Hünkâr Hacı Bektaş-i Veli ve Hacı Kureş (Seyyid Mahmut Hayrani) arasında Mürşit Kimdir?

Sizsiniz tüm ikram ve cömertliklerin sahibi
Çünkü sizin dedeniz büyük resuldü
Sizsiniz kavmin en değerli bineklere binenleri
Çünkü anneniz o tertemiz Betül’dü
Kur’an gerçekten de size indi

Bu ne büyük bir övünç ve şerefti
Siz kavmin en övgüye layıklarıydınız bilindi
Çünkü dedeniz Cebrail’le görüşmek şerefine erişti
Ey defnedilenlerin en hayırlısı
Senin defnedilmenle toprak güzelliklere belendi
Canım feda olsun bu kabrin sahibine
O kabirde cömertlik var, avf var isteyene

Kureyşan İcazetnamesinden

Rivayetler olunur ki;

“Seyyid Mahmut Hayrani bir arslanın sırtına binmiş elline de yılandan bir kamçı almış Sulucakarahöyük `e[1], Hünkâr Hacı Bektaş `ın yanına varmış…
Hacı Bektaş Veli bakmış ki karşısında, altında Arslan, elinde ejderha, Seyit Mahmut Hayrani geliyor.
O da duvara binmiş ve yürü demiş duvara. Duvar yürümeye başlamış. Marifet, cansızı yürütmektir, canlıyı değil` deyince, Seyit Mahmut Hayrani, Hünkârı takdir ederek özür dilemiş.”
”Ne erler halk etti cenab ı bari
Kimi şirre bindi gem etti marı
Velakin yürütmek cansız duvarı
Hace Bektaş Veli hünkâra mahsus”

Ocakların Sembolik Olmuş Kerametleri

Dostlar keramet olayı bazı yazar arkadaşlar tarafından bilinçsizce basitleştiriliyor ve anlamsızlaştırılıyor. Oysaki bu bizim felsefede kutsal bir kavramdır. Asırlardır süregelen bu ilahi olaylar günümüzde bizlere çok ipuçları veriyor. Birbirine benzer fakat başka zatların başından geçen bu olaylar bize bazı sırlar veriyor. Bu sır bu erenlerin arasındaki bağlılığı ilişkilerinin de ispatıdır.
Erenlerin farklı yerlerde gösterdikleri kerametlerin benzerlikleri O’ zatların aynı kişiler olduğunu da kanıtlayabiliyor. Ana konusu bozulmadan, destan şeklinde günümüze kadar anlatılmış bu olaylar asırlardır dimağımızda duran gerçek tarihimizin anılar bütünüdür. O anlatımların içinde çok sırlar gizlenmiştir.
Ocakların sembolik olmuş kerametleri:
Hacı Bektaş-i Veli’nin Su, Helva, Duvar’dır. Baba Mansur un Duvar’dır.
Munzur Baba’nın Helva’dır. Kureyş ‘in Ateş’tir. Abdal Musa’nın Ateş’tir.
Seyit Mahmut Hayrani’nin (Hacı Kureyş) Aslan ve Yılan’dır. Karaca Ahmet in Aslan ve Yılan’dır.
Ağuçan ( Ağu İçen, Karadonlu Can Baba) in Zehir’dir. Sarı Saltuk’un Tabut’tur.

Saltuknameden örnek:

Acem[2] ‘de bir kişi vardı. Adına Karaca Ahmet derlerdi. Gürbüz bir kişi idi. Duydu ki: Bektaş Rum’a gelmiş. ‘Gidip görelim nasıl bir er imiş’ dedi. Bir aslana binip yılanı da kamçı yapıp eline aldı. Dervişlerini yanına katıp yürüdü.
Bektaş duydu ki; Ahmet bir aslana binmiş geliyor. Tekkesinin bir duvarını yarıp, o duvara bindi. Ahmet’e karşı yürüdü. Ahmet bu durumu görünce, Bektaş’a hayran kaldı. Bu Karaca Ahmet ki, tüm cinlere hüküm ederdi. Çünkü Sultan Süleyman’ın seccadesinde oturuyordu. Bütün cinler onu severdi.
Bektaş ise Hz. İbrahim in seccadesinde oturuyordu melekler ona bağlıydı. Karaca Ahmet hatasını anlayıp aslandan indi, yılanı da yere attı. Bektaş’ın elini öptü. Bektaş da onun gözlerini öptü. Ahmet bir kaç gün misafir kaldıktan sonra izin alıp gitti.
Karaca Ahmet Sultan’ın Türkistan’dan Anadolu’ya gelen Alp erenlerden olduğunu XIII – XIV. Yüzyıllarda yaşadığını kaynaklar belirtmektedir. O yıllarda Anadolu’ya yerleşmiş olan Hünkar Hacı Bektaş Veli ile buluştuğu O’nun yakınları olan; Abdal Musa Sultan, Geyikli Baba, Barak Baba, Karadonlu Can Baba, Kızıl Deli Sultan, Sarı Saltuk Sultan, Kolu Açık Hacim Sultan, Taptuk Emre gibi birçok Anadolu ereni ile tanıştığı, birlikte Cem ettiği Anadolu’yu irşat etmek içinde yapılan görev bölümüne katıldığı anlaşılmaktadır.
Karaca Ahmet Sultan’ın Hacı Bektaş Veli’nin yanında dervişlik hizmeti yaptığı, O’nun tarafından yetiştirildiği Alevilikte 12 Hizmetten biri olan “Gözcü” lük görevinin bizzat Pir Hacı Bektaş Veli tarafından verildiği o günden beri kendisinin “Gözcü Karaca Ahmet Sultan”diye anıldığını, bugün Alevi cemlerindeki “Gözcülük hizmetinin hala O’nun ismi ile yapıldığını kaydetmektedir.
Hacı Bektaş Veli Vilayetnamesinda Hacı Bektaş Veli’nin Karaca Ahmet Sultan’a ; “Karaca’m, Karaca’m… bir yerde mekanın olsun, kırk yerde çerağın yansın…!” dediği yazılıdır. Buradan anlaşılan; O’nun bir yerde yerleşip oturması ama sayısız yerde çerağının yanması çevresini aydınlatması, çevresindeki insanları irşat etmesidir. Karaca Ahmet Sultan’ın Anadolu’da yedi yerde mekânının olduğu yani yatırının olduğunu da tarihi ile ilgili yazılanlardan öğreniyoruz. Bunlar; Manisa, Aydın, Afyon, Sivrihisar ve İstanbul’dur. Manisa’daki; Akhisar/ Karaköy’de,.Eşme’deki, Karaca Ahmet Köyü’nde, ayrıca Manisa/ Horoz Köyü’nde dir. Ayrıca Eşme’deki Karaca Ahmet Köyü’nde annesi Sultan Ana’nında mezarı olduğu biliniyor. Karaca Ahmet Sultan’ın adı Manisa ve Afyonkarahisar’ın fetihlerinde de geçiyor.
Şimdi her canın ve Dedenin bildiği Seyit Mahmut Hayrani ve Hacı Bektaşi Veli arasındaki keramet gösterme olayını okuyalım:

Velayetname’den ve Saltukname’den ;

Akyanos ( Akşehir ) da Seyyit Mahmut Hayrani (Gazi Kureyş, Hacı Kureyş) adında biri vardı. Aslanın üzerine binerek kamçı olarak da eline yılanı alarak yanında 300 dervişiyle Hacı Bektaş’ı ziyarete gelir. Haberi alan Hacı Bektaş ‘’Erenler canlıya binmiş gelir bizde cansıza binelim’’ der.
Kızılca halvet yakının da, bir kayaya biner Hu! Deyip kayayı yürütür. Seyit Mahmut Hayrani’yi karşılamaya gider. Bunu görünce Seyit Mahmut Hayrani aslandan iner hünkârla görüşürler elini öper. Diğer dervişlerde görüşürler tekkeye (dergâh) a toplanırlar bağdaş kurup cem olurlar, bir hafta sürer bu cem.

Kerametlerin Benzerliklerinin Sebebi

Kerametleri okuduğumuzda aradaki fark sadece isim değişikliğidir. Bazı yerlerde Hünkâr Hacı Bektaş ile Karaca Ahmet Sultan bazı yerlerde Seyit Mahmut Hayrani arasında geçtiği söylenen bu olay bize buradaki meselenin Mürşit Pir Rehber(Rayber) arasındaki ilişkiyi netleştirmek için gösterilmiş kerametler olduğu gerçeğidir.

Mürşit Pir Rehber sıralamasını yaparsak;
Mürşit = Hacı Bektaşi Veli
Pir = Abdal Musa Sultan, Kızıldeli Sultan, Kolu Açık Hacım Sultan, Geyikli Baba, Karadonlu Can Baba( Avuçan), Karaca Ahmet Sultan Güvenç Abdal ve Seyit Mahmut Hayrani (Hacı Kureyş) olduğu gerçeğine ulaşırız.

Seyyit Kureyş’in ve Düzgün Baba’nın Kerameti

Selçuklu Padişahı Alâeddin Keykubat (1192-1237 ) sefere çıkar Bağayen Kalesine varır, bu kalenin komutanı ‘’ Nehrin karşı yakasında bulunan köyde bir Seyyit vardır Kureyş adında halk arasında bu adamın kerameti vardır deniliyor, bana göre bu zat bir büyücüdür’’ der şikâyette bulunur padişaha, Alâeddin Keykubat Seyit Kureyş’le görüşmek ister:
Büyüden hoşlanmayan ve Seyitlere son derece saygılı olan Padişah, askerlerini gönderir. Kureyşi getirtir. Padişahın huzuruna çıkarırlar ve Padişah ‘büyücülükle uğraşıyormuşsun?’ der ve bir şeyler göstermesini ister Kureyş Padişahın isteğini reddeder. Ve ‘kerametimiz ceddimizin himmeti, yüce Allah’ın inayetiyle gerçekleşmektedir’ der.
Padişah da: ‘’madem kerametin varsa fırına gir de ispatla’ ’der. Askerler fırına odun atarak kızgın ateş halini aldıktan sonra padişah emir verir. Kureyşi fırına atmaları için, Kureyş padişahın en yakını olan naip’in bileğinden yakalayıp beraber fırına sürükler,
Aradan belli bir süre sonra fırının kapısını açarlar ve hayrete düşerler. İkisi de yaşıyordur ve naip buz tutmuştur, askerler beyaz beyaz diye bağırırlar bir süre sonra padişah Kureyşe sorar bu olayı nasıl yaptığını?
Seyit Kureyş ‘adamına sor’ der, naip kendine geldikten sonra anlatır olayı ‘’padişahım biz fırına girince bir kaç saniye içinde eririz zannettim, o kadar sıcaktı ki fırının içi, birden gaipten bir kuş peyda oldu ve her kanat çırpmasıyla fırının içi serinliyordu sonra üşüdüğümü donmak üzere olduğumu hissettim ondan sonrasını hatırlamıyorum’’
Alâeddin Keykubat Palu bölgesini Kureyşe vermek ister. Ondan özür diler. Kureyş bunu kabul etmez. ‘Maddiyatta gözümüz yoktur’ der ve reddeder. Padişah bölgeden ayrılmadan naip artık padişahtan ayrılmak Kureyşin hizmetine girmek ister, padişah naibin isteğini kabul eder ve bölgeden ayrılır.
Elvan Çelebi’nin seyahatnamesinde orası şöyle tarif edilir: ‘Palu Kalesinde bağayen namında irem bağı gibi bir köy vardır meşhur bir gezinti yeridir. Palu beylerin hassıdır.’ Çellağaş köyü, Palu bu günkü Elazığ Karakoçan bölgeleridir ve bölgedekilere Palolular denir halen.

Düzgün Baba’nın Kerameti
Kışın şubat ayında keçilerinin besili olduğunu fark eden Kureyş ‘’acaba benim oğlan kışın ortasında bu hayvanlara ne yediriyor ki, hayvanlar bu kadar güzel besleniyorlar’’ diye merak eder bir gün gizlice oğlunu takip eder ve hayvanların bulunduğu yere gider.
Birde bakar ki oğlu elinde ki çubuğu ile hangi ağaca vuruyorsa, ağaç yeşeriyor ve keçilerde bundan besleniyor. Kureyş durumu gördükten sonra gitmek ister. O anda arka arkaya hapşıran keçiye oğlu ‘’ne oldu babam Kureyşimi gördün de böyle yapıyorsun’ der. O anda babasını hisseder, arkasını döndüğünde babasını görür ve utancından dağa doğru kaçar.
Belli bir zaman süre sonra Kureyş müritlerinden bir kaçını gönderir oğlunun durumunu öğrenmek için. Müritler Kureyş’in oğluna varırlar hal durumunun iyi düzgün olduğunu görürler Döndüklerinde bunu aynı şekilde söylerler ve zamanla ismi Haydar olan bu Seyit artık DÜZGÜN BABA diye hitap edilir. Bu dağda sırrı olur gider.

Seyit Mahmut Hayrani

Pir Baba İlyas ve üç oğlunun asılmasından sonra ( Yahya, Mahmut, Halis ) dördüncü oğlu Seyit Muhlis küçük olduğundan mürşitlik postuna oturamadığından en yakın akrabaları Hacı Bektaş Veli ve Seyit Mahmut Hayrani idi. Birisinin mürşitlik postuna oturması lazımdı. Çünkü mürşitlik postu aynı soydan olan ve maneviyatı ile de en uygun olan evlada verilir, Allah’ın takdiriyle.
İşte bu keramet olayı bundan ibarettir canlar, müritler ve pirler, Hacı Bektaşi Veli ve Seyit Mahmut Hayrani güzel bir ‘’düello’’ ‘’yarışma’’ya diyelim artık giriyorlar. İkisi de ermiş, hakikat kapısındalar, keramet sahibidirler, o keramet anında karşılaşmada, Allah Hacı Bektaş Veli’yi mürşitliğe seçilmiştir. Seyir Mahmut Hayrani de bunu kabul etmiştir. Beraberindeki 300 Dervişi ve orda bulunan erenler de Hacı Bektaşi kabullenip ve mürşit seçmişlerdir. Beraber bağdalanıp cem yapmışlardır görevler belirlenip verilmiştir.
1240’larda baba İshak Alevi Türkmen isyanlarında Selçuklular inanılmaz alevi katliamları yapmışlardır. Hacı Bektaş-ı Veli, Sarı Saltuk, Mahmut Hayrani, Ağu İçen (Karadonlu Can Baba ) ve daha nice erenler Dersim bölgelerinde saklanmışlardır.
Selçuklular 1243 de Moğollara yenik düşmüşlerdir. Ve tekrar Pirler falietlerine başlamışlardır. Bu zatların hep bir arada olmaları tesadüf değildir yakın akrabadırlar amaçları aynıdır yol aynıdır.
Seyit Mahmut Hayrani Kureyşan Ocağının önemli evlatlarındandır. Seyit Haydar Gazi soyundandır. Ehl-i Beyt’in yolunda çok mücadeleler vermiştir. Hacı Bektaş Veli ile Pir Baba İlyas amcaoğludur. Seyit Mahmut Hayrani Pir Baba İlyas evlatlarındandır. Hacı Bektaş Veli ile Seyit Mahmut Hayrani sürekli yakın ilişki de bulunmuştur, farklı bölgelerde de olsalar merkez Hacı Bektaş Veli Dergâhı’dır.

Kureyşan Aşireti
Kureyşan aşireti 7-8 kabileye ayrılmıştır. Hüsenan, Golan, Kalyan, Dalyan, Alyan, Haman, Süleymanan, Çıtan, Kodan, Seyhan, Gaziyan bu kabilelerden başlıcalardır. Bilge kişiliği nedeni ile çağında saygı duyulan insanlar arasında yer alır. İlk olarak Adıyaman’a (Recep-Bistikan Yargucı ailesi ataları)yerleşen aşiret daha sonra Bingöl, Erzincan, Tunceli, Erzurum ve Elazığ’ın köylerine yerleşir.
Günümüzde Türkiye’nin pek çok köyüne ve ilçesine bu aşirete mensup insanlar hakimdir. Afyon’da, Adıyaman’da Tunceli’de ve birçok il ve ilçede Kureyş Dede türbesi ile ölümsüzleştirilmiştir. Bu aşirete bağlı köylerden bazıları Elazığ ili Karakoçan ilçesine bağlı Akkuş köyü, Bingöl Kiği’ye bağlı Nacaklı (Avtinik) köyü ve Tokat’ın Almus ilçesinde Dersim kökenli köylerde bu aşirete mensup kişiler vardır.
Anadolu’daki mevcut seyit ocaklarının içinde en eski tarihli şecerename bu ocağın elindedir. Veriliş tarihi 1232 yılında şecereyi Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad onaylamıştır. Gerek Anadolu Selçuklu Devleti, gerek Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk yıllarında hürmet görmüştür. Sonraları Osmanlı Devleti’nin İran’la giriştiği mezhepsel siyasi mücadele sırasında yukarı Murat havzasındaki Alevilerin dini önderi olan Kureşanlılar Safevi Devleti’ne yakınlıklarından ötürü Osmanlı’nın Sünni uleması tarafından dışlanmıştır. Şah Veli İsyanı ve Kalender Şah İsyanına destek vermişlerdir.

Kureyşan Ocağı

Bu ocak kesinlikle Seyitlerdendir yani evladı Resullerdir. Bu ocak Aleviliğin yayılmasında örgütlenmesinde büyük görevler almıştır. Her tarihte, bundan ötürü de çok talip kitlesine sahiptir. Türkiye’nin her bölgesine yayılmıştır, son dönemlerde, siyasi, politik, geçim, sebeplerinden dolayı birçok ülkede Kureyşan ocağı evlatları bulunur.
Hacı Bektaş-ı Veli’nin postuna oturduğu Sulucakarahöyük’teki merkez tekke tarihler boyunca yağmalandığından ve en son 1924’lerde Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Üzerine Kanunuyla dokümanların yakılıp yok edilmiştir. Kalanlarında el konulup gizli arşivlerde ortaya çıkarılmadığından dolayı, ocakların babadan oğula vasıflı olan seçilmiş evlatların kesintisiz isimli soy şecerelerini bulmak çok zor, ama önemli olan kilit noktaları bulup açıklığa çıkarmaktır.
Sonuç da seyidin evladı Resul ocakzadeler toplumu şahitliği ile günümüze taşımışlardır. Toplum da, talipler de, onları kabullenmiş beraber yol sürmüşlerdir. Umarım gelecekte yeni belgelerin ortaya çıkması ve Osmanlıca bile Alevi aydınlarının sayısının çoğalması ile saklanan bu arşivlerden yeni belgelerin bulunması ile bu zorlu dönemi de atlatır tekrar tam anlamıyla pir talip ilişkileri yeniden düzenli bir şekilde oluşturulur.
Kureyşan ocağı kalabalık bir talip kitlesine sahip olmasının nedeni, verdiği mücadele ve hizmetlerinden dolayıdır’ Alevilik de pir ve talip ilişkilerini en güzel şekilde günümüze kadar taşıyabilmişlerdir. Bazı bilgiler bu ocağın İmam Musa-i Kazım’dan ayrıldığını söylüyorlarsa da İmam Musa-i Kazım döneminde ( M. 745-799 ) Anadolu’ya göç yoktu. Aksine İmam Rıza’nın Horasan’ı irşat etmesi sonrasında Anadolu’ya göçmeler olmuştur. Üstelikte Seyit Mahmut Hayrani ve Hacı Bektaşi Veli ile akrabalık bağı, asırlardır anlatılan bu iki zatın amca çocukları oldukları bilinmektedir ve bu akrabalık bağı, İmam Taki üzerindendir.

Nişabur Dergahı Piri Seyyit musa nın üç oğlu:
Seyyit Ali, Seyyit İbrahhim Sani, Seyyit Haydar Gazi

Seyit Haydar Gazi Kureyş’dir ocak bu koldan imam Taki ye bağlanır. Halen Dersim ve diğer bölgelerde de Kureyşan ocağının Gaziler kolu vardır.
Kureyş Baba (Haydar Gazi) gelen Moğol tehlikesinden dolayı, Nişabur’dan ayrılıp günümüzdeki İran topraklarında olan Hoy kentine yerleşiyor, kardeşleri ile Seyit Ali ve Seyit İbrahim Sani ile beraber bir süre orda kalıyorlar bu zatlar. Seyit Haydar Gazi oğullarıyla beraber Anadolu’ya geçiyor mekân tuttukları yerler; Malatya, Palu(Elazığ), Dersim bölgeleri bir kaçıdır.
Kureyş kelime anlamı Farsçada yazılışı KHORAZAN yani günümüz Türkçe’sinde HORASAN dediğimiz bölgenin adıdır anlamı <> dir. Halk arasında farsi dilinden ayrılma, Zazaca diliyle bu ocağa ( Quresan ) denilir. Bu da tesadüf bir rastlantı değildir. O, bölgeden geldikleri için ocağın evlatları bu ismi kullanmışlardır. Zamanla farklı lehçe ile farklılaşmıştır.
Günümüze kadar gelen ocakların çoğu değişik isimlerle anılmaktadır, ortalama 200 civarında ocak olduğu söylenmektedir. Oysaki bazı ocakların evlatları yola verdikleri hizmetlerinden mücadelelerinden dolayı ve aldıkları desturlardan gösterdikleri kerametlerinden ötürü bu pirler dergâhlarını kurup mürit yetiştirmişlerdir.
Günümüz de ayrı ocaklarmış gibi aktarılmışlardır. Ve önemli bir noktada dönemin şartlarına tehlikelerine göre de bazen izlerini kaybettirip başka yerlerde başka isimle mücadelelerini sürdürmüşlerdir. Sonuçta bu ocaklar aynı kökün görev ve bölge taksimatı olarak ayrılmaları onların farklı ve bağımsız ocak olduklarını göstermez. Üstelik hepsi bir kökten akrabadırlar. İşte Kureyşan Ocağı da bunlardan bir ocaktır ve Hünkar Hacı Bektaşi Veli’nin amca oğlu yani öz akrabasıdır.

İmam Taki’ Den Ayrılma Kardeş Ocaklar
Pir Baba İlyas’ın Babai İsyanından sonra toparlanan ve Hünkar Hacı Bektaş Veli’ye bağlanan ocaklar.
· Hünkar Hacı Bektaşı Veli Dergah,
· Abdal Musa Ocağı,
· Kureyşan Ocağı,
· Güvenç Abdal
· Kolu Açık Hacım Sultan Recep Seyyit Ocağı,
· Kızıl Deli Seyyit Ali Sultan Ocağı,
· Karaca Ahmet Ocağı,
· Baba Mansur Ocağı
· Hüseyin Abdal Ocağı,
· Hasan Dede Ocağı,
· Hıdır Abdal Ocağı,

Kureyşan Ocağının Dersim Ve Bölgesinde Çoğaldığı Evlatlar
1.Seyyit Hüseyin
2.Seyyit Mevali
3.Seyyit Ali
4.Seyyit Gülabi
5.Seyyit Gazi

Kureyşan Ocağına Bağlı Aşiretler Ve Talipler
1. Are-İ Aşireti
2. Alan Aşireti
3. Arap Tahir ( Çakır Tahir? ) Aşireti
4. Bahtiyar Aşireti
5. Beritan ( Rutan ) Aşireti
6. Badılan Aşireti
7. Baba Mansur Ocağı[3]
8. Çar-Er-Kan Çarekan Ocağı
9. Çalfar Aşireti
10. Deman Aşireti
11. Dada ( Dedo ) Aşireti
12. Hıran (Harran ) Aşireti
13. Hurmekan Aşireti
14. Haydaran Aşireti
15. İzol Aşireti
16. Kolan Aşireti
17. Lolan Aşireti
18. Karsan ( Karsano ) Aşireti
19. Mardini ( Medin ) Aşireti
20. Masık Aşireti
21. Milan ( Millet ) Aşireti
22. Sür Aşireti
23. Sad Aşireti
24. Zudolyan Aşireti

Kureyşan Ocağının Dersim’de Yerleşim Yerleri
1.Ağaşenliği- Pülümür
2.Aktaş –Ovacık
3.Ambar- Merkez
4.Aşağı Doluca-Nazımiye
5.Güneyçik-Nazımiye
6.Ballıca-Nazımiye
7.Sarıbudak-Pülümür
8.Başkaleçik-Pülümür
9.Çağlayan-Pülümür
10.Illısu-Nazımiye
11.Aşağı Çanakcı-Mazgirt
12.Çalkıran Merkez
13.Çulur-Merkez
14.Pınar-Merkez
15.Büyük Yurt-Nazımiye
16.Elmalı-Pülümür
17.Turnayolu-Nazımiye
18.Büyük Yurt-Nazımiye
19.Halit Pınar-Ovacık
20.Güzel Pınar-Nazımiye
21.Baba Ocağı-Merkez
22.Yazgeldi-Nazımiye
23.Yakaçık-Nazımiye
24.Kopuzlar-Merkez
25.Dallıbaba-Nazımiye
26.Köklüce-Mazğirt
27.Günlüçe-Nazımiye
28.Kenyalı-Pertek
29.Kıklar-?
30.Üçdam-Merkez
31.Batman-Merkez
32.Aslan Yurdu-Merkez
33.Ünven-Pülümür
34.Kangalı-Pülümür
35.Nüşüt-Merkez
36.Uzuntarla-Merkez
37.Yukarı Çanakçı-Mazğirt
38.Yerizik-Pülümür
39.Efe Ağılı-Pülümür
40.Karşılar-Merkez
41.Baylık-Merkez
42.Aktuluk-Merkez
43.Şahverdi-Ovacık
44.Alaçık-Merkez
45.Sumak-Pertek
46.Senek-Pülümür
47.Çevreçik-Nazımiye
48.Alacık-Merkez
49.Gömemiş-Merkez
50.Bostanlı-Nazımiye
51.Uzuntarla-Merkez
52. Kozulça-Hozat
53.Boydaş-Hozat

Hak yolumuzu bu pirlerimizin yoluna çıkarsın bizi. Aşk ile…
Mehmet Özgür Ersan[4]

Kaynak :
1) Hacı Bektaş Veli Velayetnamesi Can Yayınları
2) R. Yörükoğlu, Okunacak En Büyük Kitap İnsandır, Alev Yayınları, Beşinci Basım, Nisan 1995
3) Doç. DR. Bedri Noyan, Bektaşilik Alevilik Nedir? Ankara 1987
4) Celalettin Ulusoy, Hacı Bektaş Veli ve Alevi Bektaşi Yolu,
5) Hacı Bektaş 1980
6) Baki Öz, Alevilik İle İlgili Osmanlı Belgeleri, Can Yayınları, Birinci Baskı, Ekim 1995
7) İsmail Kaygusuz, Görmediğim Tanrıya Tapmam, Su Yayınları, İstanbul 2000
8) Ahmet Refik, 16. Asırda Rafızilik ve Bektaşilik, Muallim Ahmet Halit Kitaphanesi, İstanbul 1932
9) Çetin Yetkin, Türk Halk Hareketleri ve Devrimler, Milliyet Yayınları, İstanbul 198
10) Sarı Saltuk Saltukname Can Yayınları
11) Mehmet Özgür Ersan Anadolu’nun Devrimci İsyanları Tilki Kitapevi

Notlar:
[1] Bugün ki Nevşehir’e bağlı Hacıbektaş Kasabası
[2] İran’a Arapların verdiği isim
[3] Kureyşan Ocağının da onlara Bağlı olduğu söylenir.
[4] Hacı Bektaş Veli Ocağı Kalender Abdal Çelebi Ocağı seyitlerinden.

One thought on “Hünkâr Hacı Bektaş-i Veli ve Hacı Kureş (Seyyid Mahmut Hayrani) arasında Mürşit Kimdir?

  1. Hacı Kureyş ile Baba Mansur arasında yaşanan olayı tasvir eden bir resim
    Kazım balaban’ın ”Ehlibeyt’ten Dersime” adlı kitabından alıntıdır.

    Tunceli ili Mazgirt ilçesinin doğusunda Darıkent (Muhundi) Bucağı’nda ünlü Alevi evliyalarından Baba Mansur’un yürüttüğüne inanılan bir duvar bulunur. Muhundi bulunan bu ziyaretin anısı nedeniyle Dersim ve çevresinin en ünlü ziyaretgahlarındandır. 

    Ali Kemali’ye göre Baba Mansur Dedeleri seyyidlerdendir, kolları yoktur, üç büyük kabiledir. Bir kabilesi Mazgirt kazasının Darıkent (Muhundi) bucağında, İkincisi Pülümür’ün Tahti ve üçüncüsü yine Pülümür’ün Gersinot köylerinde bulunur. Gersinot’ta oturanlara Şahverdi Evladı derler ki, Sivas ve Koçgiri aşiretinin seyyitleridir. (Ali Kemali 1932: 193) Bu seyyitler ayrıca Erzincan’ın Kısmikör ve Erdene, Pülümür’ün Seyyitler Kapiri ve Tahsini köylerinde bulunurlar. 

    Mazgirt kazasında da vardır. (Ali Kemali 1932: 184) Bir araştırmada Tunceli Pülümür Yeldeğen Bucağı’nda Şah Mansur’un evlatlarının türbesinin ve Sivas Zara Kızılkale Köyü’nde de Baba Mansurluların bulunduğu ifade edilmiştir. (Clarke 1998: 205)Baba Mansur’un Horasan’dan geldiğine inanılır. Halk Cuma akşamları buraya toplanır, kurbanlar keser, cem yaparlardı. 

    Baba Mansurun bilinen en ünlü rivayeti şöyledir. Bir gün Baba Kureyş (Hac-ı Kureyş )vahşi bir ayıya binmiş ve bileğine de bir yılan dolamış, onunla ayıyı kamçılayarak yürütmüş. O sırada duvar yapmakta olan Baba Mansur ise bu duvara binerek Baba Kureyş’e doğru yürümüş. Kureyş Baba bu mucize karşısında hayran olarak “Sen taş duvara can verdin.” diyerek, Baba Mansur’un eline sarılıp öpmüş. Baba Kureyş Ocağı’nın talipleri, Kureyş Baba’nın Baba Mansur’a bağlılığı üzere, Baba Mansur Ocağı’nın da talipleridir. 

    Yüzyıllardır Kureyşan Ocağı Dedeleri’nin mürşidleri de Baba Mansurlu Dedeler olmuştur. Pir ve seyitleriyle birlikte Koçgiri ve Hiran aşiretleri de Baba Mansur Ocağı’na bağlıdırlar. 

    Baba Mansur Dedeleri , Kureyşanlar , Şavalanlar , Arelliler , Gaboranlılar , Butkanlılar Aşiretlerine Dedelik ve Lolanlılar, Çarekanlılar ve diğer aşiretlere de mürşidlik yapmaktadırlar. Yine Darıkent yakınlarında bulunan Şöbek, Lödek, Küpük Köylerinde de Baba Mansurlu seyyid aileleri vardır. Bir bölümü çeşitli nedenlerle Tunceli dışındadırlar ve özellikle de Sivas’ta yoğunlaşmışlardır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir