Virani Baba (Ulu Ozanlar)

Virani 16. yy.’ın sonu ile 17. yy. başlarında yaşayan güçlü bir Hak aşığıdır. Vîrânî Baba’nın nerede ve hangi tarihte doğduğu, nerede ve hangi tarihte vefat ettiği hakkında kaynaklarda bir bilgi bulunmamaktadır.
Abdülbâki Gölpınarlı, Pir Sultan Abdal adlı eserinde Vîrânî Baba’yı, Nesîmî, Hatâyî, Fuzûlî, Kul Himmet, Yemînî ve Pir Sultan Abdal’la birlikte Alevî-Bektâşîler tarafından kabul edilen yedi şair (âşık) arasında saymaktadır.[1]
Eğriboz adasında doğduğu kabul edilmektedir. İyi bir eğitim aldı. Türkçe ve Osmanlıcanın dışında Arapça ve Farsça öğrendi. Hurufiliği benimsemiş bir Bektaşi aşığı olan Virani, Yedi Ulu Ozan’dan birisidir.
Virani Bektaşiliğin ikinci piri Balım Sultan’dan el almıştır. II. Beyazıt zamanında Balkanlar’dan Hacı Bektaş evladı olarak tekkeye getirilmiştir. 16. Yüzyıl ve 17 yüzyılda Balım Sultan Hacı Bektaş Tekkesi Postuna oturduktan sonra Şah İsmail, Balım Sultan, Kalender Abdal Çelebi, Şah Tahmasp Cem Erkanın son halinin oluşturulması ve deyişleriyle hizmetleriyle bu erkanın sürdürülmesi Pir Sultan Abdal, Kul Himmet, Virani eliyle olmuştur.
Sadettin Nüzhet Ergun, ilk yayınladığı Bektâşî Şâirleri adlı eserinde Vîrânî Baba hakkında kısa bir bilgi vermekle yetinmiştir. Ergun, 1944 yılında yayınladığı Bektâşî Şâirleri ve Nefesleri adlı eserinde ise Vîrânî Baba’nın Hacı Bektâş Velî’nin evlâdı olan Balım Sultan’a intisab ettiğinden bahsetmektedir.[2]
Gölpınarlı, Alevî-Bektâşî Nefesleri adlı eserinde, onun 1587-1628 yılları arasında yaşayan Şah Abbas’la görüştüğünü söylemektedir. Gölpınarlı, Bektâşî geleneğinde Vîrânî’nin ölmediği, sırrolduğu şeklinde bir inancın bulunduğunu da nakletmektedir.[3]
Necef Bektâşî Dergâhı’nda üstünde tâcı olan bir sütunun Vîrânî’nin sırrolduğu mekân kabul edilerek ziyaret edildiği de Gölpınarlı’nın bize ulaştırdığı bilgiler arasındadır.
Bir süre Necef-i Eşref de Hz. Ali Türbesi’nde türbedarlık, babalık yapmıştır, (1587-1618) yıllarında İran’da saltanat süren Şah Abbas’la görüşmüştür.
Vîrânî Baba, eserlerinde de görüleceği üzere din ve tasavvuf bilgisi oldukça yüksek bir “gönül eri”dir. Bedri Noyan, Vîrânî Baba’nın Necef Bektâşî Dergâhı’nda postnişinlik yapmış olma ihtimalinden söz etmektedir.[4]
Anadolu’nun birçok yerini ve daha sonra da, Bulgaristan’da Deliorman ve Debruca’yı dolaştı. Necef’ten dönüşünde, Deliorman yöresinde bulunan Demir Baba Tekkesini ziyaret etti Demir Baba’dan icazet aldı. Demir Baba, soy zinciri itibariyle Peygamber’e ulaşır.
Demir Baba Velayetnamesi’nde, Virani’nin Demir Baba ile görüşmesi şöyle anlatılır: Demir Baba’ya, Arap ve Açem dillerini bi­len bir kimse geldiği ve müridleriyle Rumeli’ye geçtiği ve bu kişi­nin adının da Viranı olarak söylendiği bildirilir. Ancak gaflet içinde olduğu ve “Kutupluk” davası güttüğü de ilave edilir. Demir Baba manevi yönden kendisinin daha üstün olduğunu göstermek ister. Demir Baba, o tarihlerde yüz yirmi yaşına ulaşmış ulu bir ihtiyardır.
Virani, onun batın kılıcıyla yenilir, yere geçer. Huzurunda di­van durup, niyaz eder. Demir Baba’dan icazet ister. Ancak, önce Virani’ye nasihatler verir ”kişi böyle sevdalarda olmasa gerek. Kur’an’a uy Sure-i Fatiha’da ne kadar harf olduğunu bilir misin? Onlardan geçmeyen veli olmaz. Bu kadar suhufla (hartle) dört kita­bı yutsa bile. Kapıdan girmeyen, içeride ne olduğunu bilmez. Bilen aşık da, dava kılmaz. Kimse kusuruna kalmaz,..” Bu nasihatten sonra Demir Baba, Virani’ye icazet verir.
Virani, oradan Otman Baba Sultan’ı ziyaret etmek için yola çı­kar. Sabahleyin Karlıova’da Hafız Zade Türbesi’ne gelir. Ancak Virani rahatsızlanır ve öğleden sonra orada hakka yürür. Avlu kapısı önüne gömülür.[5]
Demir Baba Velayetnamesi’nde de söz edildiği üzere, Virani, Arapça, Farsça bilen güçlü bir şairdir. “Virani Baba Divanı” ile ”Virani Baba Risalesi”adlı basılmış eserleri günümüze kadar gelmiştir, Özellikle Hz. Ali’yi öven, On iki İmam’ı dile getiren coşkulu methiyeleri vardır.[6]

Virani Baba ve Divanı
Virani’nin Arapça ve Farsça bildiği de görülmektedir. Şiirlerinde bu durum hemen fark edilir. Özellikle, On İki İmam ve Hz. Ali’yi Öven dizeleri çoğunluktadır. Ozan, Ali sevgisini coşkulu bir şekilde anlatmıştır.
Şiirlerinin toplandığı divanı bugüne ulaşabildi. Virani, Bektaşi düşüncesini işlediği yüzlerce şiirini de aruz vezniyle yazdı. Ancak halk arasında yayılanlar daha çok hece ölçüsüyle yazılanlardır
Viran, sözcüğü viran olmuş anlamına. Yıkık, harap, parçalanmış, üzgün anlamına gelir. Fatma Ana’ya iki zalimin yaptıkları. Muaviye’nin ve Yezit’in Ali ve evladına yapılanlardan üzüntüsünü dile getiren şiirleriyle her gün Kerbela’yı yaşayan bir ruh halindedir. Kerbela’da kıyıma uğrayan Hz. Hüseyin’e uygulanan zalimce davranışlara ve kıyımlara karşı duymuş olduğu acı ve keder yüzünden, özünde büyük bir yıkım ve elem duyduğunu yansıtmak amacıyla bu mahlası almıştır.
M. Hâlid Bayrı, arûz vezni ile üçyüz kadar şiir söylemiş olan Vîrânî’nin tahsil görmüş birisi olduğundan bahsetmektedir. İlm-i Câvidân’da yüz civarında âyeti ve otuz civarında hadîsi anlamları ile birlikte zikredebilen ve açıklayabilen Vîrânî’nin iyi bir Kur’an ve hadîs bilgisine sahip olduğu anlaşılmaktır.

DEYİŞLERİ
1
Şaha doğru giden bir kervan gördüm
Şahım beni katarına almıyor
Yalvardım yakardım darına durdum
Yalvaranın kusuruna kalmıyor
Yalvaralım bizi katara ala
Korkunçlu bellerde yardımcı ola
Metahının nargı gelmiyor dile
Peşin ister veresiye olmuyor
Bezirgan yol tutmuş malı damgalı
Yuzbin harici gelse ayıramaz onu
Bezirgan başımdır mürşitim Ali
Mekan ister viraneye konmuyor
VİRANİ’m dahildir ol bezirgana
Canım kurban icindeki canlara
Hakkın ınayeti katara uyana
Oda her kuluna nasip olmuyor

2
Elif´i Mim´den aldık Sırrı Kur-an´ı
Mim´i sır eyledik sırdan içeri
İki nokta üç huruf geldi Be ile
Be´yi sır eyledik sırdan içeri
Haydar ın zatına demişiz belli
Göster bana pirim desti demanı
Küfür deryasından bulduk imanı
Hak dedik küfüre dinden içeri
Otuzüç huruftur hatmin tamamı
Bir Elif Mim ile buldu bu aynı
Yetmiş üç den aldık Saki ile Canı
Cana aşık olduk candan içeri
Güruh-u Naci´den bir bacı geldi
Kırkların dolusun eline aldı
Cümlesi o bacıya hep secde kıldı
Şah dedik bacıya Şah´tan içeri
Bacının ismine Fatıma dediler
Yeri göğü ondan mevcut buldular
Selman bir üzüm getirdi engür ezdiler
Gark olduk engüre nurdan içeri
VİRANİ sözünü arife söyle
Yükseği neylersin engini boyla
Arif olda dost bağını sır eyle
Güle aşık olduk gülden içeri[7]

3

Yedi derya sohbetini, bahrı umman anlamaz,
İlmi ledün manasıdır, ahmak olan anlamaz.
Küntü kenzden ders okursun, cahil ondan ne anlar,
Gözü kör, kulağı sağır, bibeserler anlamaz.
Men aref ilmine eren, aşık-ı suzan olur,
Hevt nefsini katleyleyen, meydanda merdan olur,
Hırs ile şehvete uyan, nefsine kurban olur,
Yedi tamu şiddetidir, kemrah olan anlamaz.
İki cihan rahnamesi, Haydar-ı kerrar olan,
Çıkıp miraç kapısında, haykırıp aslan olan,
Sitretül müntehada, Mustafa’ya yar olan,
Naciyanı naz makamı, binde bir can anlamaz.
İlmü ledün okuyanlar, aynen yoldaş olur,
Ehedi Ahmet, fatihada baş olur,
Pa ile ça, ka ile za anlayan sırdaş olur,
İlmi ledün manasıdır, ehli inkar anlamaz.
Men aref ilmine ermeyen, şum ağmakı fıkıh,
Pir dergahına niyaz et, yakın bulasın hakkı,
Ey VİRANİ dört kitaptan, Ali’nin metin oku,
Ehli Beyti Hanedanı, Şimir Mervan anlamaz

4
Okuduğum mektepte vardım bir ere
Bir elif okudum çok hesap çıktı
Bir elif üç nokta geldi dilime
Ezber ettim ondan dört kitap çıktı
Mürşidi kamilden dinledim kandım
Men arif sırrına erdim uyandım
Bu fani dünyayı bir kapı sandım
Meğer değilmiş çar babı çıktı
Bir nurdan halk etti bizleri mabut
On iki tarikat bizlerde mevcut
VİRANİ ispat eyledi vücut
Haydar kapısından cevabım çıktı

5

Kudret kandilinde parlayıp duran,
Muhammet Alinin nurudur vallah.
Zuhur edip küffar askerin kıran,
Elinde zülfikar Alidir billah.
Elinde zülfikar, altında düldül,
Önünde Kamberi dilleri bülbül,
Hazreti Fatima cennette bir gül,
Ona sırrın dedi Hak Habibullah.
Zuhur etti imam Hasan, Hüseyin,
Onların nurundan ziyalandı din,
Kırk pare bölündü Zeynel Abidin,
Tutarız yasını hasbeten Lillah.
Muhammed Bakır’la Cafer-i Sadık,
Şahım Musa Kazım, hem Rıza dedik,
Tarikat adabiyle cismimiz yuduk,
Hak dedi: Müminin kalbi Beytullah.
Taki, Naki imamların civanı,
Hasan-ül Askeri cismim sultanı,
Elinde hücceti, Mehdi devranı,
Vakit tamam oldu gönderir Allah.
VİRANİ’yem niyazım var üstada,
Elinde zülfikar hem ehli gaza,
Bin bir dondan baş gösterdi Mürteza,
Biz bir bildik, dedik: Allah eyvallah

6

Gel dilber ağlatma beni Şah-ı Merdan aşkına
Dü cihanın rahnamesi Şir-i Yezdan aşkına
Şahım Hasan Pir Hüseyin Kerbela meydan için
Lütfedip bağışla cürmüm Ali sübhan aşkına
İmam Zeynel Abidin’in abına yundun ise
Arayıp kendi Özünde Bakırı buldun ise
Ceddin Evlad-ı Muhammet Cafer’i bildin ise
Rahma gel ol Şah-ı Merdan Ali imran aşkına
İmam Musa’yı Kazım’dır Ehl-i Beytin serveri
Cani aşkı nuş edenler müpteladır ekseri
Şahı Şehidi Horasan İmam Rıza’dan beri
Müptelayı merhamet kıl Kalb-i viran aşkına
Şah Taki ba Naki’nin bağlandım ben rahına
Sulihane ver Salavat Ehl-i Beyt ervahına
Gafil olma yok vefası dü cihan hublarına
Gel feragat eyle gönül kamil insan aşkına
Ey VİRANİ çıkma yoldan doğru Raha gel beri
Muhabbet şevkat senindir Ey Hasan-Ül Askeri
Evliyalar serfirazi Hacı Bektaş-ı Veli
Sen ganisin ver muradım Mehdi devran aşkına

7

Hamdülillâh biz Muhammed’den okuduk defteri
Nokta nokta harf-be-harf bildik rumûzu Hayder-i
Şah Hasan Şâhım Hüseyn-i Kerbelâ meydânının
Merdiyim sevdim gönülden Âbidîn ü Bâkır’ı
Uymazam hergiz Yezîd’in kavline vü fi’line
Mezhebim Hak’tır hakîkat Ca’ferî’yim Ca’ferî
Ben İmâm-ı Kâzım’ın râhında kurbân olmuşam
Şâh Alî Mûsâ Rıza destinden içtim Kevser’i
Hem Muhammed’dir Takî tâcım serimde âşkâr
Gün gibi verdi ziyâ zâhir oluptur enverî
İlm-i vahdet câvidânı bil Nakî’dir vâizâ
Bir nazar kıl vechim üzre hatt-ı Şâh-ı Askerî
Mehdi-i sâhib-zamandır asl ü fer ü mü’minân
Huccetü’l-Kayyum O’dur olduk biz anın çâkeri
Dünye vü ukbâdan el çekmiş ferâgat kılmışız
Ne hesâbı ne azâbı ola yevm-ı mehşeri
Hâk-pây-i Haydar’ım ismim VİRANİ’dir benim
Olmuşam bin cân ile uş Kanber’inin Kanber’i

8

Mustafâ’dan dinle ey ârif benim evrâdımı
Gel beri gör Murtazâ’dan dem-be-dem feryâdımı
Tâ ezelden hubb-ı Haydar ördüler bünyâdımı
Sevmişim cân u gönülden ben İmâm-ı Kâzım’ı
Şah Hasan Hulk-ı Rızâ’dan zâhir oldu her sıfât
Hem Hüseyn-i Kerbelâ’dan keşf olur envâr-ı zât
Nesl-i Şâh’ı sevdi her kim buldu memâtta hayât
Sevmişim cân u gönülden ben İmâm-ı Kâzım’ı
Şah Alî Zeyne’l-Abâ’dır cânımız cânânımız
Hem Muhammed Bâkır u Ca’fer’durur bürhânımız
Âl ü evlâdına tâ bin candan kurbânımız
Sevmişim cân u gönülden ben İmâm-ı Kâzım’ı
Şah Alî Mûsâ Rızâ’dır kıblegâh-ı mü’minân
Şah Takî vü bâ-Nakî zikrim dilimde her zamân
Bunların dostluğuna var oldu hep cümle cihân
Sevmişim cân u gönülden ben İmâm-ı Kâzım’ı
Bu VİRANİ derd-mendim medh-i Şâh’i söylerim
Askerî hem Mehdi-i Peşt ü Penâh’ı söylerim
Gayriden el çekmişim ol Pâdişâh’ı söylerim
Sevmişim cân u gönülden ben İmâm-ı Kâzım’ı
9
Ey gönül âşık gel dem-be-dem Dîdâr’a bak
Terk-i ağyâr eyle herdem aç gözün ol yâra bak
Kurretü’l-aynım buyurdu ol Resûl-i Kibriyâ
Şebber ü şübber buyurdu Hayder-i Kerrâr’a bak
Bâkır u Ca’fer İmâm’ı Kâzım’a ver cânını
Şah Alî Mûsâ Rızâ ol sâhib-i esrâra bak
Hâdi-i ehl-i tarikattır Takî vü bâ-Nakî
Sâhib-i erkân isen inkârı ko ikrâra bak
Askerî’ye Askerî dersen muhakkak ey kabâ
Bülbül ol zâg olma herdem hârı ko gülzâra bak
Mehdi-i Sâhib-Zamân’ın derdmendi sen şehâ
Derdine gam çekme herdem erişen timâra bak
Ey VİRANİ zâhirin vîrân eden Âl-i Alî
Bâtının ma’mûr eden anlardurur mi’mâra bak

10

Hudâ vü Mustafâ’nın bendesiyem
Gulâmım, Murtazâ’nın bendesiyem
Hasan’dır hüsn içinde ferd-i yektâ
Cemâl-i Kibriyâ’nın bendesiyem
Ezelden abdiyem ben Şâh Hüseyn’in
Şehîd-i Kerbelâ’nın bendesiyem
Gulâm-ı âl u evlâdım gümânsız
Alî Zeyne’l-Abâ’nın bendesiyem
Muhammed Bâkır’ın yolunda cânım
Fedâdır hânedânın bendesiyem
Tarik-i Ca’fer’i bâtıl bilenler
Gel ey münkir ben ânın bendesiyem
İmâm-ı Kâzım’ın cân u dilden
Muhibbiyem o hânın bendesiyem
Yedi yer gök yedi Mushaf hakkıçün
Alî Musâ Rızâ’nın bendesiyem
Takî’dir dü cihânın âfitâbı
Ben ol Nûr-ı Bekâ’nın bendesiyem
Hakîrem sâilem bâb-ı Nakî’de
Bil ol Sâhib-Atâ’nın bendesiyem
İmâm-ı Askerîdir sırr-ı Hayder
Bu Hayy-i Câvidân’ın bendesiyem
Dahî evvel dahî âhırda Mehdî
Zuhûr eden Hudâ’nın bendesiyem
VİRANİ’ yem dilimde evvel âhır
Hudâ birdir ki anın bendesiyem

11

Zâhidâ bu dünyada bir köhne şalım var benim
Fahr içinde baş açık Sultan Balım var benim
Bâb-ı tâk-ı tumturakı neyleyim alemde ben
Fariğim fahrım ferâğım böyle halim var benim
Mülk-ü emvâli n’idem dünyada bir ân içnü
Şükr Hakk’a Âl-i Ahmed gibi âl’im var benim
Mülk ü mansıb cây-ı kesret Râh-ı Hak’dan dûr eder
Geçtik andan Haydar-ı Kerrâr gibi şahım var benim
Men VİRANİ dervişem didare müştak olmuşam
Dünyada ancak bu denli sultanım var benim

12
Dilinde canan olubdur
Sücudum sacidim insan olubdur
Vücudum şehrine Şahı-muhakkak
Bilin ki fazl-ı Hak Yezdan olubdur

Gönül didara karşı ol sebebden
Ayrılmaz Vallahi hayran olubdur
Virani dervişe lütfetti Haydar
Erişti üçlere Selman olubdur.

13
İstemem alemde gayrı meyvayı
Tadına doyulmaz balımdır Ali
İstemem eşyayı verseler dahi
Kokmazam sünbülü gülümdür Ali

Ali’mdir kadehim Ali’mdir şişe
Ali’m sahralarda morlu menekşe
Ali’m dolu yedi iklim dört köşe
Ali’m saki Kevser dolumdur Ali

Ali vahid şah-ı Resul kibriya
İmam Hasan Hüseyn Şah-ı Kerbela
İmam Zeynel-Aba ol sahib-liva
Büküldü kametim dalımdır Ali

Muhamrned Bakır’dır tendeki canım
Ca’ferüs -Sadık’tır dinim imanım
Musa-i Kazım’dır derde dermanım
Varlığım kalmadı malımdır Ali

Aliyyür -Rıza’dır Şah-ı Horasan
Taki ile Naki gösterdi burhan
Hasanül-Askeri mah-ı dırahşan
Yokladım talihim falımdır Ali

Muhamrned Mehdi’dir sahibüz-zaman
Oniki İmam’a kul oldum heman
Ma’sum-ı pakandır envar -ı cihan
Esrar-ı Huda’ya alemdir Ali

Virani’yem düştüm şimdi derdine
Vücudum gark oldu çile bendine
Gönül sormaz oldu kendi kendine
Söyler dehanımda dilimdir Ali

14
Nedir Ey Gaziler Benim Yandığım
Haldan Bilmez Yar Elinden Dertliyim
Bu Aşkın Ateşi Yaktı Sinemi
Pervaneyim Nar Elinden Dertliyim

Gafletten Uyandım Gözümü Açtım
Aşkın Küresinde Kaynadım Piştim
Yavru Şahan Gibi Tuzağa Düştüm
Kurtulamam Tor Elinden Dertliyim

Binbir Niyaz Ettin Eğledin Beni
Bir Kadım İkrara Bağladın Beni
Gül Diye Tikene Dağladın Beni
Kokulatmaz Har Elinden Dertliyim

Çıktım Şu Âlemi Seyran Etmeye
İkrar Verdim Bu İkrarı Gütmeye
İndim Bedest Ana Pazar Etmeye
Şenliği Yok Şar Elinden Dertliyim

Virani’yem Çekem Yarın Kahrını
Ver Doldur İçeyim Aşkın Zehrini
Muhabbete Saldık Gönül Bahrını
Geçti Zaman Zar Elinden Dertliyim
15
Lamekan ilinden geldim cihana
Arar iken ehl-i cana eriştim
Elden ele kabdan kaba süzüldüm
Katarlandım doğru raha eriştim

Bir gerçeğin eleğinden elendim
Beli dedim belisine belendim
Arşı kürşü yaratandan dilendim
Âdem olup erkanına eriştim.

İhlâs kemendini aldım elime
Marifette bir yol geçti önüme
Hakikatte su bağlandı gölüme
Katre idim bir ummana eriştim

Yolcu oldum cenan bula göz aldım
Üstaz olup gerçeklerden söz aldım
Hey gaziler geç eriştim tez aldım
Canım arz ettiği cana eriştim

Virani sözleri gevherleri Piri
Dost elinden içtim Ab-ı Kevser
Evliya enbiya Hakk’ın mürseli
Yüz sürüben Şah_ı Merdan’a eriştim

16
Bir ulu şehirde tellallığım var
Ben tellalım pazarbaşım Ali’dir
Eksik alsam artık satsam gene kar.
Ben tellalım pazarbaşım Ali’dir

Mezada vermişim küll-i varımı
Tellala çıkardım şirin canımı
Lal ü mercan ile cevher kanımı
Ben tellalım pazarbaşım Ali’dir.

Bir rıza malıdır alıp sattığım
Üçler, Beşler, Kırklar Pazar ettiğim
İmam-ı Cafer’den dükkân tuttuğum
Ben tellalım pazarbaşım Ali’dir

Ledün ilmi derler şehrin adına
Doyamadım lezzetine tadına
Metaımı koydum aşkın badına
Ben tellalım pazarbaşım Ali’dir

Virani’yim her dem Hakk’ pazarım
Tellal oldum şu âlemde gezerim
Kudretten dükkânım kendim pazarım
Ben tellalım pazarbaşım Ali’dir

16
Korkma kulum sırat mizan başında
Orda Hak Muhammed Ali’m var benim
Hasan, Hüseyin’in yasın çekerim
Zindanlar bekçisi, Zeynel var benim

Muhammed Bakır’a kul oldum kaldım
Cafer’i Sadık’ın ilminden aldım
Küfür deryasında imanı buldum
Küfrü iman eder Velim benim

Kazım, Musa, Rıza, Taki, Askeri
Mehdi’nin önüne koymuşum seri
On’iki İmam Virani’nin ezberi
Anları vird eder dilim var benim

17
Hakikat ilminde bir nokta buldum
Ümm-ü l kitao ol noktada gizlidir
Hecesin okudum zatına erdim
Sırr-ı Süphan ol noktadan gizlidir

Yedi huru, yedi Mushaf, Yedi de ayet
Ma’nası küncünden gösterir surat
Yedi kat yer, yedi kat gök harfi sahavet
Mah-ı taban ol noktada gizlidir

Ol noktada zuhur oldu salavat
Salavat verenler bulur şefaat
Esrar-ı Ali’dir mezhar-ı Muhammet
Arş’ül Rahman ol noktada gizlidir

Virani der ol nokta bizzat Ali’dir
Melekler Şah-ı nücumlar mahıdır
Ol nokta On iki İmamlar rahıdır
Pirim Ali ol noktada gizlidir

18

Dar üzere meydan oldum
Dünya yüzü efganıyım
Bir anda da tebdil oldum
Tuba-yı can kurbanıyım

Bu bir sırr-ı esrar oldu
Hizmetimiz necad oldu
İşte hanem elif oldu
Hey Hayder’in mekanıyım

Mekanım Bağdat’ı diyar
Canın cananını iskar
Cüda kılma yârimdir yar
Men bu yârin gülzarıyım

Sabredip kararın atma
Nunun vasfını unutma
Dostum beni guşemat etme
Elif dalın kef-unuyum

Virani kırklara geldim
Serimi terceman kıldım
Bu bazarda Hayder-i gördüm
Heyheycinin Kuran’ıyım

19

Ali sensin, benim canıma canan
Ali sensin benim derdime derman

Ali sensin benim hak-i vücudum
Ali sensin benim cismimde sultan

Ali sensin benim zikrimde fikrim
Ali sensin benim dilimde destan

Ali sensin benim dilde beyanım
Ali sensin benim nutkumda bürhan

Ali sensin Virani dertmendim
Gözünde nur hem fahrinde erkân

20
Her kim erdi pirlere ol nurdur
Dört kitap onun yüzünde mesturdur

Hoş sekiz cennet yüzüne intizar
Hüsnü hulkun onlara meşhurdur

Kim ki vermez Ali evladına özün
Balı yoktur, bir kuru zemburdur

Maksuda ermiyesin, varsın avcı
Bu sıfattan akıbet ol durur

Ey Virani kıl tevella daima
Hanedandan çün sana desturdur.

21

Hakkı bunda görmiyen ama durur
Her kim gördü zübdei ala durur

Gafil olma gözün aç ey ehli dil
Hattı zatın ellemel Esma durur
Men arafe nefsini fehmeyle var
Ol ki bildi vâkıfı Mevla durur

İşte her kim bilmedi bu hikmeti
Cahili la şeydir ol Rüsva durur

Ey Virani zilifin kaşın kirpiğin
Arşu Rahman Leylatül esra durur

22

Ali’dir nokta-i evvel hidayet
Ali’dir ahir-i nuru velayet

Ali’dir her dü alemde zat-ı mutlak
Ali’dir hikmeti kudret keramet

Ali’dir suret-i Rahman Ali’dir
Ali’dir Şafi-i Ruz-i kıyamet

Ali’dir fail-i muhtar Ali’dir
Ali’yi sevmezsin canına lanet

Ali’dir ey Virani tende canım
Kim anı sevmedi lanet bigayet

23

İstemem âlemde gayrı meyvayı
Tadına doyulmaz balımdır Ali
İstemem eşyayı verseler dahi
Kokmazam sümbülü gülümdür Ali

Ali’mdir kadehim Ali’mdir şişe
Ali’m sahralarda morlu menekşe
Ali’m dolu yedi iklim dört köşe
Ali’m saki kevser dolumdur Ali

Ali vahid şah-ı Resul Kibriya
İmam Hasan Hüseyin Şah-ı Kerbela
İmam Zeynel- Aba pl sahib-liva
Büküldü kametim dalımdır Ali

Muhammed Bakır’dır tendeki canım
Ca’ferüs-Sadık’tır dinim imanım
Musa-i Kazım’dır derde dermanım
Varlığım kalmadı malımdır Ali

Aliyyür- Rıza’dır Şah-ı Horasan
Taki ile Naki gösterdi burhan
Hasanül-Askeri mah-ı dırahşan
Yokladım talihim falımdır Ali

Muhammed Mehdi’dir sahibüz-zaman
Oniki İmam’a kul oldum heman
Ma’sum-ı pakandır envar-ı cihan
Esrar- Huda’ya alemdir Ali

Virani’yem düştüm şimdi derdine
Vücudum gark oldu çile bendime
Gönül sormaz oldu kendi kendine
Söyler dehanımda dilimdir Ali

24

Edepsiz âdemin olmaz imanı
İçinde dopdolu şek ve gümanı

Hayâsız olanın yanına varma
Kulak tut da işit iş bu beyanı

Amelsiz iş alim bil alim olmaz
Ona lanet edin yoktur ziyanı

Odur Şeytan ona lanet hemişe
Kimin kim davası var bi makamı

Virani’yem Şah’a gerçek gulamım
Urunmuştur benim ismim Virani

AÇIKLAMALAR

bab-ı tak-ı tumturak: ihtişamlı,şan şeref kapısı
ferağ: vazgeçme
Âl-i Ahmed: Peygamber evladı
cây-ı kasret: bolluğun bereketin olduğu yer
Râh-ı Hak: Hak yolu, doğru yol

Kaynakça:

1. Anadolu İnançları Anadolu Mitolojisi İnanç Söylence Bağlantısı İsmet Zeki Eyyüboğlu Geçit Yay.1989
2. Alevi-Bektaşi Edebiyatı İsmet Zeki Eyüboğlu Der Yay.1991
3. Bektaşilik ve Bektaşi Dergahları Şevki Koca Cem Vakfı yay. 2005
4. Demir Baba Vilayetnamesi Bedri Noyan Can yay. İstanbul 1976
5. Alevi ve Bektaşi İnançlarının İslam Öncesi Temelleri Ahmet Yaşar Ocak İletişim Yay 3. Baskı 2002
6. Dede Korkut ve Ahmet Yesevi’den Günümüze Uzanan Ünlü alevi Ozanları Mehmet Şimşek can yay. 1995
7. Yedi Ulular A. Celalettin Ulusoy Ajans Türk matbası
8. Virani Divanı ve Risalesi Ali Adil Vaktidolu Can yay.1998
9. Yedi Ulu Ozanlardan Virani Süleyman Zaman makalesi
10.

Dipnotlar:

[1] Abdülbâki Gölpınarlı, Pir Sultan Abdal
[2] Sadettin Nüzhet Ergun, ilk yayınladığı Bektâşî Şâirleri adlı eserinde
[3] Gölpınarlı, Alevî-Bektâşî Nefesleri adlı eserinde
[4] Bedri Noyan Demir Baba Velayetnamesi’nde
[5]Dede Korkut ve Ahmet Yesevi’den Günümüze Uzanan Ünlü Alevi Ozanlar Mehmet Şimşek Can Yayınları 1995
[6] Bedri Noyan Demir Baba Velayetnamesi’nden
[7] Hüseyin & Ali Rıza ALBAYRAK- Böyle Buyurdu Aşık (ALBÜM)- Elif Mim

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir