Dikenli bir iğde ağacı

Ela’ya

Saçları besbelli
Kirpiklerinden kısa
Gözleri en uzak gökyüzü
Gönül sürgünü
Kirpiklerinden akıyor sesi

Yaşamaktan çok ölmeye yakın
Yaşantısının zehrini akıtıyor
Derin bakışlarından

Giysilerin kınından sıyrılmış
Yalın bir ağaç soyunur
Penceremde alımlı mı alımlı
Çınarsa istanbuldadır/mutlaka

Neyse ıpıslak/darmadağın
Akşamın alacasında
En kuytu/ limanında şehrin
Dikenli bir iğde ağacı
Sırılsıklam/aklıma gelir

En yoğun sandığında
İlgisiz ve uzak
İlgisiz sandığında
Kadın sırılsıklam
İki ucu cehennem iblis bıçağı
Ortasında gerili yaşamakta

Kadın o bildiğin/bıçak sırtı
Varlıkla yokluk arasında
Oynak parmak uçlarında
Rönesans’tan kalma
Karanlık kuşlar

Sürekli yüreğini arar
Yalnızlığın kıskacında
Elleri avuçlarıma sığınmış
Uyuyordu günün hoyrat
Ağırlığında ezilmiş

Uykulu gözleri/uzun kirpikleriyle
Gözleri saçları/omuzlarına akıyor
Ben bir mısra çekiyorum
Kaçak gizliden ürperten

Herkes kendi dilinde uyuyor
Kar yağıyor uykusu buz tutmuş
Hani harıl uykusunda
Hurmalık düşlüyor bakışları
Damarlarında gök gürültüsü

Demir kapılar ardında
Yağmur düşlüyor
Rüzgar pencereleri açmasın
Çok üşümesin istiyor

Yorgunluk mu yoksulluk mu
Gölgeleri çekilmiş alnına
Sevmek sorumluğuyla
Ona baktıkça çok üşüyor
Tut ellerini sabah karanlığında
Çok üşüyor

Bir vuruşta kim bulabilir kalbini
Herkes el değmemiş
Yerlerini saklar adının
Son harfinde gizlidir
Aşk ela diyor susuyor

Gökyüzüne kim yüklemiş
Kim sessizliği gülüşlerime
Ankara son tutsaklığım
Düşüyor aklıma
Biliyorum şarkılar
Söyleyeni azaldıkça güzelleşir

Alaca karanlıkta uçuşan
Çınar yaprakları
Her sabah çocuk
Her akşam adam
Aslında hep iki kişidir

Bir ay incecik
Bir de şiirlerin ilk o anı
Birden ıslanan
Kirpiklerde gözyaşı

Kanı yüreğinden kırmızı
Kaçak şarkılar
Sonbahar yağmur
Geldim işte ne
Soracaksan sor
Öteki adı mihrimah

Nice yağmurlu
Akşamlar yaşadık
Solgun ve sarı
Bir şemsiyenin altında

Mehmet Özgür ERSAN 04.02.2013 ATMEYDANI

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir