yalnız gülen bir yüzün yansıması

hey sessizlik ağlamadan, gülmeden toprakta emeklemeden
ölmüşleri ölümsüz yapan masallar işte
uzandıkça dolanan sarmaşık üzerine ant olsun
bekleyecek hep böyle uzanmış o genç dudak
aklından geçmez bile bir an için sızlanmak
uzanıp öpmesin öpmeye sebep yok bu kışta kıyamette
böyle istekli her an mutluluk kadehimiz boş yine her an
kırmadan yüzü buruşturmadan hep içmeyi beklediğimiz hayat
vazgeçilmez emek var öpme o dudağı kapanmasın buz tutmuş
ömür bir gülüşün kapanmasıysa bir ağızda
düşün kaç alımlı, zorlu, sıcak çarpan bir kalbin
hep böyle genç kalması içindir çaban
her bakışta bir hile
burkulmuş dilleriyle, yanan alınlarıyla
yürekleri çarpmaktan bıkan insanların havasında hep böyle yaşamak
ne zevk ne mutluluk hep kahır bir bilsen ne kutlu şey
ne güzel duruş ne eşsiz benzersiz şekil şu dudaklarındaki tebessüm
çizgisi bir dal alnının çiğnenmiş ot çalınmış çalgı bir taş parçası
en işlek dil sırrını fısıldıyor senin gözlerini örten duman
sil baştan bir daha eğil bunu bil güzellik büyük gerçek
başka şey değil bir dil bunu bil yalnız gülen bir yüzün yansıması
vatan güldürmüyorsa doyasıya insanını orası vatan değil
insana hayat zindan tüm halk gülmüyorsa bunu bil

Mehmet Özgür Ersan 13.01.2016 kartal

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir