Pivaz belgeseli üzerine Bozan Aksoy söyleşi

Mehmet Özgür Ersan : BOZAN AKSOY KİMDİR?
Bozan Aksoy : Ben 1974 yılında Diyarbakır Ergani ilçesi xıdran(yol bulan)köyünde doğmuşum. Meslek yüksek okulu makine, Anadolu iktisat mezunuyum. Bir kamu kurumunda işçi olarak çalışıyorum.
Mehmet Özgür Ersan :PÎVAZ NEREDEN ÇIKTI?
Bozan Aksoy :Uzun metrajlı sinema filmi için senaryo yazmıştım. Senaryoda filmin kahramanı soğan tarlalarında düşük ücretle çalışmaya zorlanan işçilere destek olmaya gidiyor ve başı bir türlü belandan kurtulmuyor. Maddi imkânlarımız yeterli olmadığı için sinema filmini çekemedim. Soğan işçilerinin sesini de duyurmak istiyordum. Yazdığım senaryo’yu bir kenara bırakarak belgesel çekmeye karar verdim.
Mehmet Özgür Ersan :NEDEN SOĞAN?
Bozan Aksoy :Pamuk, mısır, fındık, tarım alanında onlarca isim sayabiliriz. Soğan işçilerini seçmemin sebebi on dört yıl boyunca Hatay Dörtyol da içlerinde kaldım. Hikâyelerine şahit oldum. Soğan işçilerini diğerlerinden ayıran faktör baharla başlayıp sonbahar sonuna kadar devam etmesi, özellikle çocuklar ve kadınlar bu süreçte işin bütün zorluklarını çekiyor. Okula giden çocuklar okulların kapanmasına iki ay kala okuldan alınıyor ve okulların açılmasından iki ay sonra kabul eden olursa okula gidebiliyor.
Mehmet Özgür Ersan :DİĞER SORUNLAR NELERDİR?
Bozan Aksoy : Soğan tarlalarında ailenin bütün fertleri çalışmak ve çadırlarda yaşamak zorunda, kadınlar, genç kızlar hele bir tanesi var ki ailesi çekimlere müsaade etmedi. Üç yıl önce çadırda kafasına silahı dayayıp hayatına son vermişti. Yine üç çocuklu bir kadının aynı şekilde hayatına son vermesi. Bütün bunları aileler çekmemize müsaade etmedi. Bizde soğan tarlalarında konuşanları bulduk.
Mehmet Özgür Ersan :KADINLARIN GENEL SORUNLARI NELERDİR?
Bozan Aksoy : Soğan tarlalarında gün erken başlıyor. Sabah beşte kadınlar uyanıyor. Çalı, çırpıyla ekmek yapılıyor. Öğlen tarlada yemek için bir şeyler hazırlanıyor. Sabah beşte başlayan hayat akşam sekize kadar soğan toplamak ve temizlemekle geçiyor. Akşam sekize çadırlara gelindiğinde bu sefer akşam yemeği için çalışmak zorunda. Çadırlarda elektrik yok, yiyecekler çabuk bozulduğundan sürekli kuru gıdalar tüketiliyor. Özellikle içilebilir sağlıklı içme suyu bulunmuyor.
Mehmet Özgür Ersan :FİLMDE BİRDE HASTA ÇOCUK VAR.
Bozan Aksoy : Çocuğun ismi hacı. Hacı film afişimizdeki bakışıyla soğan işçilerinin durumunu özetliyor. Hacı’nın omuriliğinde kist olduğunu söyledi babası. Çocuğun tedavi olabilmesi için bir üniversite hastanesine yatırılması lazım. Anne ve babasının ekonomik durumu iyi olmadığından çocuğun tedavisine ara verilmiş. Hastanede olması gereken çocuk soğan tarlalarında kalıyor.
Mehmet Özgür Ersan :SOSYAL GÜVENCELERİDE YOK?
Bozan Aksoy : Birçok aile yeşil kart kullanıyor. hacı’nında tedavisi yeşil kartla yapılıyor. Gelin görün ki çocuğu hastaneye götürecek imkân yok. Hastalar ilaç alabilse dahi çadırlarda elektrik olmadığı için başka sorunlar ortaya çıkıyor.
Mehmet Özgür Ersan :KIZLARIN DURUMU NASIL?
Bozan Aksoy : Filmde konuşan aile hekimi açık ve net söylüyor kadınların hepsi depresyonda.konuştuğum birçok genç kız bana bu hayattan bıktığını söylüyordu.birçoğu açık, açık intiharı düşündüğünü söyledi,intihar etmemelerinin sebebini de cehenneme gitme korkusu.
Kızların çoğu çocuk denecek yaşta evleniyor.bu çocuklar evliliği bir tür kurtuluş olarak görüyor.maalesef evlendikten kısa bir süre sonra kendileri çocukken çocuk doğuruyorlar.
Mehmet Özgür Ersan :SURİYEDENGELENLERDE VAR FİLMDE
Bozan Aksoy : Rojava’dan gelenlerin durumu daha da zor, sınırın kuzeyindeki akrabalar sayesinde iş bulmuşlar. Geride evlerini daha doğrusu her şeylerini sadece üzerindeki elbiselerle gelmişler. rojava’dan gelen Kürtler sığınma kamplarına gitmek istemiyor. Kuzeyde yaşayan akrabaları doksanlı yıllarda boşaltılan köylerden gelip soğan tarlalarında çalışmaya başlamış. Şimdi Rojava halkı savaştan kaçıp gelmiş. Bir çeşit kader birliği sanırım. Soğan tarlalarında insanlar acılarını paylaşıyor. Rojava’dan gelen bir kadın otuz yıl önce ekmek yapma’yı bıraktıklarını söylemişti. Soğan tarlalarında her şey çalı, çırpı yakılarak yapılıyor. Kadınlar her şeyi yeniden öğreniyor.
En can yakıcı sorun ise parçalanmış aileler, haber alınamayan çocuklar mezarı dahi belli olmayan insanlar.
Mehmet Özgür Ersan :FİLMİN İLK GÖSTERİMİNİ POLATLIDA SOĞAN İŞÇİLERİNE YAPTINIZ. NEDEN?
Bozan Aksoy : İstedim ki ilk heyecanımı soğan işçileriyle yaşayayım. dostum yönetmen Fatin KANAT Filmi gösterimi için projeksiyon cihazı, hoparlör ve perde verdi. projeksiyon perdesini bulduğumuz bir minibüsün arkasına astık, diz üstü bilgisayarı ve projeksiyon cihazını su bidonunun üzerine yerleştirdiğimiz ekmek yapmak için kullanılan tahtanın üzerine yerleştirdik. Film başladığında çadırlardaki tüm çocuklar ordaydı. Kalabalık bir seyirci topluluğuna Ankara’nın elli kilometre uzağında kurduğumuz seyyar bir jeneratörle izledik.2013 yılında yaşanan ilgin bir olay sanırım.
Polatlıda ki film gösteriminde film afişimizde resmi olan ihtiyar amcayla karşılaştım.sakallarını kestiği için tanıyamamıştım orda öğrendim ki aylardır haber alamadığı oğlu ve torunları yanlarına gelmişti.
Mehmet Özgür Ersan :SON SÖZÜNÜZ NE OLACAK.
Bozan Aksoy : ‘PÎVAZ’’benim ilk filmim. Kuşkusuz çok eksiğim var benim tüm çabam insanların mutfaklarından eksik etmediği soğan için emek harcayan on binlerce insanın bilinmesi. Umarım bundan sonra daha güzel projelerde çalışırım.
Mehmet Özgür Ersan : ‘Son söz olarak filmde Rojava’dan gelen yaşlı amcanın sözleri olsun.
BİZ NE ORALIYIZ NEDE BURALIYIZ, NE ONLARDANIZ NEDE BUNLARDANIZ, BİZ İŞÇİYİZ VE EMEĞİMİZLE VAR OLMAYA DEVAM EDİYORUZ’’

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir