Kırık bir yontu Hektör’un yüzü

Kör bir ozan anlattı
Trova önünde atlarında ruhu vardı
Kişnemeleri ölüleri ürpertir
Yürekleri buruk
Yeleleri burkuk toprağa değiyor
Bilmez yakını ırağı
İskender geldi uzaklardan
Hint kızlarının derin bakışları arasında
Kaybolup gitti toprağa karışıp
Ana rahminde gece, karanlık
Titrek bir ışık bile yok
Gök yarığı şimşek yalaması
Delirmiş zamanın öç alışı
Kınlan yıldız çakması
Toprağı eşeleyen toynaklar
Anlat bana Troya savaşını
Yanık katran kokusu
Kıvranıp duran rüzgâr
Kıyılarda birikir ölümün soluğu
Kırık bir yontu gibi Hektor’un yüzü
Sonsuzluğu arayan
Şarap içilmeden bekletildi
Sıçrayan kanın renginde
Beklesin
Sürer gider toprakta karıncanın telaşı
Sürer telaş, korku, iç sıkıntısı
Kiminin yelesinde
Kiminin toynağında
Kaç gün sürer yarının belirsizliği
Hiçliğin zamana sıkışması
Bağırmalar, nal sesleri, tos duman…
Alçalır sessizlik kök salar yüreğine
Her şeyin süresi göz kırpacak kadar kısadır

29.10.2009 Mehmet Özgür Ersan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir