yoksa katilim sayılırsın

başka kimse değil, yalnız sana çok üzgünüm
kordum seni koynuma, sana sığınıyorum ben
mahzun bıraktın oysa,gel yoksa katilim sayılırsın
görünsün artık o kutlu sesinle, eteğin çiçekler içinde
yeniden kulağıma, ışısın gözlerimde, bal rengi gibi güneşin
beni çoktan bırakan, o kalbimin inadına yine de gir hayatıma,
yoksa katilim sayılırsın
etmedin bana, bu pis dünyada yardım
açılsın artık ağzın, yoksa katilim sayılırsın
bitsin artık kırk yılık kışım
güzel alnını kuşattı mı, kapladı mı yüzünü derin çukurlar
gençliğinin kibri bitti mi, hırpani yırtık pırtık güzelliğin nerede
şen günlerin hatırana gel, yoksa katilim sayılırsın
çökmüş şu gözler/dedir, bencil utancıyla çekip gidişin
kavuşur güzelliğin çılgınca alkışlara, sanma sonsuza kadar
yalnızlıktır sonu her şeyin, gel yoksa katilim sayılırsın
ve yüzümü ağartı/r, ben yaşlandıkça yüzümdeki kırışıklıklar
senden kalan gülücüklerin, onda sürdüğünü gördükçe
yine beni bir hüzün kaplar, yoksa hatırım,
senden bir parçam için gel, yoksa katilim olursun
aynaya bak da gördüğünü söyle,güzelliğin nerede kalmış senin
yeryüzü yoksun mu kalır sanırsın,
el sürülmemiş rahminde, benim sürdüğüm ekin kalır
sen ise kendini sevmenin mezarında bir başına yalnız kalırsın
gel artık yoksa katilim sayılırsın
aynası olmuşsun da gençliğin güzelliğin baharında
kırışıklara rağmen unutulsun ve bitsin bir kuru başına
gençliğin gün güne kalırken gerilerde
bir yavru yaratırsan o körpe can ilerde
senin göçen gençliğine varır gel artık yoksa katilim sayılırsın

Mehmet Özgür Ersan​

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir