dört ana sır

yel

hakk’ın ve resulünün
sevdiği şeyleri sev
dostlarına dost ol
düşmanlarına düşman ol
düşkünün gönlüne
iki sevda sundun
biri sensin baki
biri fani bu dünya
ibadet yakına kavuşmana vesile
bunu bil
yok onun senin abidliğine gereği
yoksa şaşırırsın
bunu bil
okulu seven ilme aşık
zaruri olmayan işleri azalt
fuzuli konuşmaktan kaçın
uzak dur dörttür
yolu kesen
çok konuşmak
çok yemek
çok uyumak
insanlarla çok eğlenmek
insanın mal mülk harcaması değil
en büyük israf değerli ömrünü
beyhude bir şekilde harcaması
hayata köle olma
köle bedava metanın değerini bil
ancak köle olma
selman’ın cennete olan aşkından çok
cennet selman’a aşıktı
ey kamil insan olmak yolunda
yola düşmüş tarik bunu bil
her kim ki aşık olur aşkını gizler
Yâada yaramaza açmaz
hak onu bağışlar
kevser ırmağının başına gidecek
sıratı mustakimi ona gösterir
o doğru yol ki tam kurtuluş
hakkın sıfatlarında yok olmaktır
aşkla beslenmeden kavuşmak dileme
gönül kabesin de
hakkıyla kemale ulaşmak
hanedanın yolundan yürümekle olur
ey tarık
elest anında kıydığın nikah aşk nikahıdır
aşık olmayan her kulluk kulluk değildir
ey aziz
bilmez misin ki
sevgi kemal derecesine ulaştığında
artık arası aşk ülkesidir
sevginin gücünün
üstün derecesine siz sahipseniz
aşkın sonsuz göğünde
uçmak kanat ister
yüce ve azametli canlarını uçuranlar
aşkınızdan onur duyun
onurlu insan başı diktir
resul kimin mevlası ise
kadir hum’da öksüz yetim bırakmadı
müminleri
ali’nin alnında zöhre yıldızıyla
İmam-ı hasan
hüseyn-i kerbelâ şah-ı şehid’an
İmam Zeynel, İmam Bakır elaman
İnsan-ı kâmilden ayırma bizi
Caferi Sadık cümlemizin serveri
Musa Kâzım, Rıza yolun rehberi
Medet mürvet Taki, Naki, Askeri
İnsan-ı kâmilden ayırma bizi
Muhammed Mehdi’dir şah-ı velâyet’en
ayırma bizi
bil ki güneş evvela dağlar vurur
dağların ve bulutların ardında olup da
seni aydınlatanı unutma

ateş

ateş senin canında mevcuttur
ancak gaflet külü onun üzerini örtmüştür
aşkla bakın zatınıza
her gün bu kül daha uzaklaşır
hak onları sever
onlarda hakkı sever(1)
sende aşkın artmasın istiyorsan
hakkın sevdiği işi yap
müminin canı öyle bir aynadır ki
onda ışık ne kadar fazla ise
kalbinin ısınması o kadar fazladır
nefsini ıslah et
ihsan, tövbe
hatalardan geri dönüş yap
ruh ve bedenini temizle
takva, sabır
bunlar sevginin tohumlarıdır
perşembe gecesi
kuran oku
şuara, neml, kasas surelerini
gönlünde sıcaklık artsın
gaflet külü geride kalsın

su

ey insan bu beden misafirhanendir
her sabah yeni bir misafir gelir koşarak
gayb aleminden ne gelirse hoş tut
gönlünde bir misafir bunu bil
ey dostlar
evliyanın canı safa nehridir, kirlilerin ise kimyandır
oksitlenmiş bakırın burada değeri yüksektir
gel ve mutsuz olma ben kirliyim deme
hakk’ın mağfireti kirliler için konulmuştur
gafir günahkara doğru yönelmiştir
günahkar nasıl ondan kaçar
yağmur şu sebeple gökten yağar ki
kirli olanları ayıptan temizlesin diye
bu sudan kasıt bizzat eyliyanın kanıdır
‘su kirliliğe dedi ki bana doğru koş
kirlilik sudan utandı'(2)
bazısı servete aşıktır
bazısı makama aşıktır
bazısı hakka

toprak

ey pervasız sevgili
bizi dostun acayip sevda ateşinde yaktın
turap olduk ayaklarının altına
bizim elest’ten dolayı gözlerimiz mahmur
o sevgiliyi göremez olduk
unuttuk
oysa alemin uyanmışları
veliler
sevgilinin nurunun kızıllığıyla dolmuş baygındır
akıl ve gönül gözünü
aç sevgilinin güzelliği ile taş
ayrılıktan yedi deniz gözyaşı döksende
sevgilinin denizine gark olanın gözü sahilde değildir.
kavuşmak denizden bir damlaya tek derdindir.

mehmet özgür ersan

(1) maide 55
(2) bakara 165

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir