Mezopotamya eski bir ıslık keskin kesif-Mehmet Özgür Ersan

Uykumun camlarına çarpar en korkunçları
Bir kanat açmasınlar çığlık çığlık delinir
Zalimin kanlı avuçları
Kırık aynalarda balkısa da gün kızıllığı/ kanma
Başka bir ömürde yaşanmışlardır/ mayası kederden
Yeniden başlamak mı /aynı yanılgılara düşmek için
Gözlerinde biriken pus/ ağzındaki bakır çalığı
Aynalarda bırakılmış nice yüz birikintisinden
Sonbahar penceresinde o / kimsesiz bahçelerde
Besbelli yalnız dolaştığın
Duyular ardında bıraktığı/ hayallerin gürültüsü
uğultulu loşluklarından/ sonbahar gelir
Avcunda küçülür evren/ sana dar gelir
Her yıldız başlı başına bir sonsuzluktu
Nasreddin-i Tusi’nin mezarlığında
Yine dönmüş eski yalnızlıklarına
Acı içinde Ortadoğu’nun sokakları
Mezopotamya eski bir ıslık keskin kesif
Son güvercinlerde öldü sokak ortasında
Ya ayakkabısının altı delik ya ayağında terlik
Başında mutlak kızıl bir karanfille
Bütün antenlerde telaş telaş/ alarm ıslıkları
Bilmek gerçi önemli asıl iş anlamakta
Orada olmakta hiç olmazsa yürekte
En katlanılmaz ve en kemiklisi
Çıplak doğanla şu ölen hep aynı bu coğrafya da
Karanlık pıhtılaşır ufuklarda / ufuklarda kirli bir kan gibi
İnsanların iki bin yıllık öfkesi bu / umutlardan imbiklenmiş
En sapa nehirler denizlere kavuşur
Eski bir deprem kımıldanır iç kulağında doğunun
Ney küdüm ve nekkare ve yaldızlı aslanağızları
Bedreddin’in suyundan iç Mezopotamya
Doldur kanlı üzüm salkımlarını
Saltanatlı çardaklardan sakın
Eski begonyalar da ağlamaktadır kardeşlerin
Önce deniz yaşlı bir güzelliktir gözüne
Sonra bulur örtünür eşitlik bu topraklarda en güzel giysisini
Sonra sokak lambaları daha solgun görünür
Doğan şafağın ışığında
Günler değil kısalan senin ömründür zulüm
Gitmekle kalmak arasında kararsız yaşlı bir bunaksın
Hiç ummadığın anda aydınlanıyor
Doğunun sokaklarında apansız aydınlanıyor
Kızaran kanlı şafakla gelecek güzel gün düşü

Mehmet Özgür Ersan 16.12.2015 Kartal

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir