yarın bütün bu mezar sanılan evlerden

biz topraktanız ama musikideki ahenk gibi karanlık sırrına erilmez
aynı birlik içinde bütün korkular, ıstıraplar, gençlik üzüntüleri,
esefler, bunalımlar, bıkkınlıklar aklımda insan haysiyetimle
asude varlığımın mayasına karışmış nimetler sonsuz övgüler
bazen korkusuz, ince, yumuşak bulutları incitmeden yaran ışıklar gibi
bazen sertçe dünya asla sunamaz gönül okşayıcı bir ses
görkeme bakmak sabah sabah, öyle güzel bir kent daha yıkıldı
vatanın bir tarihi daha yok olup gitti/ göklere uzanıyor,çığlıklar
sessiz sedasız, çıplak bunca gemi, sur, kubbe, tiyatro ve tapınak
ışıltılar serpiyor dumansız havalara hiç görmedim, ben oraları
duymadım bu kadar derin huzur eski fotoğraflarına bakarken
ırmak akıp gider keyfince acısı kalır tarihin yıkılan her bir evinde
sanki ülkemin diğer evlerinin hepsi uyur ve sessizliğe dalmış,
içinde yatar o ulu yürekler boylu boyunca
sen hiç ölmedin orada seni kalbimde saklıyorum
varlığının tek nedeni sevgidir ey insanoğlu
ıslak kubbe karanlığında, kanadında her yelin ürpertisi
bir mihraptır çiğnenen yaslı döşemelerin
onun adımlarıyla bir iz kalıncaya kadar taşların üzerinde
ayak izlerin tanrı’ya doğru gider
gönül ne kadar çekse de ay ışıldasa da ruh da göğsü öyle aşındırır
gün gelir kalp durur solumak için aşk, hep sevişmek içinse geceler
bur da bu yaban coğrafya da ölmek içinmiş yalnız geceler
halkın nefreti içinde soluyan tortular, yapışmışlar sülük gibi bitkin ülkeme
aç ve çıplak bir halk ezilen ezilen bir halk
özgürlüğü boğan bir zalim sömürücü halkını kırıp geçiren ve soyan
ve yasalar, suça iten, yoldan çıkaran,
astığı astık, kestiği kestik, fiyakalı ve kanlı
ve tanrısız bir din ve kutsal bir kitap, hiç açılmaz en yüksek yere asılır mühürlü
ölümsüz bir ışık doğacak yarın bütün bu mezar sanılan evlerden
boğacak karanlıkları, kasırgalı günleri yeni doğan çağın güneşiyle

Mehmet Özgür Ersan 13.01.2015 üsküdar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir