Kül ve Boğulma-Mehmet Özgür Ersan

Bir zamanlar bir gece yarısı
Parmaklıklarla kapatmışlardı çığlıklarımı
Sevecenlik ve esinin beni terk ettiği
Korkularımın ve kötü düşlerimin
Yanıp kül olmak üzere olduğu
Konuşmalar bekliyordum ondan
Saçlarındaki tuz henüz tazeydi
Deniz henüz tırnaklarında
Altında mavi bir anlık sevinç
Sessizlikte kaçırılmış bir öpüş
Başlatır müziği elbette
Neyi bekliyor yatakta uzak oluşlarımız
Bedenlerimiz boşluğunda parçalanmış
Ve soğumuş yatağımız kadar duygularımız
Kabartma yazısı artık ellerimizle yokluyoruz müziği
Yağmurun sesini dinle her düşen damlanın sesini say
Ilık huzurla balkonumuzda çiçekler arasında
Bir cigara yak
Dönen anahtar bozsa da sessizliği
Göğsümde kalbim taşır aklım değil
Bir gece ayakta durmanın acısını
Yorgunluktan ağırlaşmış
Dayanırız duvara
Menteşeleri düşmüş bütün pasları
Nasıl söyleyeceğim sana ayın kendi külleri altında
Boğulduğunu koyu bir yalnızlığa mahkumdurlar
Şimdi uzak sevgililer
Kül ve boğulmadan bahsetmiştim sana
Yüreğini açmıştın o gün
Şimdi hor görsen de
Yaşam daha fazlasını sunar kabul et
Küçümsesen de bildiklerimi ve senin katlanamadıklarını
Gecenin soğuğunu hissediyorum
Gözlerim okuyabilir içindeki şeyleri sen söylemesen de
Ince bir ağrı batar dizlerime
Bin parçasına dokunacak korkarım
Umut ederim ki günlerce susuyorum
Senin susman gibi
Saçlarımın dağınıklığını hoş gör
Şimdi otursun
Düşlesin saçlarım hala dağınık
Tırnaklarım uzun
Parmak uçlarımı sürdüm
bu gece bütün acılara
Geçmişe korkulara
Katlanmam kolay olmayacak
Korkuyorum o kapı yasak bana
Yalnız ama kendi kendimle yaşarım
Bu kadarmış mutluluk derim
Görmek istemediğin beni
görmek zorundayım oysa aynada
Gözlerinden çıkıp giden bütün
yüzler gibi o yüzde bıraktı beni

Mehmet Özgür Ersan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir