inilti

kağıt toplayıcılarına

bir yıldızdan düştüm yalana yaklaşmayayım
bende kılığımı değiştireyim sıçan kürkü, karga tüyü takayım
çapraz çomaklar ne yöne yel o yöne daha yakın olayım
alaca karanlık ülkesinde
bu ölüler ülkesinde ölünün sırtındakini alayım
bu kaktüs, burada taştan putlar geri de kaldı
kağıt toplayanlardan kağıt çalayım yalnız ben satayım
yükselir burada zenginlik herkesten bir şey alayım
mesela kediler köpeklerden çöple beslenenlerden çöpleri çalayım
yer altına çöp deposu yapıp ben toplayıp ben satayım
aman kimse çöpten beslenmesin aman ha
suriyeli çocukların elinden çöpten topladıkları ekmeği kapayım
bir bir tüm ölülerin ellerinin yakarışlarını
solan bir yıldızın pırıltısını çalayım
hep böyle midir ölüm
öbür ülkesinde de hayatın
yalnız uyanışlar titrerken avuçlarımda
sevecenlikle sunar kırık taşlara tarih umut
burada değil gözler burada göz ne gezer
burada ölen yıldızlar vadisinde
kırık çenesinde yitik ülkemin çocukların umutları
burada el yordamıyla yaşam
burada yığılmış kıyısına bu kabarmış nehrin
görmeyeceğimiz kadar yüksek bir nehrin son çığlıkları
beleren gözlerimizle yutkunduğumuz sabahlar
burada katmerli zulümler
burası alaca karanlığın ölüm ülkesi
işte tek umudum boş adamlar boş bomboş adamlar
aylaklar, lümpenler sokağın sesi olanlar
çöpten ekmeği çalınanlar
kağıt toplaması yasaklananlar
düşünceyle eylem arasına düşer o gölge
mazlumlarının öç gününün gölgesi
hayatın coşkuyla yanıtı arasında
dipten gelen bir sesin uğultusu
düşer gölgesi açım açım aç diyenin
çünkü senindir hayat
senindir o elinden çalınan
işte böyle kopar kıyamet
gümbürtüsüyle değil iniltisiyle mazlumların

Mehmet Özgür Ersan 25.01.2016 kartal

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir