Balım Sultan (Hızır Bali)

Bektaşiler Balım Sultanı İkinci Pir (Pir-i Sani) olarak kabul ederler. Onun Bektaşiliğin tarikat olarak yeniden yapılanmasında etkili olduğuna inanırlar. Balım Sultan Erkanı yola giriş törenidir. Meydandaki on iki posttan biri olan Ekmekçi Postu Balım Sultan Makamına aittir.

Hacı Bektaş Veli’nin torunu olan Mürsel Balî’ nin büyük oğludur. Asıl adı Hızır Bali olan Balım Sultan, gerek kitaplarda gerekse nefeslerde Hacı Bektaş Veli’den sonra en çok sözü edilen kişidir.

Balım Sultan hakkında belgelere dayanan kesin bilgiler yoktur ancak rivayetler muhteliftir. Doğum ve vefat tarihleri kesin değildir. Müdafaa’da Hicri (878-927) yılları arasında; Mısır baskılı Arapça bir eserde Hicri (862-922) arasında yaşadığı belirtilmektedir.

Babasının Seyyid Ali Sultan (Kızıl Deli Sultan) ile birlikte Rumeline geçen Mürsel Bali olduğu kanaati yaygındır. Posta oturduktan sonra Sultan Beyazıd’ın daveti üzerine İstanbul’a geldiği ve Sultana nasip verdiği söylenmektedir. Onun Bektaşiliği Caferi Mezhebi üzere ve Hacı Bektaş’ın güttüğü gaye dahilinde erkan ve kurallara bağladığı kabul edilmektedir (Oytan, Cilt 2: 29).

Hacı Bektaş Vilayetnamesinde kendisinin Hakk’a yürümesinden sonra olacakları halifesi Saru İsmail’e anlatır: “Benden sonra Kadıncık oğlu Hızır Lale Cüvan’ın geçsin, o elli yıl hizmet eder, ondan sonra yerine oğlu Mürsel geçer, o da kırk sekiz yıl hizmet eder…” Dedebaba Bedri Noyan bu anlatımı da dikkate alarak bir tespit yapar. Ona göre, “Hazret-i Pir’den sonra Dergahta, İdris Hoca’nın oğlu Hızır Bali posta geçmiştir. Ondan sonra sırasıyla Resul Bali, oğlu Yusuf Bali ve onun oğlu Balım Sultan geçmiştir.

Balım Sultan hakkında sayısız denecek kadar çok asılsız söylentiler çıkarılmıştır. Hiç bir dayanağı olmayan söylentiler Osmanlı- Safevi rekabetinin had safhada olduğu bu yıllarda politik amaçlarla desteklenmiş ve körüklenmiştir.

Balım Sultan başında olduğu bir heyet Kalender Abdal Çelebi Pir Sultan Abdal ve Kum Himmet oluşan heyet Şah İsmail Hatayi ile görüştüğü bilinmektedir.Şah İsmail Balım Sultan ve Kalender Abdal Çelebi’de Resulün ve İmam Ali’nin ‘kokusunu ve nefesini hissettiğini söylemiştir’.

Osmanlı’nın Bektaşilerle Kızılbaşları karşı karşıya getirdiği yalanı Osmanlı’nın uydurduğu bir yalandır. Bugün bir çok Alevi bu yalanı doğru diye düşünmektedir.Oysa başından beri Şah İsmail, Şah Tasmahp zamanında Erdebil Tekkesi ve Bektaşi Tekkesi hep görüşmeler yapmıştır. Balım Sultan Pir-i Sani olarak tekkeyi tekrar ayağa kaldırmıştır. Kalender Abdal Çelebi büyük bir isyanla Osmanlı’nın 6 paşasını yenmiştir. En son Elbistan Ovasın’da az sayıda kalan ihaneten uğrayan bir durumda bile geri adım atmayıp ölümüne savaşmış şehid düşmüştür.

Balım Sultan’ın Bektaşiliğe mücerredliği getirdiğine inanılır. Balım Sultan Pir’in hiç evlenmediğini Hızır Lala (Lale) olarak bilinen Timurtaş’ın Hünkar’ın manevi oğlu olduğunu ileri sürerek hem mücerredliliği meşrulaştırmış hem de bel evladı yerine yol evladının önemli olduğunu savunmuştur. Bu tutumla birlikte Bektaşilikte iki kol etkin olmuştur. Bir yanda Çelebiler (Çelebiyan /Sofiyan) kolu diğer yanda Babalar (Babagan) kolu.

Balım Sultan’ın Hacı Bektaş Veli’ nin ilkelerini ve Bektaşi yolunun temel kurallarını düzenlediği ve bazı reformlar gerçekleştirdiği bilinmektedir. Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda hizmet eden dervişlerin evlenmemesi kuralının Balım Sultan’ın koyduğu söylenmekte ise de ilk mücerred derviş Sersem Ali Baba’nın Balım Sultan’ın ölümünden 36 yıl sonra, 1552 yılında Hacıbektaş’a gelmesi, bu söylentinin doğruluğu hususunda kuşku yaratmaktadır.

Bilgin ve olgun bir kişiliğe sahip olan Balım Sultan 1516 da ölmüş ve Hacıbektaş’da Hazret Avlusunda bulunan özel türbesinde toprağa verilmiştir.Nefesleri Alevi-Bektaşi toplumunun sesini, anlayışını, kavrayışını yansıtmaktadır.

Nefesler hizmet erenlerinin kimliğini, çevresini, dönemin özelliklerini de yansıtmaktadır. Nefesler aracılığı ile Balım Sultanı anlamaya çalışalım. Bir nefese göre Balım Sultan, Abdal Musa ve Kızıl Deli Sultan çağdaştırlar, arkadaştırlar, yoldaştırlar.

Balım Sultan arkadaşı yoldaşı
Kızıl Deli Sultandürür hem eşi
Abdal Musa Sultan dersen ne kişi
Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi

(Nüzhet, 1930: 6)

Kazak Abdal’a ait bir nefese göre Balım Sultan Pir’in ocağını uyaran, Mürsel Baba’nın oğlu, Kızıl Deli Sultan’ın uyandırdığı (yetiştirdiği) kişidir

Kızıl Deli ocağından uyanan
Baştan başa yeşillere boyanan
Varıp pirin eşiğine dayanan
Mürsel Baba oğlu Sultan Balımdır.
Mekan tutmuş Hanbağı’nda bucağın
Bulutlara ağıp tutan sancağın
Uyandırdı pirimizin ocağın
Mürsel Baba oğlu Sultan Balımdır.

Sadettin Nüzhet, Bektaşi Şairleri adlı çalışmasında Balım Sultan ile ilgili olarak Hicri 907 de Pirevinde postnişini olduğunu 922 de vefat ettiğini, şiirlerine rastlamadığını ancak bir dostunda bir nefesini gördüğünü söyler. Bu nefesi Alevi Yol’unun temel ilkelerini dile getirir:

Biz Urum abdallarıyız
Maksudumuz yardır bizim
Geçtik ziynet kabasından
Gencinemiz erdir bizim

Daim kılarız biz zarı
Harceyleriz elde varı
Dost yoluna verdik seri
Münkirimiz hardır bizim

Aşk bülbülüyüz öteriz
Rahı Hakk’a yüz tutarız
Mana gevherin satarız
Müşterimiz vardır bizim

İstivayı gözler gözüm
Seb’ulmesanîdir yüzüm
Enel Hakk’ı söyler sözüm
Miracımız dardır bizim

Haber aldık muhkemattan
Geçmeyiz Zatu sıfattan
Balım nihan söyler Hakk’dan
İrşadımız sırdır bizim

(Nüzhet, 1930: 417)

(Zar: ağlayış, inleyiş; Rah: Yol; Nihan: gizli)

DEYİŞLERİ

1
Menim sevdüceğim Ali’dür Ali
Ali’yi sevenler olubdur veli
Pirimin destünden nûşettim dolu
Ali’yi seversen urma zahmıma

Hakk’ı tınmaz ile itme bazar
Ol münâfık ehl-i imânı bozar
Niyâz kılmayısar yaralar azar
Ali’yi seversen urma zahmıma

Mü’min Müslüm yakın geldükleyin
Pirlerin destünden dolu alduklayın
Vebâl sevab hep anda sorduklayın
Ali’yi seversen urma zahmıma

Mecmuası yaramın bağlıdır bağlı
Gerçek erenlerin ciğeri dağlı
BALIM, Mürsel Baba’nın oğlu
Ali’yi seversen urma zahmıma

Sözcükler
kılmayısar: kılınmazsa
mecmû: cem olmuş, bir araya getirilmiş
urma: vurma

2
Ol mecliste Muhammed’e salavât
Ârif olgıl bu manayı ver imdi
Şeriattir tarikattir marifet
Hakikatten bize haber er imdi

Yahşilerle konuş nâdânlardan kaç
Ma’rifetin varsa hal gevherin saç
Al bu dört kilidi kapıyı aç
Makam içre bize haber er imdi

Şâh-ı Merdân gibi bir ere tapının
Kim idi bekçisi ol dört yapının
Muhammed’e giden ol dört kapının
Mânâsından bize haber er imdi

BALIM çoklar ile sohbet edübdür
Târik-i evliya’ya emek verübdür
Gidin görün ceddim nerde durubdur
Velayetten bize haber er imdi

Sözcükler
olgıl: ol (Eski Türkçede “-gıl” emir ekidir)
nâ-dân: Bilmez

3
El ele tutuşub gidelim kardaş
Muhammed Ali’nin yoludur bu yol
Hamımız göyünüb varalım kardaş
Muhammed Ali’nin yoludur bu yol

Dertliler derdinin bazârıdır bu
Merdâne merdlerin âsârıdır bu
Gaib erenlerin esrârıdır bu
Muhammed Ali’nin yoludur bu yol

Mürşid-i kamilden gûşeyle pendi
Hıfzeyle gönlünde ne odlar yandı
Erenler cem’olub meydane geldi
Muhammed Ali’nin yoludur bu yol

Yakub gibi ağla Kenan bulasın
Sabret Yusuf gibi rindan olasın
Kul edip nefsini sultan olasın
Muhammed Ali’nin yoludur bu yol

Erenler râhına varmak böyledir
BALIM mihrâbına kuldur köledir
Derdiğini erenlere verendir
Muhammed Ali’nin yoludur bu yol

Sözcükler
göyünmek: pişmek
âsâr: eserler
gûş eylemek: dinlemek
pend: öğüt
Ken’an: Filistin
rindan: kalenderler, dünya işlerini hoş görenler
mihrab: umut bağlanan yer

4
Biz urum abdallarıyız
Maksudumuz yardır bizim
Geçtik ziynet Kabâsın dan
Gencînemiz erdir bizim

Dâim kılarız bir zârı
Harceyleriz elden vârı
Dost yoluna verdik seri
Münkîrimiz hârdır bizim

Aşk bülbülüyüz öteriz
Râh-ı Hakka yüz tutarız
Mânâ gerherin satarız
Müşrîdimiz vardır bizim

İstivâyı gözler gözüm
Seb’el mesânîdir yüzüm
Enel- Hakk’ı söyler sözüm
Mirâcımız dârdır bizim

Haber aldık muhkemattan
Geçmeyiz zattan sıfattan
BALIM nihân söyler Haktan
İrşâdımız sırdır bizim

KAYNAK:
1.Ali Celalettin ULUSOY,Pir Dergahından Nefesler
2. PROF. DR. HÜSEYİN BAL, ALEVİ İSLAM YOLU, CEM VAKFI YAYINLARI, 2004, İSTANBUL, SAYFA: 149-157

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir