• Çocuk Hayırlama Gülbankı

  • kimin için sanat

  • gül yaprağı gibi akardınız /bir nehrin derininden

  • Eleştiri ve eleştiri türleri

Gülün Duası Neydi?­

Sen gül ki bu vakit ­de Ey gizemli gül­ Büyüsün duasıyla nice annenin Yeryüzünün tüm gülle­ri Hâlâ kesik birçok ağ­acın her yeri Yalnız bıçak izleri ­değil gövdesinde Kavuşamamış binlerce­ sevdalının Yürek burkan izleri­ Kök salan çınar bu y­abanda Uykulu bacaklarını s­almışsa Toprağa­ Hâlâ don topraktaki ­kökleri Hiç bir şeyi sezemez­ şu an Sende ki feryadı­ […]

kırlangıçlarda üşür

I biten türkü gibi/ uzaklaştı bırakıp / yosunlu kapıları geride kırlangıçlar uçar çıplak dallar üzerinden yaşamak/bunca güzelse hürriyet aşkına savaşılır sevgili inanca taptaze yaşama kaldığın/ yerden başlanır II köşe başını tutan/ leylak kokusu bırakmıyor yakamı eski ellerim nerede/ kim bilir sevgiliye çiçek deren bir damla sıcaklık dişli ankara rüzgarlarından kalan avuçlarımda koruduğum/ bugüne kadar geceye […]

gün görmüş serçe

öyle garip bir makine ki bu yaşam denen büyük saat yitirmiş mihrabını zamanın mabedinde bir ülke yanlış secdelerde eğil eğil bunalıyor dillerinde eski bildik rüzgârla salyangoz gibi kireç boyalı evlerinin kabuğuna çekilip düşleyen direnen konuşan yanlarını budayıp bir kent karşıladı beni kuşkunun kuyularında evlerine çekilmiş yenildikçe durmadan bir şeyler satın alıyor yıpranan yerlerini yeniliyor kadınlar […]

kırgın yalnızlar bahçesinde

uykusu sızar dalgınlığından gül kurusu acı bir barut kokusu genzimde tatyos efendi çalıyor dalları kıran kaysı bahçeleri uzak dağlara çekilmiş umut saklı saklı parlıyor dalgındım oysa o gün/nasıl da sevdim ne iştir son yalnızlığa/ermişken kalbim kalırsa gözlerinin/yaldızı benimle üşür karanlıklar boğucu bir sessizlikle/ateşten goncalar duvarları çatırdatır gördüm sessizce/haydarpaşa’ ya karşı lacivert ıssızlığı yaran gül bir […]

erik ağacı

yel kırık yelken kırık mavi yabanda karartmışlar sabahları geceler batak ben sövmenin ustasıyım bir eskici dükkanı var gözlerimin içinde çökerse bu yıkıntı gelip kimler kaldıracak sözleştiler buluştalar söyleştiler birleştiler ne bitmez tükenmez laf ambarı imiş masal bitmedi gitti aşk değil mi ki oyuncularından birinin özgüvenin sarsıldığı ve yitirdiği korkunç oyun sanırım kimse kendinden nefret eden […]

Kurtuluş

tanrının sureti olsanda zor anlar yaşayacaksın ey insanoğlu duvar örüldü sana demirden perslere gereken kudret verildi zülkarneyn’e doğu’nun batı’nın anahtarı tanrı neyi yüceltir biliriz erittik demirden duvarı açıldı kapı sessiz gecede sevgili burada hür yaşama hasreti doğaya derin bakış inanırsan insanoğlu insan emeğiyle iveşir tanrıyla /yanılmasın insan bu yalancı sözlere bunlar tanrı kelamı değil tanrı […]

Erguvanlı hare

Her bahar namlusuna Kiraz çekirdekleri sürülmüş Aklını oynatan Zurnasını kaybetmiş bir Abdalan’ım Salacak’ta yosunların üzerine Denizin sokak çocukları konar Bahar çarpmış Yeşil yosun kokuyor Sarı saçların Deli ediyor maviyi Dalların uçlarında tomurcuklar Düşmüş sanki erguvanların içine Çobansız kalmış tekneleri güdüyor ay Şakaklarımda ötmeye başlıyor Nabzımın kızıl serçesi Yaprakları akan bir ırmağa dönmüş yatağımız Boğazda erguvan […]

durgun deniz -Mehmet Özgür Ersan

bir güzel orda­ bir gül yüzlü hep orada­ değiniyor ruhuma­ o kadar yakın ki bazen­ bazen o kadar uzak­ bir gül yüzlü­ erguvanların yapraklarında­ gezinen karıncalar­ yusufçuklar­ demire tutunmuş sakız sardunyalar­ yitirdiklerimiz yavaştan yağan yağmur­ yaslanılan yaslı yürekler­ yavaşlayan yoğun yeis­ benim umutsuz yolum­ bittiği yerde başlar­ korumaya çalış onları­ şairleri, delileri bir de meczupları­ […]

Ispinoz

Ölmek Susuz tarla kuşları gibi Ilgında Konduğu ilk dalda Denizleri aşan kırlangıçlar Artık uçmayı özlemediğinden Yaşamamak Kör bir ispinoz gibi Acılar içinde O geldi denize karşı durduk el ele Yosun kokularına karışan Deniz tuzu kokan saçlarıyla Mehmet Özgür Ersan

Kır Çiçeği

Ah bu yaz günleri Adsız önemsiz dağları Bürünmüşken sabah sisine Nasılsa deliyor yüreği Orda menekşeler, kır çiçekleri arasında O geldi o Eteğini binlerce çiçekle savurarak Mehmet Özgür Ersan