm dinler birdir ve doğal din yoktur’, ‘Masumiyet Şarkıları’, ‘Thel’in kitabı’, ‘Cennet ve cehennem evliliği’, ‘deneyim şarkıları’, ‘Fransız devrimi’ ‘Cennetin kapıları’ ve ‘Bir özgürlük şarkısı’ yayınlanır… Oysa daha önce sadece ‘Şiir taslakları” adıyla şiirler yayınlamıştır. Dinlerle ilgisinden sonra Urizen kitabı, Los kitabı ve Ahania kitabı yayınlanır. Son yıllarında Sonsuz İncil’i yazar ve son resmi okuma yazmayı öğrettiği karısı Catherine’indir.
Blake maskesi olmayan bir insandı, amacı yalın, yolu doğrudur ve hiçbir şey istemez; bu yüzden özgür, soylu ve mutludur. Savaş ve endüstriyel değişim ile yıkılmış bir dünyada, kendisinin gizemci, düşsel ve özgürlükçü dürtüleriyle hiçbir bağlantısı olmayan maddeci ve zalim bir çağda doğmuş olması onun şanssızlığıydı.
Aklının görsel yanı hep ağır basmıştı ve tasarladıklarını canlandırabilme yeteneğine sahipti. Blake, imgeleri, sanki kafasının içinde değil, gözünün önündeymişçesine çok canlı bir biçimde aktarırdı. Şiirleri, elle tutulabilecek kadar canlı imgelerle doludur. Şiirlerini, yaptığı süslemelerle birlikte kendi bulduğu bir teknikle küçük bakır levhalar üzerine kazıyarak bastı ve elle boyadı. 20. Yüzyıl edebiyatı üzerine muhteşem bir etkisi olan Songs of Innocence ve Songs of Experience, dönemi için çok önemli yapıtlar olmasına rağmen hiçbir yankı uyandırmadı. Ölümünden 50 yıl sonraya değin bu iki kitabı hiç bilinmiyordu. Keskin gözlemleri olan, dürüst, dil ve çizim alanındaki büyük yeteneğini doğallıkla kabullenen olağanüstü bir kişiydi. Safra taşları yüzünden sağlığı kötüleşti. 12 Ağustos 1827’de her zaman yaşamış olduğu gibi koyu bir yoksulluk içinde öldü. 70 yaşında Strand yakınlarında bir odada öldüğünde hala kitaplarını renklendiriyordu ve isimsiz bir mezara gömüldü.
Hayatı boyunca ne maddi sıkıntıdan ne de eleştirmenlerin hırpalamalarından kurtulamamış, ölümüne dayanamadığı eşinden iki yıl sonra 40 yaşında iken veda etmiştir hayata. Son sözlerinin ‘Rabbim, ruhuma yardım et’ olduğu söylenir. Mezar taşında ise ‘Dedi kuzgun: Hiçbir zaman’ yazmaktadır.
Dışardan bakıldığında; Blake’in yaşamı sürekli bir başarısızlık olarak gözükebilir. Yaşadığı Amerikan ve Fransız devrimlerine büyük ümitler besledi. Doğrudan sanayi devrimin zaferini, İngiliz devriminin başarısızlığını gördü ve acı çekti. Buna rağmen şiirinde ve resminde bu deneyimi yeniden yarattı ve insanlık için yapıtlarından elde ettiği çıkarımları dile getirdi. Zaman zaman üzüntüye kapıldı, fakat asla umudunu yitirmedi. Yaşamının sonuna doğru, çalışma karşılığı hakça ücret ve yaratıcı düşünce için ortam istedi. İnsanların birbirleriyle ve doğayla uygun içinde yaşadığı ekonomik ve psikolojik bağımlılıktan kurtuldukları, varlıklarının bütün gizil güçlerini geliştirmeleri için özgür oldukları bir zamanın gelmesini istedi.

Peter Kropotkin ; “Uygarlık tarihimiz boyunca iki gelenek iki zıt eğilim birbirleriyle karşı karşıya gelmiştir; Roma geleneği ile halkçı gelenek, emperyal gelenek ile Federalist gelenek, otoriter gelenek ile özgürlükçü gelenek “ dediği gibi Blake bu iki mücadele arasında kalmış iyiyi, güzeli,doğru olanı seçmişti.
Blake bütün dinsel ve siyasal tahakkümü reddederek, sağlam şekilde kendini halkçı ve özgürlükçü geleneğe yerleştirir. Dünya tarihini ve bireylerin yaşamını otorite ile özgürlük arasında süre giden bir mücadele olarak gösterir.
Blake’in nihai amacı böyle ayrılıkların ve çatışmaların ötesine geçmek, özgür toplum Kudüs’ünü inşa etmek ve insanlıktaki tanrısal gizil güçleri gerçekleştirmektir. Bütün otorite biçimlerini reddetmesi ve her türlü özgürlüğü yüceltmesinden dolayı Blake bir ütopik sosyalist’tir. O zamanlar ütopik sosyalistler içinde anarşistlerde vardı. Bu yanıyla da bir anarşisttir. Gerçekten de kişisel özgürlüğe hiçbir sınır koymaz.
Kilise ve Devletin kamu yaşamından mahrum bıraktığı Blake’in zamanındaki muhalifleri ayrı bir grup oluşturdular ve sürekli bir toplumsal eleştiri akımı kurdular. Blake rasyonel muhaliflerin özgürlükçü düşüncelerini paylaşırken, aynı zamanda da komüniter ve chilliastic** yönde düşüncelerini etkilemiş olan bir yeraltı mezhep geleneğiyle de ilişki içindeydi. Bu geleneğin kökenleri millenerian *** tarikatların gizemci anarşistlerine ve özellikle de Ortaçağların Brethren Of Free Spirit’ine ( Özgür Ruhun Kardeşleri) dayanıyordu.
Yeryüzünde Tanrı’nın krallığını kurmak, tam bir özgürlük ve eşitlik içinde yaşamak isteyen Anaboptistler, Ranter’ler ve İngiliz Devrimi’nin Digger’ları arasındaki solun aşırı uçları içinde yeniden ortaya çıktı.
Blake’in gençliğindeki Londra’da var olan Muggletonians ve Taskites gibi. Mezheplerde bu devam etti. Bu mevcut kilise ve Devlet ‘Babil’inin yerine; insanların karşılıklı yardımlaşma ve bağışlamanın Sonsuz Gospel’ine göre yaşayacakları ‘Kudüs’ü ele geçirmek isteyen, toplumsal özlemlerini İncil diliyle açıklayan gelenekti.

Blake, “Jerusalem”den Detay, suppressed version, 1804-1820

Gerçekte Blake, 1790’lardaki Radikal Muhalifler arasında Anti-Christ (deccal) kuralını tartışan, millenium’a umut bağlayan ve devrimci özlemini açıklamak için Tanrısal Esin imgesini kullanan tek kişi değildi.
Blake bu Radikal Muhalif geleneğe Kabala ile Swedenborg ve Boehme’nin gizemci yazılarından keşfettiklerini eklediği zaman gerçekten sarhoş edici ve devrimci bir karışım elde etti. Fakat genç Blake üzerindeki etkiler her ne olursa olsun, bu etkilerden kendini oluşturmasını bildi. Yaratıcı imgelemini kullanarak kendi farklı dünya görüşünü üretti;
“Bir sistem yaratmalıyım” diye yazdı “ yoksa bir başkasının sisteminin kölesi olurum, uslanmayacağım ve karşılaştırmayacağım; benim işim Yaratmaktır.” Gdwin, Muhalefet içindeki rasyonalist eğilimin anarşist sonuçlara doğru geliştirirken, Blake aynı sonuca gizemci yoldan ulaştı.

Eve Tempted by the Serpent” (“Yılan’ın Kandırdığı Havva”) 1807
“Halka Halka Kucaklayışlar Sarar Vücudu/Baştan Ayaklara Dek”
diye yazar Blake. .

Felsefesi

Blake’in düşüncesindeki en çarpıcı ve kesin olan özelik onun diyalektik doğasıdır. Üniversite ve okullarda egemen olan mekanikçi ve materyalist felsefeyi kabul etmez. Lao Tse gibi Balke de gerçekliği sürekli bir akış süreci olarak anlar ve değişimin, karşıt güçlerin dinamik ilişkisiyle oluştuğuna inanır. Her maddenin doğasında Blake’in ‘karşıtlıklar’ adını verdiği iki nitelik vardır.
“Karşıtlıklar olmaksızın ilerleme olmaz. Çekim ile itimi, us ile enerji, aşk ile nefret insani var oluş için gereklidir. Bu karşıtlıklardan, dinsel olanın iyi ve kötü değiği doğar. İyi, Us’a boyun eğen edilgen olandır. Kötü, enerji’den doğan, etkin olandır. İyi cennettir, kötü cehennem. Her şeyin kökenin de bulunan karşıtlıklar arasındaki bu çatışma sadece kaçınılmaz değil, yararlıdır da; Karşıtlık Hakiki Dostluktur.” (5)
Kişisel ve tarihsel terimler açısından, cennet ile cehennemin evliliği yani akıl ile bedenin, imgelem ile uslamlamanın, bilinç ile arzunun zengin ile fakirin, insanlık ile doğanın barışması gerçekleşir. Marx’ın komünist toplumunda olduğu gibi, Blake de tarihin sonunda insan ile insan ve insan ile doğa arasındaki karşıtlığın artık var olmayacağına inanır.
Balke dünyanın maddeden değil, örgütlü ruhtan yapıldığına inanan felsefi bir idealisttir. Duyulara sunulan görünürdeki süregen ve dengeli gündelik dünya yanılsamadır, ruhsal ve vizyoner değildir.
“Modern felsefenin ileri sürdüğü gibi bir Ruh ve Vizyon, bulutumsu bir duman ya da boş bir şey değildir: onlar ölümlü ve çürüyen doğanın üretebildiği bütün şeylerin ötesinde örgütlenmiş ve ölümlü gözünün görebildiğinden daha güçlü ve daha iyi ışıkta, daha güçlü ve daha iyi ayırt edici özelliklerde imgelemeyen, hiçbir şekilde imgelenemez.” (6)

Blake, Ejderha şekilleri, 1797

Platoncu Thomas Taylor gibi, Baleke de duyulara sunulan geçici zaman ve mekan dünyası ile imgelem tarafından algılanan sonsuz ve değişmez dünyayı birbirinden ayırır : ‘İlinek, sürekli değişir, Tözler asla değişmeye uğramaz ve çürümez’. Blake’in “Bitkisel Evren” dediği bu evren gerçek ve sonsuz dünyanın ‘soluk gölgesi’dir. Blake, sanatçının amacının ölümlü gözün algıladıklarından daha saf biçimleri, bu gerçek dünyayı betimlemek için ‘ilahi imgelem sanatları’nı kullanmak olduğuna inanır.
Blake tümellerin ya da genel terimlerin değil, sadece tikellerin olduğuna inanır: ‘Her Sınıf Bireyseldir’. Sanatçının doğayı küçücük tikeller yardımıyla anlaması gerektiğinde ısrar eder: Genelleştirmek Ahmaklıktır. Tikelleştirmek tek başına erdemin üstünlüğüdür.” (7)

Doğaya Bakışı

Blake’in doğa kavramı onun diyalektik ve idealist konumunu yansıtır. “Doğanın bize Ruhsal Yaşamı değil sadece Doğal Yaşamı Öğrettiğini” vurgular. Modern ekologlar gibi Blake birbirine bağımlılığını, çeşitliliğinin birliğini ve organik gelişmesini vurgulayarak, doğaya bütünsel yaklaşır. Eğer beş duyumuzun ötesine geçersek, eğer algının kapıları temizlenirse, o zaman ‘yaşayan her şeyin Kutsal olduğunu’ göreceğiz.
Blake ‘İncil Tanrı’nın Doğayı mükemmel biçimlediğini, fakat öğelerin Kötülük Prensi ile doldurulduğu zamandan beri İnsan’ın Doğa düzenini bozmuş olduğunu’ söyler diye yazmaktadır. Ayrıca ‘bu nedenle günahkâr çıkarları ve zalimliği sokmuşlardır. Fakat bu durum bütün insanlar için geçerli değildir’ der. Blake diğer türlere acımasızca yaklaşmasından dehşete kapılır.
Blake, varlık zinciri boyunca bitki ve nesneleri ruhsal ve estetik bir niteliğe sahip olarak görür. Şiirlerinde çamur topağı ve çakıl taşları konuşur, çiçekler hisseder. Blake’in derin ekolojik duyarlılığı, paranın yönettiği bu günahkar dünyadan şikayet ettiği, mektuplarından da dile gelir. ‘Bir cimri için altın para güneşten daha güzeldir, eski bir para kesensini üzümlerle dolu asmadan daha güzel boyutları vardır. Bazılarında sevinç gözyaşları akıtan ağaç diğerlerinin gözünde sadece yol üzerinde duran yeşil bir nesnedir’
Blake bir ormanın sadece bir ekonomik birim olarak görülmeyeceğini, ormanın hayvan yaşamı kadar insan ruhunu da besleyen yeryüzü eko-sisteminin bütünleyici bir parçası olarak görülmesi gerektiğini ileri süren modern ekologlara seslenmektedir.
Blake bir kum tanesinden bir dünya görebilen kişilerden biridir;

“Bir kum tanesinde bir Dünya görmek
Ve bir Cennet bir Yaban çiçeğinde
Avuçlarında sınırsızlığı tutmak
Ve sonsuzluğa bir vakitte.” (8)

Blake psikolojisinde bütünsel kişi Dört Zoa adını verdiği, dört esas öğeden oluşur; Beden (Tahrmas) , Akıllı ( Urizen), Duygu ( Luvah) ve Ruh( Urthona). Blake diğerleri olmaksızın birinin tek başına var olacağını kabul etmez. Örneğin aşk fiziksel, zihinsel ve duygusal durumları içermektedir, anacak cinsellikte ruh fiziksel olanı mükemmelleştirmek için gereklidir. Ayrıca tam bir vizyoner uyanıklığı elde etmek yüksek bilinç durumuna ulaşmak için enerji, akıl duygu ve ruhu uzlaştırmak gereklidir.

“Ve dünyada küçücük bir yere konduk biz,
Sevgi ışınlarına dayanmayı öğrenelim diye,
Ve bu kara vucutlar ve bu güneş yanığı yüz,
Bir bulut ve gölgeli bir ormandır sadece.” (9)

Hindistan’da görevli bir asker ve bir Hindu mitolojisi araştırmacısı olan Edward Moor’un, 1791–96 yılları arasında Hindistan’dan dönüp Londra’da yaşadığını ve beraberinde getirdiği Yogi çizimleri için Blake’in dost çevresinden taşbaskı ustalarıyla irtibata geçtiği bilinmektedir. Bu bilgilerden Blake’in başparmakla ilgili bir başka teknikten de haberdar olduğunu düşünebiliriz. (10)
William Blake’in Hindistan ve Doğuyla ilgisi sadece bu gravürlere bağlı değildi. Zaten o gravürleri özellikle ilgilendiği için bulmuştu. İsa’nın kilisece saklanan Golgota Tepesinde yaptığı açıklamaları yayan gizli kilise örgütleridir. Bunlar mevcut kiliseye karşı dana özgürlükçü bir Hıristiyanlığı savunmaktadırlar. Bu ütopik sosyalist unsurlar -ki o zaman anarşizmle sosyalizm iç içedir- daha sonra ki bir çok yazarı da etkilemiştir.

Başparmağı ağzında Narayana, Moor’un The Hindu Pantheon, 1810

.
Rus Leo Tolstoy şüphesiz dinsel anarşizmle ilintili olan en ünlü yazardır, ve bu eğilimle ilintili ruhani ve pasifist fikirlerin yayılmasında önemli etkiye sahiptir. Gandhi ve Catholic Worker Group [Katolik İşçi Gurubu] çevresindeki Dorothy Day gibi dikkat çeken insanları etkileyen Tolstoy, Hıristiyanlığın ağırlıklı [kesimine] damgasını vuran akılsızca otoriterliğin ve hiyerarşinin ötesinde [yerine] bireysel sorumluluğu ve özgürlüğü vurgulayan Hıristiyanlığın radikal bir yorumunu ortaya koydu. Hıristiyan William Blake gibi diğer radikal Hıristiyan liberterlere benzer bir şekilde Tolstoy’un çalışmaları da, pek çok Hıristiyan’ın İsa’nın bugünkü kiliseler tarafından gizlenen liberter içerikli mesajlarına doğru yönelmesinde esin kaynağı olmuştur. Böylece Tolstoy ile birlikte Hıristiyan Anarşizmi, “Gerçek anlamda Hıristiyanlık hükümete son verir”i savunur (11)

“İki kanatlı ölümsüz şekil, doğuya dönük dikilir biri
Ayakucunda, ve batıya dönük durur başucundaki
Kanatları kavuşmuş, Doruk’ta, başın üzerinde
Böyledir All Beulah’ın görünümü, havalanırken uykudakinin tepesinde”

MASUMLUK KEHANETLERİ

Görmek Bir Kum Tanesi’nde bir Dünya,
Ve bir Cennet bir Yaban Çiçeği’nde,
Tutmak Sonsuzluğu avucunda,
Ve Ebediyeti bir saatin içinde.
Kapatılmış bir kızılgerdan kafese
Boğar Tüm Cennet’i öfkeye.
Kumru ve Güvercinlerle dolu bir kumru evi
Titretir Cehennem’in tüm bölgelerini.
Bir köpek, kapısında açlıktan ölen Efendi’sinin,
Haber verir çöküşünü Devlet’in.
hor kullanılan bir At yol üstünde
Yakarır İnsan kanı için Cennet’e.
Her feryadı Yaban Tavşanı’nın, izi sürülen,
Bir elyaf koparır Beyin’den.
Bir Tarla kuşu, kanadından yaralı,
Susturur bir Kerub’un* şarkısını.
Kışkırtılmış ve kavgaya hazırlanmış Dövüş Horozu
Ürkütür Yükselen Güneş’i.
Her Kurt’un ve Aslan’ın uluyuşu
Ayağa kaldırır Cehennem’den bir İnsan Ruhu’nu.
Yabani Geyik, orada burada gezerken,
Uzak tutar İnsan Ruhu’nu üzüntüden.
Hor kullanılan Kuzu Halk Kavgalarına yolaçar,
Ve yine de Kasabın bıçağını bağışlar.
Küçük Çitkuşu’nu inciten adam
Sevgi görmeyecektir İnsanlardan.
Kim getirirse Öküz’ü gazaba
Kadınlar sevmeyecektir onu asla.
Sineği öldüren oyunbaz oğlan
Tadacaktır düşmanlığını Örümceğin.
İşkence eden kişi Mayısböceği’nin Peri’sine
Bir Kameriye örer sonsuz Gece’nin içinde.
Tırtıl, Yaprağın üstündeki,
Yineler sana Annenin dertlerini.
Güve’nin ya da Kelebeğin canına kıyma,
Çünkü Kıyamet yaklaşmakta.
At’ını savaş için eğiten kişi
Geçemez asla Kutup Engeli’ni.
Dilenci’nin Köpeğini ve Dul’un Kedisini besle,
Sen şişmanlarsın böylece.
Akşamın sona erişiyle uçup giden Yarasa
Terketmiştir inanmayan Beyni bunu yapmakla.
Baykuş gece vakti ziyarete gelen
Dem vurur inançsız’ın korkusundan.
Sivrisinek, Yaz türküsünü söyleyen,
Zehir elde eder İftiracı’nın dilinden.
Zehiri Semender’in ve Yılan’ın
Teridir Kıskançlığın ayağının.
Zehiri Balarısı’nın
Kıskançlığıdır Sanatçı’nın. Two Angels Descending” (Alçalan İki Melek)
Bir Gerçeği kötü niyetle söylemişsen
Daha kötüdür uydurabileceğin tüm Yalanlardan.
Neşe’nin ve Keder’in örgüsü çok incedir,
Kutsal ruh için örülmüş bir giysidir;
Her kederin ve özlemin altında
İpekle örülmüş bir Neşe yatar aslında.
Ki böyle olması hakçadır;
İnsan Neşe ve Keder için yaratılmıştır;
Ve bunu gereken şekilde bildiğimizde,
Güvenle ilerleriz Dünya’nın içinde.

Bebek daha fazlasıdır Kundak Bezlerinden;
Her tarafında bu İnsanlar diyarının
Eller doğdu ve yapıldı araçlar,
Dillerinden her Çiftçi anlar.
Her Göz’ün döktüğü Gözyaşı
Bir Bebeğe dönüşür Sonsuzluk’ta;
Ve yakalanır ışıltılı Dişilerce,
Ve döndürülür tekrar kendi zevkine.
Melemeler, Böğürmeler, Kükremeler ve Havlamalar
Cennet’in Kumsal’ını döven Dalgalardırlar.Bir Bebek Sopa’nın altında ağladığında
Öcünü yazar Ölüm’ün diyarlarına.
Kişi Küçük Çocuğun İnancı’yla alay ettiğinde
Alay edilecektir onunla Yaşlılık’ta ve Ölüm’de.
Kuşku duymayı öğreten kişi Çocuğa
Çıkamayacaktır çürümüş Mezar’dan asla.
Küçük Çocuğun İnancı’na saygı duyan kişi
Yenecektir Ölüm’ü ve Cehennem’i.
Çoçuğun Oyuncakları ve Sağduyusu Yaşlı Adam2ın
Ürünleridir İki Mevsim’in.
Soru Soran Kişi, ki oturuşu pek muzipçedir,

An Angel Whispering” (Bir Melek Fısıldıyor) ‘ 1822 of Enoch’
çizimlerinden. 1822

Yanıt vermesini asla bilmeyecektir.
Şüphe taşıyan sözleri yanıtlayan kişi”
Söndürür Bilgi’nin Işığını.
Cırcırböceği’nin çığlığı ya da bir Bilmece
Uygun bir Yanıt’tır bir Şüphe’ye.
Karınca’nın İnç’i ve Kartal’ın Mil’i
Gülümsetir topal Felsefe’yi.
Kişi gördüklerinden şüphe duyuyorsa
Ne yaparsan yap, inanmayacaktır asla.
Eğer Güneş ve Ay şüpheye düşselerdi
O dakika sönüverirlerdi.
Prens’in Kaftanları ve palavraları Dilenci’nin
Zehirli Mantarlardır Keselerinde Cimri’nin.
Dilenci’nin Paçavraları, kanat çırparak havada,
Bölerler Gökyüzü’nü parçalara.
Daha değerlidir Yoksul’un Çeyrek Peni’si
Tüm Altınlardan Afrika sahillerindeki.
Cimri’nin topraklarını alıp satar Az Bir Para,
İşçi’nin ellerinden zor alındığında;
Ya da, eğer yukarıdan korunuyorsa,
Alıp satar tüm o Memleket’i.
www.antoloji.com – kültür ve sanat
Kılıç ve Tabanca’yla kuşandığında Asker
Yaz Güneşi’ne felçli bir halde hücum eder.
Biline en güçlü zehir
Sezar’ın Defne Tacın’ndan gelmiştir.
Çarpıtamaz İnsan ırkı’nı
Zırh’ın demiri kadar kimse.
Altın ve Mücevherler Saban’ı süslediğinde
Kıskançlık boyun eğecektir barış Sanatlarına.
Bir Tutku’nun içinde olmak sana İyi gelebilir.
Ama Tutku senin içindeyse bu hiç İyi değildir.
Bir Memleket’in Kader’ini belirler Kumarbaz ve Fahişe,
Devlet onlara resmi izin verdiğinde.
Orospu’nun sokaktan sokağa seslenişi
Örecektir Yaşlı İngiltere’nin kefenini.
Kazanan’ın haykırışı, bedduası Kaybeden’in
Danseder Cenaze Arabası’nın önünde Ölü İngiltere’nin
Her Gece ve her Sabah
Doğar bazıları Acı’ya.
Her Sabah ve her Gece
Doğar bazıları tatlı Hazza.
Doğar bazıları tatlı Hazza,
Doğar bazıları Sonsuz Gece’ye.
Yönlediriliriz bir Yalan’a inanmaya
Göz’ün içinden görmediğimizde,
Ki bir Gece doğmuştur, can vermek için bir Gece’de,
Ruh uyurken Işık Huzmelerinde.
Tanrı belirir, ve Işıktır Tanrı
Gecenin içinde barınan o zavallı Ruhlara;
Ama bir İnsan Biçimi’ni sergiler
Gün’ün Diyarları’nda yaşayanlara.

William BLAKE

Emanation ; taşma , ışıma, yayılma, fışkırma, türüm, sudür
Spectre ; vehim, evham
* Algı Kapıları : Gönül Gözü , Üçüncü Göz
** Chilliasm: İsa’nın yeryüzünde bin yıl hüküm süreceği öğretisi
*** Millennium: Kıyametin önce barış ve selametin hüküm süreceği varsayılan bin yıllık devre

Mehmet Özgür Ersan

Dipnotlar:

1. Peter Marshall Bir Anarşist Olarak William Blake Çev: Rahmi G.Öğdül 1.Baskı Ekim 1997 Altıkırkbeş Yayınları s.9
2. age s.10-11
3. William Blake
4. William Blake
5. age s.30
6. age s.31
7. age s32
8. Tolstoy’un The Kingdom of God Is Within You [İçinizdeki Tanrının Krallığı] ve Peter Marshall’ın William Blake: Visionary Anarchist [William Blake: Düşsel Anarşist].
9. William Blake s.35
10. Belli Başlı Anarşist Düşünürler Kimlerdir ? Anarşist Bakış Sitesi
11. Bayan Blake Niçin Ağladı? yazan Marsha Keith Schuchard Çeviren Lupus Lazuli – Translation Copyright 2003 hermetics.org All Rights Reserved. Esoterica, 2001

Kaynaklar:

1. Peter Marshall Bir Anarşist Olarak William Blake Çev: Rahmi G.Öğdül 1.Baskı Ekim 1997 Altıkırkbeş Yayınları
2. Bayan Blake Niçin Ağladı? yazan Marsha Keith Schuchard Çeviren Lupus Lazuli – Translation Copyright © 2003 hermetics.org All Rights Reserved. Esoterica, 2001
3. William Blake Cennet ve Cehennemin Evliliği çev. Tozan Aklan Bordo Siyah 2004
4. William Blake Masumiyet ve Deneyim Şarkıları çev. Tozan Aklan Bordo Siyah 2004
5. William Blake Seçme Şiirler çev.Tozan Aklan Bordo Siyah 2004

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir