Su Perisine Mektup

Bir gülün düşerken ki sessizliğini duymuyorsa hayat. Bırak orda kalsın tüm yaşanılanlar.Usul usul ölen biri varmış gibi olmasın sevgiler.

Kırk kapı kırk kez üzerime kapandı. Yorgun ve kederliyim. Konuşmaktan korkar oldum. En çokta incitmekten, incitilmekten.

Hatalar sarmalında geçmişle yüzleşmekten. Tek istediğim sevdiğim kadınla mutlu olmaktı.Oysa kaderime öfke seli, gözyaşları düştü.

Kaç tutsaklık, kaç darbe, kaç hastalıktan sonra ölmediyse bu telkari gümüşten yürek, bilirim güzel ellerinin işlediği gül dalından olduğundandır.

Aşk en güzel yenilgi. Ellerin değince okyanus, öfken değince gül yaprağı soluyorsa. Ezberim bozuk. Unutmak en güzel hastalığımsa. Sürekli deşilmese yaralarım. Ovsam parlatsam bu ölesiye sevdiğim yüreği yinede kan akacak içindeki yaralardan.

Unutmak kabil olsa geçen zamanın açtığı yaraları, başlamak yeniden serçe sesleriyle bir yaşama.

Çakıl taşlarının yalnızlığı gibi büyük kayalardan kopup gelmiş bu şehirde yalnız kalacağız. Katlederek çocuk düşlerimizi yine biz haklı çıkacağız kaybettiğimiz bu oyunda.

Yaralarımıza bakıp gurur duyacağız biz söylemiştik diyenlere göstererek.

06/03/2007

Mehmet Özgür Ersan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir