Aleviler neden camiye gitmezler ? Neden Namaz Kılmazlar ?

Kuran’da namaz kelimesi geçmez. Namaz kelimesi bize farsçadan geçmiştir. Farsça da namaz meditasyon anlamına gelir. Kuran’da Namaz kelimesi yerine Salåt kelimesi vardır. Salat’ın Arapça’daki karşılığı destek,hayır, dua, niyaz anlamlarına gelir.
Ehli Sünnete göre, Allah, namazı farz kılmıştır. Bu nedenle, sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı olmak üzere günde beş vakit namaz kılınması gerekir. Oysa Kuran hem beş vakit hem bu vakitlerde kılınan namazın sadece kıyam ruku ve secde olarak şekli vardır. Gerisinde ne okunacak ne kadar kılınacak bilinmemektedir.
Oysa kuranda durum çok açıktır “ Onlar ki, ayakta iken, otururken, yatarken Allah’ı anarlar; Göklerin ve yerin yaratılmasını düşünürler de derler» (Âli İmran Suresi, ayet 191)”
Allah’a, her tarzda ibadet edilebileceğini, Kur’an-ı Kerim’in bu ayeti açıkça gösteriyor.
Bu nedenle Aleviler, sadece belli zamanlarda, belli şekillerde cennete gitmek için değil, her yerde, her zaman Allah’ı anarlar. “HAK-MUHAMMED-ALİ” üçlüsü her zaman, her yerde dillerinde ve gönüllerindedir.
Bu ise bize namazın yani gerçekte saladın her yerde her an ve daima olması gereğini çıkarır ki ; Alevi Bektaşilerde salad-ı daim vardır. Her an Hakkın huzurunda olma halidir.
Cami’ye gelince burada da caminin aslı mesciddir. Mescid sadece ibadet edilen yer değil toplum olaylarının görüşüldüğü birlikte lokma yendiği muhabbet meclislerinin kurulduğu ve evsiz suffa ehlinin kaldığı yerdir. Kısaca Peygamberin mescidi ile bugün ki cami de birbirine uymaz.
Aleviler, Topluca ibadetlerini Ayn-i Cem ’lerde yaparlar. Burada birbirlerine sırtını dönerek değil, halka şeklinde, cemal cemale (yüz yüze) gelmek suretiyle otururlar. Buna, halk arasında halka namazı da denilir. Bu oturuş şekli, insana ve Hakk’a duyulan saygı ve sevgiyi ifade eder.
Aleviler Kabeyi, Hak evi olan insanın gönlünde ararlar, başka yerlerde değil.
Hacı Bektaş Veli, gerçek Kabenin insan olduğunu; insanın insana ve insanlığa yönelmesi gerektiğini, şu dizeleriyle ifade etmektedir:
– Ellerin Kabesi var,
-Benim Kabem insandır.
Alevi-Bektaşi ozanlarından Edip Harabi (1853-1915), bu konuyu şöyle dile getiriyor:
Du­va­ra kar­şı secd et­mek bi­ze ne ha­cet
Bi­zim na­ma­zı­mız­da Al­lah ima­m›­mız­dır.
İbadette gösteriş ve şekilciliğe kaçanlara, H.Bektaş Veli şöyle diyor :
Her ne ararsan kendinde ara/ Mekke’de, Kudüs’te, Hac’da değildir./ Dinine dizlerin­le de­ğil, gön­lün­le bağ­lan.
Peki Aleviler neden camiye gitmezler ?
Camiye aslında mescide gidilmez, namaz kılınmaz /yani salad edilmez diye bir yasaklama yoktur. Gidenleri de, gitmeyenleri de kınamazlar.Herkes dilediği yerde, dilediği şekilde, özgürce ibadetini yapabilir, başkasını da rahatsız etmemek suretiyle.
Tarihsel olarak, Alevilerin camiye gitmeyişlerinin başlıca nedeni, Hz.Ali’nin mescitte ya da mescide giderken şehit edilmesi ve daha sonrasında ise Emevi halifeleri döneminde, Muaviye’den Ömer bin Abdül’Aziz’in zamanına dek, camilerde Ehl-i Beyt’e, yani Ali evladına küfredilmesinden ve kötülükler yapılmasından kaynaklanır.

Abdal Yesari

Mehmet Özgür Ersan

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir